Kardan Uzak Haşlanmaya Yakın Kurbağalar 2021’de

Çoktu umutlarım özgürlüğü göreceğim diye. Kar tanecikleri kadar çoktu.
O, özgürlük ve saygı dolu kar tanecikleri yağışta yol alırken birbirine bile değmeye kıyamazlardı.
Bütün gece bekledim ve güneş doğdu. Benim özgürlüklerim eriyip gitti.
Sizlere karın sırtıma ağırlık ettiği yükle, yılbaşı yazımı kaleme almak zorundaydım.

Yılbaşında, Akrep Nalan karlar yağsa da her düştüğünde, mutlu olsa kahkaha atsa.
Ülkemizde hızla azalan kar yağışı için söyleyecek çok sözüm var;
ama şikayet merciine şikayet merciini şikayet edemem ki!
O yüzden, azıcık eski yılbaşlarına hasretle yazıyorum.

Her yılbaşı kartpostallarında kar ve kardan adam resimleriyle,
renkli ve eğlenceli görüntüler geliyor aklıma.
Yılbaşına doğru alınan kartpostallar ve eve gelen postacılardan zarflar.
Mutlu olacağımız güzel dilekler ve sevgi dolu sözlerle biten küçük notlar.

Ne güzeldi eski zamanlar.
Nostalji gibi aktarmama şu an üzülüyorum.
Ben çocukken, muhakkak her yılbaşı gecesi kar yağardı.
Bu sayede, yılbaşılar tertemiz başlardı.
Mis gibi yeni yıla, her yer bembeyaz ve ölen mikroplarla girmek. 

Yeni yılın başlamasına son dakika kapı önünde olup,
son saniyeleri komşularla çığlık çığlığa saydığımız
o günlerden bu günlere hiçbir eser kalmadı.
Şu an komşularımızın çoğunu tanımıyoruz ki birlik olup eğlenelim.

Sahi en güzel yılbaşı programı hangi kanaldaydı,
izlemeye kararsız kaldığımız programlar da yok.
Televizyon izlemeyi özledim.
Bir zamanlar siyaset ne izleyeceğimize karar vermiyor,
biz de evimizde eğlenebiliyorduk.

Senede bir gün kaderimiz değişerek, şansımız Milli Piyangolarda dönebilirdi,
her yıl hevesle aldığımız biletler, yıllardır belirlenmiş ceplere dönüyor.
Hala, bu olaylardan haberi olmayan yoksullar; bilet alıp zenginlere ceplerinden aktarıyor.

Bu yıl kaç kişi çatısız soğukta yeni yılına başlayacak,
peki kaç kişi evine gerekli ve yeterli gıdaları alamayacak;
peki kaç kişi artık yeni yıla giremeyecek ve kimlerin gözünde yaşlar dolacak.
Pandemi sürecinde çok eve de kar yağdı. 

Sahi her sene ömrümüzden bir yılı tamamlamış oluyoruz ve
yine de kutlama yapmak için ki yeni yıla mutlu girersek,
seneye ayağını sürükletecekmişizcesine inançla.
Mutlu olacak başka şey olmuyor muydu da asırlardır,
insanlar kutlama bahanesi mi ürettiler.
Ben her yıl sonunda, içimden tamamladığım o yıl için buruk başlarım yenisine.

Öyle yüce dağız ki her şeyi kaldırıyor insan da artık, kaldırılmayacak yükte kar ağırlığı.
Kar yok bu sene, nur gibi küresel ısınma dünya çevresinde.

Kuru bir soğuk var evrenden yansıyan.
Evren haklı,
atmosfere zarar verdiğimiz gösteriş için gönderdiğimiz havai fişeklerden.
Dünya beyazlığıyla süslenmiyor ve kirimiz perdelenmiyor.
Bir dağın güzelliğidir kar, bir ağacın, bir çatının ve kardan adamın hatta varoluş sebebidir.
Kardan adamları katlettiler!

Doğa katliamlarıyla hakkını geri kazanıyorken,
kesilen ağaçlara ve betonlaşmaya; iktidarın biletini, biz halka reva görüyor.
Suçlu kim demek yerine, direk coğrafyadan çıkarıyor acısını.
Doğa, buluta su göndermiyor ki mikroplar temizlenmesin diye.

***

Karsız, at iziyle it izi karıştırılmıyor; tek avantajı bu olsa gerek.

Önümüzdeki senelerde, karlar eriyecek ve birçok pislik ortaya çıkacak; hepsini kaldırabilecek miyiz?

Kar ekinin yorganıdır, diye de bir atasözümüz var.
Ekinlere eriyecek ve onlara ilaç olacak yorgan, ülkemizde çok kısa.
Yaza çıkmaz, çıkarmaz bu karlar… 

Kar kış, diye deyimimize çölleştikçe ne diyeceğiz kış mevsimimizle?!.
Oysa ben, kar taneciklerini izlemeyi çok severim.
Kar, geçmiş bir tarihte kalacak bu gidişle.
İlerde torunlarımızın yüzüne nasıl bakıp, nasıl anlatacağız bu günlerdeki kayıplarımızı?
Kar yakın tarihte yaşadığımız bir olaydı, mı diyeceğiz?!.
Yoksa, günahkarlar torunlarımıza karın kirli olduğunu söylediklerinde,
kar topu ile vurulmuşçasına acı mı hissedecek yavrucaklarımız?!.

Biz yerimizde sabit kardan adam misali,
yıkılma işlemini bekler gibi ya da
güneşin önünde sonunda eriteceğini bilir gibi; ne ilginç eylemsiziz!
Karı kaybediyoruz, ses yok! Çölleşiyoruz, tık yok!
Artık lağım sularımızda haşlanırız her halde…

***

Ne yapalım sevgili kurbağalar, bunca şeyin karşısında üşümeyip, nasıl erimeyelim.
Bakın kardan ses yok, kar sessiz!

Kardan biz kurbağalar çok uzak,
kar sularıyla haşlanmaya çok yakın olmuşuz.
Kapatılan aydınlıktan kar parıltısı yerine de o,
mendeburun suratını görünce televizyonu kaparız.
Kapata kapata 2020’yi de böyle kapatır,
yaşadıklarımızı ilerde tam aktarmaz,
mazimizi de kapatırız olur biter… 

Ben kar yağan bir günde doğmuştum,
kar yağarsa yine ve yeniden doğacağım.

Seneye çok eskilerin toplamıyla çok geriden başlayarak,
yine hangi ummadıklarımıza mahkum kalırsak;
bunu istememiştim diye dertleniriz muhtemelen yazılarımızda.
Daha az hayal kurup daha az iyiliğe umudumuz olacak.
2021’de ne savaşlar, ne tecavüzler ne de birçok hırsızlık peşindeki rantçıların eylemleri son bulacak.

Hangi dilek size gerçekten gerçekleşecek tüm güzelliklere kapı açacaktır diye düşününce,
doğaya zararı engellersek, yarınlar olur, yarınlarda bolluk ve bereket için iklim değişikliği ve
küresel ısınma karşısında sağlıklı birlikteliklere ihtiyacımız var.
Ancak bu şekilde, senelerdir kar yağmayan şehirlerimizde kar yağacaktır.
Zengin ve bağımsız bir ülke kaderimiz, mirasımız olan Türkiye Cumhuriyeti bizimdir.

Gerçekleri bilerek doğru yaşamak 2021’de kaderimiz olsun.

Yeni yılda hepimize önce kar yağsın, sonrası nasılsa; iyilik ve güzelliğe gebe olur, dileğimle…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun