Kadın Saygıyı Erkek Kadar Hakediyor!

Sevgili okuyucu, konu bütünlüğünü sağlayabilmeniz için Gündem Arşivi’nde Mustafa Çelebi Beyin 12.10.2019 tarihli ‘’Saç Maç’’ başlıklı yazısına bir göz atmanız gerekecek…

Saç Maç

Öncelikle belirtmeliyim ki Mustafa Bey yazısında İlkay Hanım ile organize çete olduğumuz zannında bulunmuş…
Günahımızı almışsınız, hakkımı helal etsem mi bilemedim doğrusu…

Evet Fuzuli’nin de dediği gibi;

Dôstum âlem senünçün ger olur düşmen bana
Gam degül zîrâ yetersin dôst ancak sen bana

(Dostum senin yüzünden herkes bana düşman olursa, bu dert değil zira bana dost olarak yalnız sen yetersin.)

İlkay Hanım ile dostluğumuz değerlidir. Korkmalısınız. 🙂
Ama size de kıyamam!

Üzülmeyin Mustafa Bey siz de çok değerlisiniz. Erkeklerin beynine oksijen gitmediğini yalancı olduklarını iddia etseniz de biz kadınların yüreğinde herkese yetecek kadar sevgi vardır.

Nihayetinde siz erkeklerde ‘‘evladını kendi gözünden sakınan’‘ bir annenin ellerinde büyüyorsunuz.

Bülent Hanım gibi değerli bir sesi de kadınlar cephesinde görmekten onur duyarız… (Nihayetinde saçını diş macunu ile yıkayacağını düşünmediğim bir kişiliktir kendisi.)

Bu arada Feminizm falan nedir efendim?!. Kadınların Üstünlüğü gün gibi ortadayken!!!

Benim anladığım Mustafa Bey konuyu illa kadınların toplumda ezilmesine taşımak istiyor… Kendisi ince pratik zekasıyla bana bunu hissettirdi ben de topu alıp kaleye koşuyorum.

Naçizane bu konuda bir şeyler yazmak istiyorum. hazır konu ayağıma kadar gelmişken, bu fırsatı kaçırmak istemem.
Diğer kadın üyeler yaz kızım! Demeseler de;

“Anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız…”

Nazım Hikmet

Hani derler ya kadın hakları kanayan yaramız…

Hiç tedavi etmeyi düşünmedikleri bir yara?!.

Neden tedavi etsinler ki bazı vampirler kanla beslenirken ülkemde…

(Tam bu yazıyı yazarken televizyonda bir haber!
Bitlis’de bir ağabey, kız kardeşini intihara zorlamış ve töre cinayetinden yargılanacakmış.)

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

Mustafa Kemal Atatürk

Ayağımızı toprağa zincirlemeye çalışıyorlar hala. Kadın öyle yapmaz kadın böyle oturmaz şöyle gülmez… Ve namus masalları…

Böyle bir Atanın çocukları nasıl oluyor da 100 yıldır hala kadın haklarının savaşını veriyor? Kimse demiyor kadın bu ülke de üretime nasıl katkıda bulunur? Kadın neler başarabilir? (Hoş kadın demeye de gerek yok insan olarak görülsek yeter. Acil durumda kullanılacak buton gibiyiz!)

Nene Hatunlara, Şerife Bacılara haksızlık değil mi bugün ki yaşananlar?

Bugün 16 Üniversitede kadına cinsel taciz destek birimleri kurulmuş. Ne acı bir tablo, insanlık dışı bir savaş veriyoruz.
Üniversitelerimiz kadını korumaya çalışıyor…

Kanunlar nerede? Ne işe yarar? Kimin için var? Kimi korur?

Her gün beyinlerimiz bin yıl öncenin tartışmalarıyla işgal ediliyor! (Eşinizi öldürmediğiniz için tebrik ediyorum diyen sunucu var bu ülkede!)

Şu an bilimle, kültürle, sanatla ilgileniyor olmalıydık. (Tabi papaz eriğini imam eriğine çeviren makinamız var 🙂 ; çok emek veriyorlar bizi çağlar ötesine taşımak için!)

Bir tarafta evlatlarına ‘’çiçeğin de canı vardır’’ diyen bir kültür, diğer tarafta erkek terörüne kurban giden canlar…

İki ayrı kutup olduk. Nasıl koptuk bu kadar? (Burada bahsettiğin kadın-erkek kutuplaşması değil, fikirlerin cinsiyeti olmaz!)

Aynı topraklarda aynı eğitim sisteminin çocukları değil miyiz?

Dünyayı bu kadar uç noktalarda algılamamız tuhaf değil mi?

Mustafa Bey keşke, yurdum erkeklerinin tamamı sizin gibi olsa. Siz ve sizin gibi değerli erkeklerin varlığı biz kadınlara güç veriyor.

Ülkem de rahat rahat, tatlı tatlı kadın erkek atışması bile yapamıyoruz. Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Boğazımıza düğümleniyor. Günlerce gecelerce yazsakta içimizde ki yangın sönmüyor.

Son olarak konuyu nasıl Osmanlıya bağladığımı merak etmişsiniz?(Evinde Osmanlı dizileri izlerken tencereyi tavayı kendine zırh yapan yurdumun sevimli erkek güruhunu anımsadım bir an. 🙂 )

Kadın erkek hep beraber insanca yaşadığımız bir ülke diliyorum.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun