İsyankâr Kurbağa

Çok kıymetli zıplamayı seven Gündem Arşivi dostları, bir yılı daha iyisiyle kötüsüyle sonlandırıyoruz…

Uzun süredir içimdeki İSYANKÂR Kurbağa, yine kafayı bir konuya taktı!

Bu karda kışta hangi mantıkla yeni yıl kutluyoruz!?

Neresi yeni bunun; karakışın ortasında!

Günlük güneşlik bahar havasında, çiçekler açarken, kuşlar ötüşürken, doğa yemyeşilken, kutlamak varken; kimin fikri diye merak edip araştırdım.

Göktürklerde benimle aynı fikirde olacak ki Büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud’un 1072-1074 yılları arasında kaleme almış olduğu Divânü Lugâti-t Türk adlı eserinde belirtildiğine göre, On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ndeki 12 yılın adı söyledir: Sıçan (Sıçgan) yılı, Öküz (Ud) yılı, Pars yılı, Tavşan (Tavışgan) yılı, Timsah (Nek) yılı, Yılan yılı, At (Yund) yılı, Koyun (Koy) yılı, Maymun (Biçin) yılı, Tavuk (Takagu) yılı, Köpek (İt) yılı ve Domuz (Tonguz) yılı. On İki Hayvanlı Türk Takvimi’nde bir gün, 12 eşit bölüme ayrılmıştır. Bunların her birine çağ adı verilir. Çağ, iki saatlik bir zamana karşılıktır. Bir çağ sekiz geh’e ayrılır.

21 Mart yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilip Nevruz kutlamaları yapmışlar. Bilinen Türk tarihi haricinde başka kimler ne zaman yeni yıl kutlamaları yapmış diye merak edince, en eski yeni yıl kutlaması günümüzden 4000 yıl önce eski Babil’de ilkbahar ekinoksuna denk düşen bir zamanda kutlanmaya başlanmış. Yani, onlar da benimle aynı şeyi düşünmüşler…

Yeni yıl dediğin güneşli güzel günleri başlangıcı ile kutlanır…

Eskiler ısrarla baharı yeni yıl kutlaması yaparken, ne zaman karakış yılın başlangıcı olarak görülmeye başlanmış?  ”Hangi sebeple” diye düşünüp kızgınlığım artmaya başladı…

Jül Sezar M.Ö.46 da o dönemin en gözde bilim adamlarına ve matematikçilerine iddiaya göre yeni bir güneş takvimi oluşturttu ve o dönemin Roma Tanrısı Janus’un (ocak demek); kapıyı temsil etmesinden kaynaklı Ocak ayı başlangıç kabul edildi… Yani anlayacağınız bilim kimin elindeyse onun Tanrısı’nın sözü geçiyor.

Gerçi bu takvimden bir süre sonra Janus diye bir Tanrı ortalarda kalmıyor, diğer dinler baskın olmaya başlayınca o da tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gidiyor.

Bu konuda ikilemde kalıyorum. Bir tarafım bilime saygı duy ve bu tarihi gerçeğe haksızlık etme derken diğer tarafım binlerce yıl baharda kutlanan yeni yılı yine baharda kutlanılsın diyor…

İçimde ki bahar aşkı ağır basıyor…

Bir sene boyunca bıkmadan usanmadan sistemde insana haksızlık her şeye isyan ederek geçiren siz sevgili Gündem Arşivi Kurbağalarına sesleniyorum.

Ayaklanalım ve bu kötü gidişe bir dur diyelim! Bilimi acil olarak ele geçirip baharda doğa ile bütünleşerek yeni yıl kutlamaları yapalım!!!

Bir Akdenizli olarak güneş takvimi kullanırken güneşin az görüldüğü, sırf tanrı Janus’un adını taşıdığı için ocak ayında, karda kıyamette eve ya da kapalı alanlara hapsolarak yeni yıl kutlamak istemiyoruz diyelim.

Yüzümü güneşe dönüp temiz oksijen havasını ciğerlerimize çeke çeke yeni yıl kutlamak bizimde hakkımız…

2020 yılını yitik yıl olarak kabul ettiğimiz şu günler de güzel günlerin gelmiş olacağını umut ederek, meraklı, bilgiye açık, aydın fikirli Gündem Arşivi dostlarıyla beraber nice güzel yıllar hep bir arada olmak temennisiyle, yeni yılınız kutlu olsun.

Kaynak:
1-http://serenti.org
2-https://tr.euronews.com/2019/12/31/yilbasi-kutlama-nasil-basladi-31-aralik-1-ocak-gunu-anlami-ne-noel-dinlere-gore-yeri

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun