İstanbullu Bir Yazarın Gözünden Anadolu

”Anadolu alim değildir; fakat ariftir. Kolay tesir altında kalmaz; vakalar karşısında öyle sağlam mantığı, öyle umulmaz sezişleri vardır ki insanı hayrete bırakır.”

Anadolu Notları 1 ve 2, Reşat Nuri Güntekin

Çocukluk hatıralarımın arasında çok özel bir yeri olan, İstanbullu güzel muallim Feride’nin hazin ve bir o kadar romantik aşk hikayesinin içine gizlenmiş, Anadolu insanını anlatan Çalıkuşu Romanının yazarı Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)…

Eserlerinde hakim olan alçak gönüllülük, yalınlık, zariflik okuyucu çok naif bir yolculuğa çıkarır. Sanırım, onun eserlerini anlatan en güzel kelime ‘’Naiftir’’…

Günümüz yazarlarının bir çoğunda bulamadığımız o edebi sanatsal coşkulu tadı Reşat Nuri Günteki’nin kitaplarında bulabilirsiniz.

Sade, anlaşılır, duru ve akıcı dili her yaş gurubunun rahatlıkla okuyup anlaya bileceği; okuyucusuna insanlık onurunu, hayvan sevgisini, acıma,merhamet , şefkat ve unuttuğumuz nice değerleri aşılayan bir Cumhuriyet Savaşçısı…

Bitmek bilmeyen medeniyet savaşımızın yol göstercilerinden… Hala bu medeniyet savaşı veriyor olmamız ne acıdır.

’’Kafayı kitap okumaya alıştırmak,parmakları piyano çalmağa alıştırmaktan kolay değildir.’’

Anadolu Notları 1 ve 2, Reşat Nuri Güntekin

Eserlerinde aile ilişkilerini ve iletişim eksikliğini çokça işler. İletişim  günümüzde de hala çözemediğimiz yaramız, malum bu sene yine PISA’da okuduğunu anlamada 50. sıradayız; sanırım okuduğunu anlayamayan bir toplumun aile bireyleri arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan sorunları çözmesini de bekleyemeyiz.

Reşat Nuri Güntekin’i okurken duygularınızın eğitildiğini hissedersiniz; özellikle teknoloji ile an ve an kaybettiğimiz duygularımız için iyi bir yol göstericidir.(Aslında teknolojiyi de suçlamak saçma sonuçta teknoloji bizi yönetmiyor biz onu yönetiyoruz. Demek ki doğamızda ters giden bir şeyler var ki seçimlerimizi bu yönde yapıyoruz.)

Güntekin, padişahlıktan cumhuriyete geçiş yapan Anadolu’nun bireyini eğitmeyi hedefleri arasına almıştır. Hikayeleri, romanları, makaleleri, tiyatro eserleri günümüz Türkçesinde bile, rahatlıkla okunup anlaşılabilecek bir anlatım tarzındadır. Bir röportajında, okumayı sevmeyenler için tiyatronun çözüm olduğunu düşündüğünü anlatır. Anadolu’nun birçok deyim ve atasözünü edebiyatımıza kazandırmıştır.

Kendisini daha çok Romanlarıyla tanıdığımız Gültekin’in kıymetli eseri Anadolu’dan Notlar ise, bize Türkiye’nin sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını anlatan, gezi ve anı türünde iki ciltlik kitabıdır.

Anadolu Müfettişliği sırasında, gezdiği gördüğü yerleri okuyucusuyla paylaşır. Okuyucunun bakış açısını ve algısını değiştirir. Bu eserini okurken yazarın zekasına ve muhteşem gözlem yeteneğine hayranlık duymamak elde değil. Bazı satırları dönüp tekrar tekrar okumak, özümsemek istersiniz. Yazarın akıcı diline aldanmadan, her satırı düşüne düşüne okunması gerektiğine inanıyorum. Yaptığı tasvirler taktire şayandır. Bütün duyularınız ile kendinizi o mekanda bulursunuz.

”Dostun ikinci tenkidi daha ehemmiyetlidir. Hatta bir bakıma vahim de diyebiliriz: “İnkılâp Anadolusu süratle ilerliyor, yükseliyor ve güzelleşiyor. Ondan bahseden muharririn baş rolü bu terakkinin bir dev parmağıyle çizilmişe benziyen haşmetli grafiğindeki zirveleri belirtmektir. Halbuki sen bu grafiğin eskiyi, fenayı, sakat ve geriyi gösteren aşağı çizgilerde mütemadiyen gecikmekten hoşlanıyor gibisin. Bu terakkiyi hızlandırmak için Anadolu’yu halkın ve bilhassa gençliğin gözüne daha başka türlü ışıklarla narlatmak, ruhları daha başka ateşlerle tutuşturmak lâzım olduğunu anlamıyacak bir insan da değilsin amma bilmem neden böyle oluyor.”

Dostum biraz daha gayret etse bana bozguncu (de-faitiste) diyecekmiş. El ve gönül birliğiyle büyük bir iş başarmağa çalışırken tenkid yapan için hakikaten bundan uygun kelime de yoktur. Yalnız hemen söyleyim ki ben tasdikimle kelimeyi kabulleniyor değilim. Bozguncu yalnız harp yahut dahilî anarşi zamanlarında tesadüf edilen bir insandır. Normal zamanlarda, hele bizim gibi mutlak bir emniyet ve muvazene içinde büyük inkılâbını yapmakta devam eden bir memlekette tenkide sadece tenkid demek lâzımdır. Ve gene müsaadenizle ilâve edeyim ki bu bir yazıcı için haktan daha da ehemmiyetli bir şey, bir vazifedir. İnsanları sevmek gibi memleketi sevmenin de tek şekli yoktur. Aşk vardır ki cezbeye benzer; insana sevdiğini hiç bir eksiği olmıyan bir ideal gibi gösterir. Bu belki aşkın en makbul şeklidir. Fakat öylesi de vardır ki karanlıkta nöbetçi gibi daima pusuda ve kuşkudadır; en ehemmiyetsiz gölge ve patırdıdan evhama düşer. Gene aşkın öylesi vardır ki sevdiğinde kusur görmeye tahammül edemez. İyi giden taraflardan ziyade aksıyan ve geri kalan tarafları görmeğe ve bunlardan endişe duymağa meyleder. Bu nihayet bir kabiliyet ve istidat meselesidir ve zannediyorum ki saydığım sevgi çeşitlerinin hepsi bir memleket için ayrı ayrı lâzımdır; faydalıdır. Ben herhalde bu son kategoriden bir insan olacağım ki aşkın bu tarzını, sakat, geri ve tehlikeliye arka çeviren idealist bir aşka daima üstün tutuyorum.”

28 Aralık 1938

Bu kitapta; Anadolu insanını ve kendi karakterini ortaya koymuştur. Zaman zaman İstanbul ile o dönemin Anadolu’sunu karşılaştırır. Ara ara Anadolu Türkçe’sini de kullanır. Her edebiyat severin kütüphanesinde bulunması gerektiğine inandığım bu kıymetli eseri, internetten okumak isteyenler için link adresini aşağıya not bırakıyorum; fakat benim tavsiyem elinize  kitabınızı alıp, o muhteşem fikirlerin ve tasvirlerin altını çizerek işaretleyerek okumanızdır.

Kaynaklar:

  1. Anadolu Notları I-II    file:///C:/Users/Pc/Downloads/Re%C5%9Fat%20Nuri%20G%C3%BCntekin%20-%20Anadolu%20notlar%C4%B1%20(2).pdf
  2. https://dosya.co/wp24hspl8a1g/Re%C5%9Fat_Nuri_G%C3%BCntekin_-_Anadolu_notlar%C4%B1.pdf.html

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun