İsimsiz Kahramanlardan Bir Annenin Hikayesi

Değerli okuyucularım sizlerle tekrardan bir arada olduğum için çok mutluyum, daha önceleri kadın hakları aktivisti olduğum için bir çok kadın hakları ve kadınlarımız ile ilgili konuları yazılarım da işledim. Şimdi ise sosyal hayatın için de kaybolan ama fedakarlığı ve gayretleri ile ayakta alkışlanacak BİR KADINI BİR ANNEYİ anlatacağım hem de psikolojik açıdan değerlendireceğim.

Anadolu’nun ufak bir kasabasında babası ormancı annesi ise tarlalarda hayatını geçirmiş mütevazi bir ailenin iki kızından küçüğü olarak dünyaya gelmiş olan ve hayatın çetin fırtınasına merhaba demiş bir kahramanı, sizlere anlatacağım. 1970’lerin, 1980’lerin Türkiye’sinin imkanları doğrultusunda eğitim yaşamını sürdürmüş ardından kamu görevinde işe başlamıştır. İş hayatı boyunca gece gündüz çalışmış ve mesleğinde çok başarılı olmuş ve birçok vatandaşımıza yardım etmiş, kasaba halkı tarafından takdir görmüştür. Bu en verimli yıllarında ileride eşi olacak kişi ile tanışmış ve hayatını birleştirme kararı vermiştir.

Evliliğinin ilerleyen dönemlerinde çocuğuna hamile iken doğum sırasında birçok sağlık sorunu yaşamış ve bu doğum sonunda kalp hastası olarak kalmıştır. Ama o anne adeta nene hatun ruhuyla hayata sımsıkı sarılmış evladı için, var gücüyle mücadeleye başlamıştır. Bu öyle büyük bir mücadele ki bazen sevincini içinde yaşamış bazen bir köşede oturup ağlamıştır. Ancak netice ne olursa olsun en sert fırtınaları hep tek başına göğsünde karşılamış ve evladına bir zarar gelmesinin önüne geçmiştir. Bu savaşın içinde mücadele ederken bazen yorgun düşmüş, bazen her şeyin sonuna geldiğini düşünmüştür; ama asla pes etmemiş başarıya koşan yolda hep tüm gücüyle gayret etmiştir. Bu mücadele de kimi zaman en yakınları onu yalnız bırakmış veya en beklemediği kişilerden darbe yemiş ama herkesin bilmediği asil ve kutlu ANADOLU TÜRK KADININ FERASETİYDİ.

Şimdi sizlere bir örnek vermek istiyorum, konuyu dağıtmadan araya bir parantez ile. Bir cezaevinde sürekli problem çıkaran bir mahkumu, bir gün cezaevi evi müdürü odasına çağırmış ve mahkuma neden sürekli problem çıkardığını sormuş. Mahkum  ise kendisinin en güçlü olduğunu ve bunu kanıtlamak için sürekli olay çıkardığını ifade etmiş. Cezaevi müdürü ise mahkumu yanına çağırarak; gel bak bu pencereden şu elinde ekmek ile evine yoldan yürüyen evine rızkını götüren adımı görüyor musun, diye sormuş. Mahkum ise evet görüyorum, diye cevap vermiş daha sonra cezaevi müdürü işte o elinde ekmeği ile kimseye karışmadan, sadece işini yaparak evine rızkını götüren adam senden ve güçlü olmayı senin gibi anlayanlardan çok daha güçlü birisi, diye mahkuma cevap vermiş. İşte değerli dostlar gerçek kahraman Anadolu’nun yokluk zamanlarında okuyup işe giren, doğumda onca çile çeken ve bunun için ömür boyu kalp hastası olan, evladı için hayat kavgası veren, hayatında sırf kadın olduğu için onca kötü muameleye maruz kalan o kahraman TÜRK KADINI kimsenin bilmediği isimsiz kahramanlar listesine adını altın harflerle yazdırdı.

Değerli DEDELER, BABALAR, AMCALAR, DAYILAR, ABİLER, KARDEŞLER VE ÇOCUKLAR biz erkekler olarak ilk önce bir kutsal ve değer arıyorsak, kendimize lütfen dönüp bir yanı başımıza bakalım. Şimdi bu yazıyı okur okumaz yanı başımızdaki kadına karşı saygımızı ve sevgimizi gözden geçirelim ve bir iç muhakemesi yapalım. Ve bu saatten sonra bu farkındalık ile hayatlarımızı devam ettirelim ve bu farkındalığı var gücümüz ile etrafımıza yayalım.

Ben inanıyorum ki yedi düveli dize getirmiş Anadolu erkeği EŞLERİNE, KIZLARINA, ANNELERİNE, HALALARINA, TEYZELERİNE, KARDEŞLERİNE saygı ve sevgileriyle dünyaya örnek olacaklardır.

Hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum ve bir diğer yazıya dek hoşça kalın diyorum. Bu yazımı değerli kardeşim Can’a ve değerli büyüğüm Habibe Anneaneme hediye ediyorum.

Yağız ATA, Uzman Klinik Psikolog

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun