İlk Türk Kadın Gazetecimiz

Selma Rıza Feraceli (1872-1931)

Bu topraklarda gazeteci olabilmek hem de İlk Türk kadın gazeteci olarak anıla bilmek…

Tabi ki Tanzimat dönemi için imkansız! İmkansız olan bu topraklarda olması yoksa Türk kadını olarak hiç bir imkansızlık  başarımıza engel olmamıştır.

Türk kadını için imkansız yoktur!

İlk dönemler kadın haklarını savunanlar kadınlar değil bugün minnetle andığımız erkek yazarlar olmuştur. Toplum psikolojisinin hazırlanması, kadının evinden çıkıp üretime katkıda bulunması gerekliliğinin anlatılması erkek yazarların destekleriyle başlamıştır.

Selma Rıza Hanım İstanbul da dünyaya gelmiş, Tanzimat döneminde Diplomat bir babanın kızı olarak evde de olsa iyi bir eğitim ala bilme lüksünü yaşamış bir kız çocuğudur.

Eğer İstanbul da doğmamışsanız ve iyi bir aileye mensup değilseniz kız çocuğu olarak eğitim alabilme ihtimaliniz oldukça düşüktür. Selma Hanımın Annesi Avusturyalı asil bir ailenin İslamiyete geçmiş kızıdır. Gazetecimizin Avrupalı bir annenin elinde büyümüş olması da dünya görüşünü şekillendirmek açısından oldukça etkili olmuş olmalıdır.

Selma Hanım belki de iyi derecede Fransızca bilmenin verdiği cesaret ile bir gün ailesinden habersiz Fransa da ki Jön Türklerin liderliğini yapan Abisi Ahmed Rıza Beyin yanına kaçar ve 10 yıl boyunca Fransa da hem eğitimini tamamlar hem de İlk Türk kadın gazeteci olarak bir gazetede Türkçe yazılarını yayınlar.

Bu yazılar çoğunlukla kadın hakları üzerinedir. Avrupalı kadınların sahip olduğu hürriyet, hak, eşitlik, özgürlük gibi kavramlarını gören bir Türk kadının başka türlü bir duruş sergilemesini de bekleyemeyiz. Avrupa da sanayi devriminden sonra kadının iş gücüne katkısı göz önüne alındığında ilerlemeyi hedef edinmiş ülkeler kadın hakları konusunu daha hızlı aşmışlardır. Kadının üretime katkısını idrak eden gelişme arzusu olan yönetimler kadından korkmaz ve kadının eğitilmesinin ne kadar önemli olduğunun bilinci ile hareket ederler.

Biz ise o günden bu güne hala aynı konuları tartışmaya devam ediyoruz. Kadın evde oturursa erkeğin işsiz kalmayacağını ve bunu ekonomi bildiğini iddia eden yöneticilere oy verenler olduğu sürece kadın hakları konusunu tartışmaya devam edeceğiz.

Bir diğer taraftan ise kadın saygınlığını ekonomiye borçludur. Ekonomisi güçlü ülkelerin kadınları saygındır ya da kendi ülkesinde ekonomisi güçlü kadınlara her zaman toplum saygı duyar. Bu inkar edilemeyecek bir gerçekliktir.

II. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a geri dönen Selma Hanım ‘Uhuvvet’ adlı romanında da kadının iş hayatına atılıp hakkını aramasına dair mesajlar verir. Hayatı ve Romanları hakkında yeterli bilgiye ulaşamadığımız Gazetecimiz Selma Hanım bilindiği kadarıyla İstanbul da gazetecilik yapmaz. Bir dönem İttihat ve Terakkinin tek kadın üyesi olmuş ve hayatının sonuna kadar kadın hakları konusunda soysal hayatta emek vermeye devam etmiştir.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun