Hoşgeldin 2020!

Basit mi zannettin yeni yıla girmeyi, basit olaydı her gün eğlenirdik!
Sabah üçte yatar, öğlen uyanır, akşam 20 de ‘haydi yeni güne giriyoruz, olee’ diye musmutlu çığlık atardık.
Ama olmuyor işte, işimiz gücümüz var!

Yeni yıla girmek için bir yıl boyu alışa alışa yavaştan geleceksin, anladın mı!
Öyle aniden gireyim dersen, mazallah neye uğradığını şaşırır kalırsın ortada…
İnce hesap abi bunlar, öyle cumburlop ‘ole yeni yıla giriyorum’ demekle olmuyor.
Adamdaki keyfe bak ya, 364 gün yan gelip yatıyor sonra ‘aa yeni yıla giriyoruz’ diye alemi velveleye veriyor.
364 gün boyunca aklın neredeydi edepsiz!
Otur oturduğun yerde, sen girme!

Aniden giren ne çiftler tanıyorum ben, adam karısına şaşkın soruyor:
– Ne oldu hanım…??
Hiç, uyu sen, yeni yıla girdik.
– Cidden mi? Ne zaman oldu? Hiç fark etmemişim…
Uyu sen, zaten bir şey fark etsen şaşardım…
– Hanım, sen de gözle kaş arasında saç modeli değiştiriyorsun… Geçen yıl saçında bir şey yoktu!
– Tövbe tövbe…

***

Bu Yılbaşı dedikleri çok tuhaf bir şey, biraz da paradoks.
Oturuyorsunuz yıl 2019, bir kalktın oturduğun yerden, yıl 2020 olmuş.
Oturduğun yerden, ne güzel bir yıl atladın.
Bütün yıl oturacaksın artık, zira nasıl girdinse öyle devam ediyormuş…
Kaldın öyle!

– Hanım, hangi yıldayız biz?
2019 …
Beş dakika sonra;
– Hanım, hangi yıldayız biz?
2019 dedim ya, kaç kez söyleyeceğim daha….!
– Hayır bilemedin, bak 2020 olmuş!
Maalesef, ben 2019’da kaldım canım, hadi sana iyi geceler, 2020’ye yalnız girersin artık….

Yazık, adamcağız jest yapayım derken, bütün yıl yalnız kalmaya mahkum oldu! Kadıncağıza birinci ayın biri 2019’dan beri her beş dakikada bir ‘hangi yıldayız’ diye seslenince, ee kadın ne yapsın…
Dayanamadı, boşanırsa da müstahaktır yani!

***

Yılbaşı, işte böyle bir şey.
Hoppidik geçiveriyor!

Yalnız bir soru sormak isterim izniniz varsa, bu Noel Baba meselesi nedir, sevgili halkım?
Hani var ya kırmızı donlu, bacadan giren edepsiz!
O, ne zaman bizim yılbaşı simgemiz oldu?
Geçenlerde yılbaşı kartı bakayım dedim, tüm resimler de Noel Baba ve Çam Ağacı var.
Bir daha baktım doğru yazmış mıyım diye, yok doğru ‘Yılbaşı Kartı’ yazıyor.
Sonunda kendi kendime dedim ki:
– Vay be, Misyonerlik böyle işliyor zaar!

Yılbaşına gireyim derken, adam başka Dine giriyor, haberi yok!
Yahu adamın Dini gitti, Hristiyan oldu, kaldı öyle!
Sen neden bahsediyorsun güzel kardeşim! Din gitti, Din!
Ateist olsa iyi, Hristiyan oldu!
23:59 Müslümandı, 00:00 Hristiyan oldu!
Huri yerine alır, Nurileri artık!
Erkek adama 70 Nuri! Hay Maşallah!
Yazık, kendini daha Müslüman sanıyor…

***

Evvela, Erkek Adam Kırmızı Don giyip ortalıkta dolaşmaz kardeşim!
Racona ters!
Süpermeni’de sevmiyorum zaten.., o da Kırmızı Donlu!
Kırmızı giymiş Ak Sakallı Adam, bu nedir yav!
Yahu; madem Bacadan gireceksin, Kırmızı niye giyiyorsun?
Bacadan aşağı inene kadar, zaten kapkara olacak giysilerin?
Biraz mantıklı düşün Noel Dedem!
Siyah giyin, hem kilolarını da göstermez!
Bütün yıl oturup, hoppidik yedin tabi ızgaraları…
Vallaha, bir gün o Bacadan sığmayacaksın.., demedi deme!

Sevgili Noel Dedem, Türkiye’ye gelince Beyaz giyin, Bacadan da girme, kapıyı çal.
Seni Hacı zannedip, zaten herkes uğurlar!
İncil yerine bir kaç Kur’an Ayeti oku, bir kerre Fatiha şart! Onu bilmeyene kız bile vermiyorlar bizde.
Ya-sin de okursan Jackpot olur.
Bizim ülkemizde Kırmızı Donlulara pek sıcak bakmazlar, Güzel Dedem.
Ak Sakallı, yaşını almış adamsın.
Kırmızı, nedir yav!!!

***

Adamı kapıdan kovuyorsun, Bacadan giriyor ya!
Hırsız mısın sen? Niye Bacadan giriyorsun?
Düşünsenize bir an için, Bacadan sesler geldi, karşınızda bir adam.
Normal Türk vatandaşı, ne yapar? En iyi ihtimal döver, en kötü ihtimal çekip vurur!
Her iki ihtimalde küfürü de eksik etmez ha!
Sonra Noel Katili diye, batı dünyasına rezil-i rüsva olacağız.
Bizim ülkemizde bir insan, Bacadan giriyorsa ya hırsızdır ya namussuz!
Yaşatmazlar adamı, Ak Sakalına da güvenme Dedem, sakalına tükürürler.
Deruni derinden şöyle bir süzerler gözleriyle hanımlar seni, ondan sonra boğazın en uç noktasından bir:
– Tüüüü, sakalından utan seni gidi ırz düşmanı, diye Beddua okurlar. Genelde ‘tü, sakalından utan’dan sonra ‘boyu devrilesice’ diye bir Beddua da gelebilir yani. Kadınsa karşındaki, emin ol o kısım eksik olmaz!
Erkekse…. Vay ki vay Dedem…
Sülaleni öyle bir sayar ki arada tanımadığın akrabalarından bile haberin olur da sülalenin kaç kişiden oluştuğunu öğrenirsin.
Girme Bacadan Güzel Dedem…
Bizim insanımız, Batılı Helga ve Hans’a benzemez!

Kapıyı çaldın da açmadık mı? Çay mı ikram etmedik?
Karnın aç da biz çorba mı içirmedik!
Tanrı misafiriyim dedin de kapıdan mı kovduk?
Niye Bacadan giriyorsun, Güzel Dedem ya!

– Aa bey… bak yine gelmiş
– Yine mi gelmiş?
– Bacadan girmiş.
– Hay onun Bacasına da, Kırmızı Donuna da….
– Küfür etme bey, ne de olsa Din Adamı…
– La havle vela kuvvet.

***
Ben Noel falan bilmem arkadaş. Ben Anadolu çocuğuyum!
Bana yılın her günü Bayram, her bayram Yılbaşı.
Türkü söyleyin, saz çalın, halay çekin..,
Buram buram toprak kokan türküleriyle, Veysel Babamı dinletin bana.
Ak Sakallı Gazi Dedelerimiz dururken, elin Hıristiyan ruhbanını sen niye Yılbaşı simgesi yapıyorsun sevgili halkım?
İlla bir Dedeyi simge yapacaksan Nasreddin Hocayı yap!
Hristiyan mısın da Noel Babayı simge yapıyorsun?!

Aklıma gelmişken, bu Noel Dede Ateistin Bacasından da giriyor mu?
Bence girmiyordur yav! Giriyor muymuş?
Yok yav girmiyordur.
Düşünsenize, Ateistsin, Bacadan Ak Sakallı, Kırmızı Donlu bir adam çıktı karşına!
“Ho ho ho” diye bir de seslenirse, bu Ateist arkadaş ya Müslüman olur ya da kalpten terk-i dünya eder!
Bence Ateistin evine girmiyordur!
Ateist arkadaşlara bir danışayım bunu…
Hayır, yani benim evime girmiş olsa, aniden karşıma çıkıp “ho ho ho” diye seslense, beş dakika içinde yirmi Din değiştiririm!

***

– Bey… Bacadan sesler geliyor… O, mu geldi acaba..?
– O, dediğin kim ?!
– Noel dedikleri, Dede!
– Noel’in bizim evimiz de ne işi var hanım, Hristiyan mıyız biz?!
– Belki Müslüman olmuştur?!
– Tövbe tövbe, sırf senin yüzünden bir gün ateist olacağım hanım!
– Ne dedim ben ayol, Hacı Noel geldi, dedim!

***

Vallaha kendine sahip çık sevgili halkım…
Noel Dedenin Ak Sakalına pek güvenmeyin, zira ne demiş şair:

“Çok riyâkâr var velî görünür,
İbn-i Mülcem iken Alî görünür”
Lâ Edrî

O ‘Happili mappili birsday’ konusunu da unuttum zannetmeyin!

Yazı bitti, yıl da bitti..
Dağılın artık!
Seneye alırım yorumlarınızı!

Yeni yılınız kutlu olsun!
Hoşgeldiniz 2020’ye!

Mustafa Çelebi

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun