Homo Sapiens Sapiens olmak için en büyük engelimiz ‘Hatalarımız’

Biyolojik olarak ne kadar zenginiz insanoğlu. Ne kadar şeyin üstesinden geliyoruz. Ne kadar zeki ve ne kadar akıllıyız. Ne çok terim, kuram, teknoloji …vs. Bir sürü başarılara imza attık. Diğer canlılara (kuzenlerimize) birçok konuda fark attık. Yalnız bir şeyi başaramadık, muhtemelen bu anlatacağımı da başarırsak Homo Sapiens Sapiens olabileceğiz. Bir çoğumuz bu evrede olduğumuzu zannediyor ama, ben binlerce asır öncesinden beridir çok değiştiğimize okuduğum tarih kitaplarında tanık olamadım.

Düşündüğünün üstünde düşünebilen biri olarak kendinizi görüyorsanız bu yazım sizi üzecek. Zaten bunca farklı evrede insanlarla yaşarken bu kadar egonuzun şişmesini de önermem.

Hani o seneler seneler seneler seneler…. önce bir büyük büyük annemiz vardı ya maymun, kimi hala öyle. Kimi zaten omurgasına rağmen omurgasız hareket ederek el etek öptüğüne tanık oluyoruz. Kimileri çok akıllı kimileri evrimi tamamlanmamış olarak çıkıyor karşımıza, ondan az önceki son paragraftaki cümlemi kurdum.

Homo Sapiens Sapines olmak için öncelikle gerçekten düşündüğümüzün üzerinde düşünmeli ve hatasız süper insan olmamız gerekir. Düşünenin üstünde düşünebilen insan hata yapmaz, çünkü sonuçları düşünmüş ve önlemleri almıştır. Nietzche’nin üstinsan kavramındaki aktardığı evrimsel süreci de dahil edebiliriz. İnsan birçok olgunluktan geçerek, önce doğru insan olup olgunluğa erişmeli.

Süper karmaşık ortamlara giriyorsunuz, insanın kendisi de çok karmaşık haliyle; birçok seçenek çıkıyor davranışlarınızı yönlendiren, birçok risk karşınızda, birçok şeyi aynı anda hesaplayabiliyorken, gündelik davranışlarımızdan bazı zaman alışkanlıklarımız da devreye girebiliyor ve insan için risk çok lezizdir, riskli davranışlarda da çok bulunuyor. Hatta bazı ortamları da kendimiz yaratırız, öyle her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesapladığımız; bu ortamlardaki anılarınızı da beyninizde betimleyin; sahi ne oluyor da her şey yüzümüze patlayabiliyor?

İnsanlar, Homo Sapiens Sapiens evresine bana göre hata yapmayacak kadar akıllı olursa ulaşır. Küresel ısınma gibi dünyayı etkileyecek konularda birlikte karar alır, silahları bırakır, suçları işlemez ve Dünyanın ömrünü uzatmak için, akıllıca birlik olur. Böyle bir ortam var mı?

Çok azınlıkta bazı insanlar doğru yaşayabiliyor, bu yüzden olasılıkları burada hesaplamadım. Peki soruyorum genellikle;

Neden hata çok yapıyoruz?

Hatasız kul olmaz demeyin, hata insana mahsus da demeyin. Kimse beynimize bir bağlantı kurarak hata yapmamız için yönlendirmiyor. Kader diyerek geriye çekilmeyin. Benim sevdiğim hatalarım var da demeyin.

Bu yazımı sabırla okumayarak da hata etmeyin.

Artık yapmayacağım dediğimiz kaç hatayı, tekrarlı ve sıralamalı gibi yaptık?

Kader gibi de atalarımız kendilerini ne güzel teselli etmişler; hatasız kul olmaz, hata insana mahsus(!) gibi de atasözleri yazmışlar. Gören de Tanrı bağlantıya girip bize yön vermiş sanır. İlginçtir ki Tanrı’nın böylesi bir durum için de zaman ayıracağını hiç sanmıyorum.

Başarısızlıklarımızı çürük elmanın yansıması olarak gördüğümüzden yanılıyoruz. Bir hata yapıyoruz, sonraki hatalar ilk hatanın zinciri gibi kabul görüyoruz. Neden bu soruna çözüm düşünmüyoruz? Neden daha az hata yapan bir tür olmuyoruz?

Bence insan hata yapmakta ne kadar ısrarlı olursa, dünyayı o kadar çabuk kaybedecek. Şimdiye kadar ki hatalarımızı telafi edersek, ne çok şey düzelecek, bunu bir düşünseniz.

Bir bilge hata yapmamak için tüm önlemleri (olasılıkları hesaplar) alır. Bir akıllı hatasını telafi eder. Bir zeki hatasını kabul eder. Bir ahmak hatasını asla kabullenmez. Yaşamınız hata olmasın. Unutmayınız ki bir bilge, akıllı ya da zeki birisi bir başkasının ya da başkalarının hatalarından utanabilir. Böyle de zincir etki de var.

Anlamak ne mühim şey, farkındalık ya da bilinçli olmak. Herkesin en iyi olması gereken mevzulardan birisi anlamak ve kavramak olmalı. Anlamanın yanına yardımcı fiil ekleyerek daha güçlü bir kavram oluşturayım size; hatamızı anlamak. Çünkü, insan farkındalığına varmadığı hiçbir şeyi önemsemez, düzeltme ihtiyacı hissetmez. İnsan, hatasını fark edince hemen telafi etmek için başlamalı. Bazen bu farkındalığı geç edindiğimizden, çok zaman kaybediyoruz. Üstelik tek yaşam hakkımızda zaman ve tecrübenin önemi ile üzülüyoruz, kapanmaz yaralara gebe hatalarımız.

Platonik aşk yaşayan insanların en büyük hatası aynı eylemlerden farklı bir sonuç bekleyerek umutla adımlarlar, sonra hata saptamalarıyla üzülebilirler, pişman olmazlar. Bu sebeple bu yazımda sevgi konusundaki hataları tenzih ediyorum.

Diyelim ki hayatımdaki her şeyi ben mahvediyorum ve nasıl bu durumdan çıkacağımı hesaplayamıyorum; ya da sıfır hata için ne yapmam gerektiğine dair şu an sizlere fikirlerimi iletiyorum.

Hesaplamadığımız yerden, hiç aklımızda olmayan (ya da alışık olmadığımız/çok iyi bilmediğimiz) bir ortamda, biri çıkınca her şey allak bullak olabiliyor ve bom! Her şey yüzümüze patlayabiliyor! Demek ki olasılıklara hazırlıklı olmamak, hata yapmamızda büyük bir etken demiştim. Dışarıdan bir müdehale en iyi ortamımızda hata yapmamıza sebep olabiliyor. Hayat çok değişken ve insan sürekli evrimde yerini koruyor. İnsan, duruma göre karmaşık değilken duruma göre de karmaşıklaşabiliyor.

Ne kadar bazı zaman kusursuz oluyoruz ve aynı biz, ne kadar bazen aptala benziyoruz.

Günümüzdeki insanlara bakalım; popüler olmak istiyorlar, biraz zeki, birçok karar verebilen, birçok bilgiye sahip, (hatta az bildiğiyle çok bilmişlik taslayan); bu tarz normal insanların da hata yapma payı çok. Çünkü, olasılıklara hazırlıklı değil. Yeterli değil! Bir diğer yandan, hatalarıyla da bilinmek istemezler. Aslına bakarsanız, insanlar kıl gibi ince bir yolda zoraki denge de kalmaya çalışırken, pek çoğu kıldan köprüde kalamıyor. Çünkü, görünmek istedikleri gibi dürüst değiller.

Çoğu zaman riske giriyoruz, kayıplar veriyoruz. Bazen çok içiyoruz ya da çok yiyoruz; ölçüm hatası veriyoruz. Yanlış anlıyoruz, dil sürçmesi yapıyoruz, sistematik hatalarımız da hayatımız da yer alırken; bunların acısını/cezasını da muhakkak çekiyoruz. Hatalarımızı kavradığımızda kendimizi tanıyoruz. Keşke şu hatayı yapmasaydım, kimseye güldürmezdim diyebiliyoruz, utanabiliyoruz. Bazen öyle hatalar denk geliyoruz ki komik anılarımızda yer verebiliyoruz, gülüyoruz da. Bazen hatalarımızla ilerliyor ve başarılara ulaşabiliyoruz, çünkü hata saydığımız şeyin koordinatı zamanda doğruya denk gelebiliyor.

Evrimsel tarihimize göre, kayıp zihniyetimiz ile hareket etmek insanın öz doğasından kaynaklanır. Buna kalın kafalılık da diyebiliriz. İlk evrimlerimizde hatırlarsanız kafamız da büyüktü. Seçimlerimizin ürünüyüz. Kimseye edilmeyen şikayet insanın kendisinedir. Tecrübesi, o hatadan özettir. Kimi bilim insanları bir deneyde bir şeyi kanıtlamak için yaptığı hatayı düşünürsek ki hayatını bu uğurda kaybetmişse ki; umarım bir hatanın ya da bir tecrübenin hayati değer taşıdığını da iletebilmişimdir size.

Başa çıkamadığımız ortamlarda sebepleri anlasaydık ve odaklanıp bu sebepleri bulsaydık; hatta ihtimal ya belki kendimize tasarlayarak hazırladığımız ortamlarda, belki de kötü tasarımcı çıkacaktık. Belki de tasarlamalarımızı daha doğru modellemek için yol alacaktık.

Bizleri berbat edebilecek her şeye zaten, kimse bu zamanda hazırlıklı değil. Dışarıdan gelebilecek her şey için hiç düşünmedik.

Bir fikre kolay sahip olmuyoruz. Kesin ifadelerde zorlandığımız gibi, kaybetmekten ve hata yapmaktan çok korkuyoruz. Sırf bu yüzden tercihlerimizi değiştirmek isteriz. Bazen bir doğru yapmak için birçok hata yapıyoruz. Gerçekten anlamak için çok çaba sarf etmeliyiz.

İnsan hayatındaki en mühim yerde zaafları olur, birinin öyle bir hatası olur ki başkasının onu, ömrünün sonuna kadar köle gibi kullanması mümkün olur. Bu tarz sorunlar yaşamamak için çok dürüst yaşamak gerekir, zaafları da mümkün oldukça azaltmak gerekir.

Bir diğer yandan hata yaparak ilerliyoruz, tecrübe olarak alırsak, tekrarlamıyor ders çıkarıyoruz; bir başka taraftan ise sürekli tekrar eden hatalar toplamı gibi devam ediyoruz yaşamımıza. Misal, bir daha ona güvenmeyecektim, nasıl düştüm bu oyuna, nasıl inandım, güvendim…vs. En yakınlarımıza bile zaaflarımız bizi bazı zaman çok üzebiliyor.

Ayrı bir sorun da doğrular konusunda karşımıza çıkıyor. Doğrularımız ne kadar doğru ve doğru bildiğimiz birçok şey de değişim halinde? Kişi kendi doğrusunu en azından belirlerken, vicdanını dinleyerek karar verebilir. Tarihte Göbeklitepe keşfedilene kadar bilgimiz çok farklıydı ve o bilgiler günümüzde yanlışlardan ibaret. Bilimde çürütülen nice teoriye tanık olduk. Mesela bilgi konusunda bu değişimler pozitif gelişmelerdir. Bu sebeple aklımızın bir köşesinde güncel miyiz sorusunu da tembihlemek lazım.

Evrimsel tercihimiz gelişimi üstesinden zor geldiğimiz bir gelişimdir. Peşinden koştuğumuz şeylerimizin, kararlarımızın, hayallerimizin ve aklınıza gelebilecek özetle her şeyin, hep aynı döngümüzde yer aldığı zamanları biliyoruz.

İnsan karmaşık halde ise, ortamlar karmaşıklaşmış ve iç içeyse, kendi de karmaşıklaşırken, ortamlar da karmaşık insanlar ile karmaşık ortamları birbirine girince kaoslara yol açabiliyor; hani deriz ya, her şey üstüme üstüme geliyor. Özellikle bu anlarda en çok hata yaptığımız noktadayız. Koordinatımız hayatımızın en tehlikeli noktalarından birinde yer alır. Nefes almak, üstesinden gelmek isterken; o kadar aksilik bazı zaman öyle üst üste gelir ki hata yapmamız çok olasıdır. Zaman kısıtlı ve hemen kurtulmak isteriz sorumluluklarımızdan. Peki ne yapmalıyız derseniz, potansiyelinize göre öncelik belirleyerek tek tek ilerlemenizi önerirdim. Kısıtlamalarımızı ve sınırlamalarımızı düşünüp üstesinden gelebiliriz. Ortamlarımızı veya kararlarımızı etkileyebilecek şeyleri doğru hesaplamak ve gerekirse daha da yalın yaşamak gerekiyor. Stresli veya çok önemsenen kutlama ortamlarında, neden birileri büyük hatalar yapar diye hiç düşündünüz mü? Neden gergin oluruz diye peki? Sakin ve yalnız bir ortamda neden insan hata yapmaz?

Sonuçta çok bilinen bir söz ifade etmek istediğimi de iletmiş: “Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapmayan insandır.” Bir diğer yandan, yapmadıklarımızdan pişmanlıkları da düşünürsek, hiçbir şey yapmamak da hata sayılacak ortamlara gireriz.

Düşündüğünün üstünde düşünen bilge insan minimalisttir ve açgözlülüğün verdiği hasarı hesaplayarak, vicdanen de hata yapmamaya çalışır.

İnsan hep ne istediğine çok odaklanırken, insan ne istemediğine neredeyse hiç odaklanmaz. İnsan, bir şeyi kazanırken; kaybedebileceklerini hesaplamalıdır. Kazandığımız kaybettiğimizden az ise, ona göre hata da yapmamaya özen göstermek zorundayız.

Çok zeki insanlar aptallar karşısında hata yapabilir, çünkü kendisi gibi zeki olarak hesaplar. Oysa o aptal olarak nitelendirdiği kişi hesabın hiç olmadık yerinde yer alabiliyor. Bu yüzden çok bilen çok yanılabilir. Belirleyici olan zeka, nasıl en büyük hatayı gözden kaçırabiliyor?

İnsan öyle mucizevi bir canlı ki dünyayı yönetiyor ve insan öyle hatalardan gebe ki dünyanın sonunu getiriyor.

Hata yapmamız için o kadar çok kapı aralanacak ki her ortamda her olayda her olguda belki. Gerçekten çok dikkatli ve hassas olmalıyız. Hepimiz düşünenin üstünde düşünerek yol almalı ve hatalarımızı azaltmalıyız. Dünyada, yaşadığımız kadar yaşama hakkı olanların da hakkını korumak gerekiyor.

Bazı bilgeler hata yapma korkusundan oyuna girmez, kazanabileceği ve doğru olabilecek bir şeyi kayıp ederken, hata yapmış oluyorlar mıdır? Karar veremedim.

Birçok hayvan hiç hata yapmadan göçmüş olabilir, doğal yaşamın burada belirleyici faktör olmasından kaynaklanabilir. Hiçbir bitki hata yapmamıştır, eylemsizliğin etkisi.

İnsan türü henüz Sapiens. Homo Sapiens Sapiens olmak bu zamanda bana göre hatasızlıkla mümkün. İnsan adil olmayı ve asil bir canlı türü olmayı hedefleyerek, dünyayı daha yaşanılır bir hale getirebilmeli. İnsan, muhteşem bir canlı olabilir.

Toplumsal olarak bu konuda çalışmaların yapılması ve hataların azaltılması konusunda; her şeyi enine boyuna hesaplayarak, dünyayı daha yaşanılır ve kaoslardan arındırabiliriz. Tıpkı Atatürk gibi.

Tarih kitaplarında, yalnız Mustafa Kemal Atatürk‘ü Homo Sapiens Sapiens olarak keşfettim. 1900’lü yıllarda bizden çok ileri bir insan yaşamıştı. Başarısını hatasızlığına da borçluyuz.

Dün doğru yapanların bugün mükafatını bizler alıyoruz, dün hata yapanların bugün cezasını bizler çekiyoruz; bugün ne yaparsak yarına çocuklarımız onları biçecek. Seçim sizin!

Düşünenin üstünde düşünmeye varsanız, hatalarımızla başlamalıyız…

Not: Bu yazıyı yazan kişi hatalarında nasıl derseniz, samimiyetle iletiyorum; sevdiğim hatalarım var. Ama hiç hata yapmayı sevmiyorum ve sıfır hataya ulaşamayacağımı (çevre faktörleri) bilsemde,en az hata yapmaya odaklandığımdan bu yazıyı kaleme aldım. Ayrıca, çok uzun bir yazı oldu, çünkü iki yazıyı birleştirmek zorunda kaldım. (Eleştiriye açık bir düşünsel yazı, saygılar sunuyorum siz okurlara.)

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun