Herkesin Aklı Kendine

Uzun yıllar sonra ilk defa tırmandığı dağdan bir anda ayağı kaydı ve başlangıç noktasına kadar düştü. Kendisini hiç çekemeyen arkadaşı onunla dalga geçmeye başladı.

“Nasıl düştün öyle ya, 4 yaşındaki çocuk bile tırmanır burayı, sen nasıl beceremedin?”

Bir cevap vermedi, dalgın ve üzgün olduğu her halinden anlaşılıyordu.

Arkadaşı sürdürdü: “Yıllardır bizimle neden dağ gezintilerine gelmediğin şimdi anlaşıldı. Benim tırmandığım dağların yanında bu dağ oyun parkı gibi kalır.”

Üstünden şoku attıktan sonra daha fazla dayanamayarak cevap verdi arkadaşına: “Dostum, beni yargılaman için, daha yedi yaşındayken annen ve babanla dağ gezintisine çıkmış olman, annen ile baban sen düşecekken, seni kurtarmak için hamle yaptıklarında dengelerini kaybedip düşmeleri ve aylarca komada kaldıktan sonra ölmeleri, senin de uzun yıllar sonra içindeki engelleri aşıp, zihninde tüm bu olanlar canlanırken, bu dağa tırmanman gerekir. Önce bunları yaşa sonra beni yargıla!”

Kime ait olduğunu bilmediğim çok güzel bir söz var: “Sadece adımı biliyorsun, hikayemi değil…”

Herkesin çevresinde akıl dağıtıcılar  mutlaka vardır. Hani anneler/babalar için derler ya: “Yemedi yedirdi, içmedi içirdi, giymedi giydirdi.”

Bu insanlar da o kadar fedakârlardır ki; kullanmadıkları akılları hep başkaları ile paylaşırlar. Akıl vermeleri aslında eleştirmektir. Direkt eleştirmek yerine akıl vermeyi tercih ederler.

Biri siz ona sormadan size akıl veriyorsa, bilin ki; akıl verdiği konuda sizi eleştiriyor demektir.

Belki de bu yazıyı yazan olarak ben de bunu yapıyorum, belki bu yazıyı okuyan sizler de yapıyor olabilirsiniz.

Lütfen, artık yapmayalım.

Kimsenin bize danışmandığı konularda, kimselere akıl vermeyelim.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun