Her Şey Koca Bir ‘Sıfır’dan İbaret! (2)

Tasavvufa göre Tanrı (1) birdir (varlığı temsil eder), çünkü Tanrı’nın dışındaki varlıklar (0) sıfır kabul edilir. Tanrı varlığı ve var olmayı sembolize ederken, diğer varlıklar ise yokluğu ve yokluktan var olmayı simgeler. Buradan, benliğine güvenip ilerleyenlerin dua edenlerden çok kazanmasına sıfır etkendir anlamını buluyorum.

İnsan hayatı, sıfırdan başlayan ve sıfırda biten bir serüvendir. İnsan doğuşu (sıfırı simgeler) ile yoktan var olurken; insan ölümü de (sıfırı simgeler) vardan yok eder. Yani, insan yaşamı sıfırla başlayıp sıfırla biten ve sonsuza kadar sürecek bir yaşam kesitidir.

Sıfır, ‘hiç’liği de ifade eder. Sıfırla başlayan insan bilgilere ulaştıkça bilginin gücü karşısında hiçliğe doğru gider; onun için, bilginin kaynağına giden bilgiler “bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir.” Yani, sıfırla bilgiyi öğrenmeye başlayan insan bilginin zirvesine ulaştıkça yine sıfıra döner.

Sıfır, başlangıç ile sonuç arasındaki döngüdür.

Dünya’nın en büyük sorusu bana göre; eğer Tanrı yoksa, biz nasıl yoktan nasıl varolduk ya da Tanrı varsa, yoktan nasıl var oldu?

Var oluşun nedenleri, niçinleri, nasılları için defalarca düşünmüş bilginler; neden, niçin ve nasıl gibi sorular anı başlatmaz mı? Her soru bir adım için başlangıçtır.

“Madde sakınımı yasası” Lavoisier, “Hiçbir şey yoktan var olmaz; varken de yok olmaz.” hiçbir maddenin yoktan var, vardan da yok olmayacağını, ancak enerjinin şekil değiştireceğini de sonra Einstein belirtmişti. Bu durumda enerji neydi, her maddenin kimyasındaki başlangıç (diğer deyimle yaşam özü)?

Uzaydayız, iyi de uzay nerede? Belli bir uzaydaysak, diğer uzaylar da olmalı, bu durumda uzay yoktur gibi bağlamlara ulaşıyoruz. “Varlık vardır; var olmayan var değildir.” Öyle ki anlamadığımız hep bir başlangıcımızla ister felsefede isterse de bilimde, hiç sıfırın sırrını çözemedik.

Hep geleceği düşleriz, oysa o gelir ve geçer; peki o gelip geçerken biz nerede oluruz? Peki, sıfırı ‘an’ olarak kabul görebilir miyiz? Ölüm hiçlikle sınırlandırılamaz, peki ölüm nedir? Ex, sıfır olma durumudur!

Yaşadığımız evrenin simülasyondan ibaret olduğu varsayımı doğruysa peki, hepten uyanmazsak nerede oluruz? Hayalet gibi anılardan vazgeçişe ne demeli, bir şair “yaşadım saydığım anılarım var” demişti, yaşadıkları sıfır değil miydi?..

Bazı zamanlar gidip geri geliriz, kendimizi eski hikayeye yerleştiremediğimiz gibi hikayeden de tam çıkamadığımız. Hiç bırakıp gidemediğimiz içinde kalamadığımız! İkisini aynı anda yaşadığımız bir yere, sıfır noktası diyebilir miyiz?

Paradokslar sıfıra sabitken, ya ortada kalma durumuysa sıfır? Ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, neden yapılacağı hakkında bir fikre sahip olmak neredeyse imkansız bırakan durumları yaşatır. Romain Gary’nin deyiminde bile sıfır tanımını görebiliyorum: “Her şey aslında, hiçbir şeyle aynı şeydir.”

Yok saymaz mıyız bazen bir şeyleri ya da hiçe; herkes duruma göre nihilist olur. Yok saymak için ve hiçe ulaşmak için bir şeyleri sıfırla da muhakkak çarparız ya da her şeyi devirip yıkarız; kaos yaratırız. Kaos sıfırdır!

Sıfır bana göre, bir tanıma sığamaz! Boşluğu, yokluğu, kaosu, hiçliği hatta başlangıcı bile ifade edebilir. Peki, ya sıfır yoksa?..

Bize rakam ya da sayı ile öğretilen yani dünyada bu şekilde kabul gören sıfırı nasıl da sınırlamışlar; oysa sıfır, iki doğruyu birleştiren noktadır da. Sıfır şekli belki de nokta şeklinden türedi?..

“Çok şey varsa, hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey yoksa, çok şey vardır.” Özdemir Asaf

Öklid geometrisinde nokta tanımsız kavramlardan biridir, çünkü Öklid noktayı temel kavramlardan biri olarak kabul eder ve ona göre ise, “Nokta eni, boyu, uzunluğu olmayan en küçük şeydir.” Sıfır da en küçük sayı kabul edilmemiş miydi? Bana göre, en küçük sayı rakamının karşılığı nokta, pardon sıfır demeliydim… Sıfır, artı ve eksiyi birleştiren bir noktadır, o bir sayı değildir. Negatifliği, pozitifliği, nötürlüğü ve yukarıda anlattığım üzere birçok tanımı kaldırabilen ve asla tam anlaşılmayan şeydir.

Sıfır, sayıların yaşam özüdür.

Sıfır yanına konulan sayılara güç, onur ve büyüklük kazandırır. Bir (1) tek başına bir sayıdır, ancak yanına konulan bir sıfırla anlam kazanır. Sıfırın sayılara güç katan anlam kazandıran bir yönü vardır. Aynı keza, sıfır en büyük rakamların da diğer yanına gelerek anlamlarını değiştirir. Güçsüz bırakır, neredeyse etkisiz eder; yani sıfırın bulunduğu yön sayının değerini belirler.

Sıfır aydır, güneştir; yani, sıfır sonrası gökyüzünden yine sıfır akar. Sıfır, kendi ekseni etrafında döndürür. Sıfır gözdür, çünkü bir şeyi görmekle başlarsın. Sıfır göbektir, ağızdır, öpücüktür hatta.

”Evin Varsa Bir sıfır koymalısın VARLIKLAR Hanene,
İşin Varsa Bir sıfır daha koymalısın,
İş seninse üç sıfır daha koymalısın,
İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha,
Araban Bir sıfır, VARSA,
Yazlığın Bir sıfır daha, VARSA
Daha sıralanabilir sıfırlar Hanesi …
Ancak, Sağlığın varsa bir koyarsın başına,
O zaman bütün sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır.
Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere …” Vehbi Koç

”Etrafımıza bakarsak çevrenin genel manzarası tüketicilere yönelik üretilmiş, tüketilmiş, buruşturulmuş ve geri dönüşüm kutusuna fırlatılmış boş bir ambalajı andırır.” Jean Baudrillard

Nitekim bu durumda, fütüristlere fantastik bakmak da hayli olağan olmamalı. Zenginler zenginliğe doymazken, zenginlikse kimse için yeterli olmayacaktır.

Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir.

Nereye gidiyoruz, neredeyiz, sıfır noktasında olabilir miyiz; eğer sıfır noktasında nötr yaşıyorsak, hep böyle mi devam edeceğiz derken, zamanla insanlığın zıt ilerlediği gerçekle yüzümüzü yıkayıp çok da umutlanmayalım, evet bana göre hepimiz şu an sıfır noktasındayız.

Her şeye mümkün gibi bakıp, olmasını istemediğimiz mümkünsüzlüklerle yaşama devam ediyoruz, bazen sıfırı kaldıramıyoruz çok ağır geliyor.

Uzaya araç gönderirken 10’dan geriye, fakat 1’den sonra maceranın başlaması gibidir bazen de sıfır. Sıfır şekline baktığımda şimdi, sınırlarıyla çevrili içinde dünyaca anlamı uzay boşluğu gibi keşfi bekliyor; ayrıca sıfır sonsuza dek tek bir tanımla asla sınırlandırılamayacak. Hani bazen deriz ya, ”bitti her şey tükendim”, “her şeyi sıfırlamak gerekir”, (hep sıfırdan başlamak için yaptığımız gibi) başlayın geri sayıma; 3…2…1…0 (şimdi), Sıfır’dasınız yerden bir avuç toprak alarak ayağa kalkın, nelere sahipsiniz hadi hikayenizde yoktan varları üretin.

Sıfırı tüm rakamlardan artık, daha farklı sınıfta görmeniz dileğiyle… Sizlerin sıfır tanımınızı arz ediyorum, her gün yeni tanımlarımla kafamda sıfır paradoksunda tıkandım. Bu yazı serimden ilerde kitap çıkarmayı planlıyorum.

Sıfır için tarihten günümüze tüm bilgi aktarımları için ilk yazıya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. http://xn--gndemarivi-9db80j.com/gundemarsivi.com/her-sey-koca-bir-sifirdan-ibaret/

Not: Bu yazı tamamlanmadı, hala düşünüyorum üzerinde.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun