Hayatımızı Sarıp Sarmalayan Bir Kavram: Entropi

Bazı kelimeler vardır 5 kuruş değerindedir, bazı kelimeler vardır paha biçilemez; toplumun büyük çoğunluğu bu kelimeleri hiçbir zaman duymaz, önemsemezde. İşte entropi paha biçilemez kelimelerden birisidir ve evrenin, her şeyin geleceğini açıklar.

Evrendeki her şeyde entropi vardır. Bu  yazıyı okuyan herkes eminim ki bundan sonra günlük hayatında entropi kavramını daha çok kullanacaktır. Yazıya geçmeden sizlerle bir dörtlük paylaşayım.

Bu dünyadan değil gözlerim
Geçtim ben, ne varsa geçti.
Bir gölgeyim karanlıkta
Kargaşanın tohumuyum ben.

Paul Eluard (çeviren: Sait Maden)

Entropi ve Denge: Düzensizlik İçindeki Düzensizliktir. Hayat entropi ile savaşmaktan ibarettir. Yatak dağılır biz toplarız, uçuşan tozlar sehpaya konar biz sileriz, yediğimiz yemek birkaç saat dayanır, yine acıkırız, sevgimizin, aşkımızın bile şiddeti azalır, bitmemesi için uğraşırız, her şey biter, bozulur, ama biz aynı kalması için çırpınırız. Sonunda yine entropi kazanır, yaslanınca, az enerjik ve çok buruşuk bir haldeyken alt eder. Belki de ancak atomlarımız doğaya karışırken pişman olacağız, bıraksaydım da dağınık kalsaydı diye.

Spor yapmak için bir parkta 100 metrelik bir koşu yapıldığını, 100 metrenin sonunda yorulup koşamayacak hale gelindiğini ve bir yere oturulduğu düşünülecek olursa koşarken harcanmış olan ve bir daha kazanılamayacak olan enerjiye entropi denir.

Her sabah daha berbat bir güne uyanıyoruz. Kahvaltı haberlerinde rekor enflasyon değerleri, artan işsizlikler, ekonomik krizler, iç savaş söylemleri ekmeğimize katık oluyor. Dünya üzerindeki devlet sayısı her geçen gün artıyor. Huzur getirmesi beklenen sözde demokratik sistemler kendi kendini kemiriyor.

Hayatımızdaki düzensizlik büyüyor. Çevrede gürültü artıyor, soluduğumuz hava daha kirli, gıdalardaki kanserojenler daha fazla. Gösterilebilecek duyarlılıklar sembolik çabanın ötesine geçemiyor. Kendimize, ailemize ayırabildiğimiz vakit artık daha az.

Bir şeyleri yoluna koyabilmek adına onca uğraşmamıza rağmen başarısız oluyoruz. Hayatın bu karmaşası bizi oyalıyor, bizi erteliyor, bizi sürüklüyor. Bunalıyoruz… Yapabildiğimiz tek şey bu kaosun içinde sığınacak bir yer bulup işimize bakmak oluyor.

Durum diğer ülkelerde de üç aşağı beş yukarı aynı. Sosyalist ya da kapitalist, tüm devletler aynı bunalımın pençesinde kıvranıyor. Öğrendim ki evrendeki faydalı iş yapabilecek enerji sürekli azalıyor, düzensizlik artıyor. Bu doğru bir tespit. Örneğin, evrenin sadece bir parçası olan dünyamızı ele alacak olursak, biz yeryüzündeki, petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarını tükettikçe, dünyamızdaki ‘iş yapabilecek enerji’ azalıyor ve bu kullanım süreçleri, toplam entropiyi arttırıyor.

Düşünün kutsal kitaplarda anlatılan bir Cennet var, hatta Cennetler ve aslında şu anki bilincimize anlatılamayacağı ama bizim için örneklerle temsili anlatım yapıldığı da belirtiliyor. Hep şunu düşünmüşümdür. Hiç yaşlanmayan insanlar, hiç bitmeyen yemekler, hiç bitmeyen istekler ve her isteğin gerçekleşmesi… Yani entropisiz bir hayat.

Entropi, bütün Evren’e hükmeden ve her zaman kazanan hırslı ve oyuncu bir çocuk gibidir. Geçici olarak her şeye sahip olmanıza izin verir, sonra hepsini elinizden alır. “Entropi, tatlım, evrenin ne miktarda bittiğini anlatan bir sözcüktür. Her şey biter.” isaac Asimov

Her şey, ama her şey dağılma ve bozulma eğilimindedir. Dalından koparılmış bir elma giderek bozulmaya başlamasını buna örnek verebiliriz. Hatta dalından koparmasanız da bir süre sonra elma düşüp toprağa karışacak ve bozulacaktır. Oysa bir zamanlar tüm düzenliliği ve fonksiyonelliğiyle mükemmel bir elmaydı. Onu yiyebilir ve onun size verdiği minik de olsa enerjiyle metabolizmanızı besleyebilir ve kendinizin düzenini koruyabilirdiniz.

Entropiyi zaman ekseninde ele almak gerekir. Bir vazo kırıldığında onu tekrar eski haline getiremezsiniz. Yani düzenli olan vazo entropiye uğramış ve düzenini kaybetmiş, düzensiz olmuştur. İnsanda entropiye uğrar, hücreleri ölür, kendi ölür.  Entropiden hiçbir şey kurtulamaz. Duygularımız bile entropiye uğrar. Severiz, sevdiğimizde sanki hayatın anlamını bulmuş gibiyizdir. İnsan da kurtulamaz. İnsanlar da aynı elma gibi bozulma eğilimindedir. Sanki hayatta doğru yer ve doğru zamanda, tam da olması gereken yerdesinizdir severken.  Hayatınızı düzenli hissedersiniz, doğru hissedersiniz. Ama bir süre sonra sebepsiz yere bozulur bu düzen. Ya karşınızdaki ya da siz artık bu düzeni istemezsiniz. Bazen aldatır, bazen aldatılırsınız bu düzeni gizli gizli yıkmak için. Bir süre sonra da ayrılırsınız. Tabi bunlar herkeste olacak diye bir şey yok. Çünkü toplumsal düzen bunu engeller . Yani toplumsal düzen entropiye karşıdır. Her yeni başlangıcın istisnasız bir katili vardır; entropi. Odanızı toplarsınız, bozulur. Çiçek yetiştirirsiniz, solar. Mutlak sonu getiren entropidir. Entropiden kurtulmanın tek yolu mutlak sıfırdır. Yani -273 santigrat derece. Eğer kendinizi bu derecede dondurursanız asla yaşlanmazsınız, garantisini veririm.

Bir başka örnek, mutfaktaki tezgahın üzerinde bulunan bir yumurtanın yere düşüp kırılmasıdır. Başlangıçta karmaşık bir yapı içerisinde “derli toplu ve düzenli” olan bir atom ve moleküller kümesi, sonuçta “paramparça ve darmadağınık” bir hal alır. Düzensizlik artışıyla sonuçlanan bu olay da keza, “tersinmez” bir süreç oluşturur. Çünkü kırık bir yumurtanın kendiliğinden derlenip toparlanarak eski haline geldiği görülmemiştir. Canlılar belli bir andan sonra ölürler, bilgisayarlar eskirler.

Yukarıdan bırakılan bir taş, aşağı düşmek ister. Çünkü aşağı dediğimiz nokta, yukarı dediğimiz noktadan daha düşük bir enerji seviyesine sahiptir. Demir bir kaba sıkıştırılan bir gaz kendini dışarı atmak ister. Çünkü dış ortamdaki gazlar daha düzensizdir. Baskı ile kontrol altına alınan toplumlar o baskıyı kırmak isterler. Çünkü baskı onları bir düzene sokmak ister ancak toplum daha düzensiz olmak ister.

Bir yumurta düşünelim: Sarısı ve beyazı bütünüyle ayrık durumdayken entropisi düşüktür. Bu yumurtayı çırparsanız, entropisi artar ve sarı ile beyazın güzelce karışmış biçimi onun en düzensiz biçimi olur .

Entropi kavramı hayatımızı her yönüyle sarıp sarmalar. Ben örnekleri çoğaltmak mümkün, konunun dağılmaması için burada keseceğim.  Entropi felsefe, antropoloji, sosyal biyoloji ve diğer bütün bilimlerle iç içedir. Şimdi etrafınıza bakın ve entropinin neler yapabildigine bir bakın.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun