Hatay, Adem Yarıcı ve Bir Çift Ayakkabı

“Hatay, benim namusumdur orayı mutlaka alacağım.”

“Kırk asırlık Türk yurdu, düşman elinde esir kalamaz.”

Mustafa Kemal Atatürk, Ülke Kurucumuz Başkumandanımız

Atatürk hasta yatağında Hatay’ın durumunu takip edip tasalanmıştır. Atatürk’ümüzün sayesinde, Hatay düşman elinden çok güzel kurtulmuştur. Yıllarca çok güzel yaşadı şehir sakinleri, çok farklı etnik kökenleri kültürel değerlendirerek insanlar, kendilerini hem geliştirdiler hem de hoşgörü ve saygıyı da arttırdılar; örnek niteliğinde yaşamları destan oldu.

Zamanla Hatay’ı elde eden siyasi politikalar, orayı bir geçiş tüneli olarak Suriye’ye kullandılar, önce mültecilere orada çadırlar kuruldu, daha sonra mültecilere verilen aşırı imtiyazlar ile ülke vatandaşı mülteci konumuna getirildi.

Adem Yarıcı, gibi birçok insanımız valiliklerin önünde kendini yakmadan iş istiyor, çocuklarım aç diyor ve sonra karşılarında çözüm göremeyen bu insanlar, çaresizlikten kendilerini yakıyor.

Ülkemizde birçok insan intihar ediyor, çok fazlası da edecek. Enflasyon televizyonlarda iletildiği gibi olsa, çalışan insanların maaşı en azından kendilerine yeterli olurdu. Fakat, olmuyor!..

Bu intiharlara şöyle çözüm bulunur; yeniden ülke vatandaşına mültecilere verilen haklarını geri verip, üzerine yeniden üreten ülke olarak. İşsizlik rakamları her gün daha çok artıyor ve artacak da böyle giderse…

“Çocuklarım aç, iş istiyorum anlamıyor musunuz?”

Uzunca işsiz olduğunu ve çocuklarının aç olduğunu söyleyen; onurlu ve acılı bir baba intihar etti. Kaç zaman çocuklarının yüzüne bakamamıştır bu baba, kaç kez sofradan aç kalkmıştır, kaç kez eve iş bulamadan geldiğinde ailesinin yüzüne bakamamıştır, kaç kez kahretmiş, kaç kez bunları yaşamaktansa ölmeyi yeğlemiştir?

Biz, bir adamın fotoğrafına Hatay’da bakıyoruz, acıdan sırtı bükülmüş vaziyette son hali hep aklımızda kalacak. Bakmayın, fotoğraflanmadan önce de sorumlulukları bükmüştü çok önceden o beli, ailesinin yükü omuzlarındaydı, üstelik çaresizdi!

Belimi kırdılar, kaç kez bu olaylardan belimizi kırdılar! Bizim gibi insanların suçu ne? Hiç tanımadığımız insanların acısını yaşıyoruz?

Bir Çift Ayakkabı çok şey anlatır. Bir insanın maddi durumunu en iyi ayakkabıları anlatır, eski ayakkabılar ve en marka ayakkabılar…

Ernest Hemingway, en kısa hikayeyi yazarken “Satılık: Bebek ayakkabıları. Hiç giyilmemiş” ayakkabılar ile mesaj vermişti.

Hırant Dink’in cesedinin fotoğrafındaki delik ayakkabısı, onun hiçbir politikadan destek almayıp, zor yaşamının resmiydi, hatta samimi savaşını da destekliyordu.

Hüseyin İnan idam edilmeden bir gün önce, “Babam yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek.”

Çarıksız savaşan atalarımızın, yokluğu da ayrı dertti!..

Adem Yarıcı’nın ayakkabıları bana çok şey anlattı; ayakkabı çok eskiydi ve delik olmasından ayaklarını rahatsız etmişti, baş parmakları her adımda zorlanarak adımlamıştı, çürümüştü; yağmurda suda, karda kışta ayağındaydı, hepsine mağruzdu ayakları. Daha tabanı bilinmiyor! Bu kadar eski bir ayakkabı ile ailesi hatırlayacağından da çok üzüldüm. Fedakar adam, çok iyi bir babaydı belli ki. Bağcıklarını yer çekimine yenik yere bırakan ayakkabı, son kez valiliğe giderken giyilmişti.

Atatürk’ün kurtardığı Hatay şehrinde, değişen siyasi sitemin halkı korumamasından, Arapları vatandaşı saymasından, bu ülkede birçok vergi veren vatandaşımız intihar etti.

Yırtık bir çift ayakkabısıyla kendini yakan bu değerli insanın ruhu şad olsun, yakınlarına sabırlar diliyorum, en iyi dileklerim kendileriyle ve onlar gibi nice dertli aileler ile.

Ayakları artık bedenini kaldıramayınca, o ayakkabı bir kenarda kaldı. Kimsesiz, sahipsiz, eskimekten çürümüş ayakkabılar…

Atatürk’ün Hatay’ı kazanırken tarihi ile ilgilenenlere iki kaynak:

1-https://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/sinan-meydan/ataturkun-diplomasi-zaferi-hatay-1917140/

2-https://www.youtube.com/watch?v=fvMeWX8S9DQ

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun