Halüsinasyon (Aşk Rüyası)

Aşk günü…

Sevgi günü…

Sevgililer günü…

Alışveriş günü…

Üzülme, ağlama, delirme, yok sayma, hava atma günü…

Kısacası, tüm güzel günleriniz aşkına yazıldı bu yazı.

Gece fena sıcaktı ve dişim de çok ağrıyordu. Ağrı kesici hapı yuttum,  üstüne bir de dişimin üzerine bir adet aspirin koydum. Uyuyakalmıştım.  Rüya gördüm:  Çok küçük olmayan bir helikopterin içindeydim ve havadaydık. Öncesini hatırlamıyorum. Yanımda giyimi, kuşamı iyi olan, artist yapılı biri vardı… Şaşkındım. Pencereden aşağıyı hayretler içinde izliyordum. Yanımdaki adam, helikopter sesini bastıracak kadar yüksek sesle konuştu:

– Beyefendi, geldik, şu deniz ortasındaki adaya iniyoruz, dedi.

– Ben sürgüne mi gönderildim?

– Hayır, devletimiz, bundan sonraki yaşamınızın çok güzel olması için özveride bulundu ve size bu adayı verdi. Devletimizin kutsal bir vatandaşısınız…

Adanın ortasına inen helikopterden sırayla indik, helikopterin kanat rüzgârından korunarak hemen ilerideki bir evin kapısından hızlıca içeri girdik. Bu esnada helikopter bizi terk etti. Evet, evin içine girdik! Fakat ev mi!? Ev demek için deli olmak lazım! Resmen bir saraydı içerisi; krallara layık bir yer. Bizi içeride güleç yüzlü ve genç bir kadın karşıladı; ilerideki oturma salonunu gösterdi. Salona girdiğimde orada, koltuklara oturan ay parçası gibi iki kadın vardı. Konuğum şaşkınlığımı anladı:

-Hanımefendilerin biri çok iyi tarihçidir. Senin tarihe olan merakın nedeniyle yanına refakatçi olarak gönderildi. Bir diğeri çok iyi felsefecidir. Yeni bir yaşama hoş geldin! Şu hanımefendi ise hizmetçindir!

-Ben tecrit mi oldum, şimdi?

-Hayır, buradan ana karaya 15 dakikada gidebilirsin. Bak o sandallar senin ve konukların için, dedi pencereden dışarıyı göstererek. Sonra devam etti:

-O sandallar her daim hizmetinde olacak. Ben de şimdi onlarla birlikte buradan gideceğim ve onlar sonra tekrar adaya geri gelecekler.

-Hanımefendiler hep burada mı kalacaklar?

-Sana bağlı. Maaşlarını devletimiz ödüyor. Buradaki tüm çalışanların maaşlarını devletimiz ödüyor. Devletimiz senin eşsiz hizmetinden dolayı yapıyor bütün bunları.

Adam gitti, ardından bakakaldım. Döndüm salona, neredeyse bakışlarıyla içime girecek olan hanımefendilere baktım. Onlara doğru bir adım attım, biri ayağa kalkıverdi. Dünya güzellik ölçüleri yeniden yazılacak derecede muhteşem bir endam! Yılan ve ceylan karışımı çekicilik! Dudaklar titrek, yanaklar şişmiş ve adeta vücudundan çıkan sıcaklık beni alev içinde bırakacak gibi…

Zelzele oldu sandım. Titriyordum. Uyanmıştım. Sol gözüm, sol yanağım, sol kulağım ve sol kolum acıdan beni mahvediyordu.  Hayatımın tek güzel rüyasını bile bana reva görmeyen hayata ve yaşantıma isyan ettim.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun