Hafta içinde gelişen önemsediğim olaylar, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs’ın kurucu cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş, Lozan Antlaşması…

Öncelikle hafta içinde gelişen ve önemsediğim olaylardan söz edeyim.

1) Mustafa Necati’nin adı kendi evinde yeniden yaşatılacak. Ailesinin bağışladığı bu eve daha sonra şeriat çağrıları yapan Nuri Pakdil in adının verilmesine ilişkin, kültür ve Turizm bakanı; Mehmet Nuri Ersoy bu kararı tekrar görüşeceklerini ve düzelteceklerini söyledi.

Fakat Mustafa Necati’nin her yurttaşa örnek olacak yaşamını genç kuşaklara ulaştırmak zorundayız. Bu nedenle ilkokul ve ortaöğretim çocuklarına bastırılıp Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin öncelikli bir görevi olduğunu düşünüyorum.

2) Sudan; Sudanda kitlesel hareketler sonucu 30 yıllık Ömer el Beşir diktatörlüğünün devrilmesinden sonra kurulan geçiş hükümeti başta kadınlar olmak üzere bir dizi reformu hayata geçirdi.

Sudan adalet bakanı Abdulbari, din değiştirmek suç sayılmayacak, kadın sünneti yasaklanacak ve kadınlar seyahat etmek için izin almak zorunda kalmayacak.

Umarım ki bu reformlar devam eder ve tüm Afrika ülkelerini etkiler ve bu dünyada kadınları aşağılayan hiç bir ülke kalmaz.

3) Benim yazılarımı takip eden dostlar çok tanık olmuşlardır. İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’den çok söz ettim. Son olarak Greta, merkezi Portekiz’de bulunan bir vakıf tarafından bir milyon avroluk insanlık ödülüne layık görüldü… Ve bu ödülün tamamını iklim krizi ile mücadelede kıllanacak gruplara bağışladı. Ülkesi İsveç’te insanların “sanki dört gezegene sahipmiş gibi yaşadıklarını” savundu.

4) Şimdi sizlerle bir yorumsuz haber paylaşacağım; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dubai emirliğinde bulunan Muhammet Bin Rashit Uzay merkezinde geliştirilen mekik uzaya gönderildi. Mekiğin Şubat 2021’de Mars’a ulaşması bekleniyor. Ayrıca Dubai de yapay bir bilim şehri kuracaklarını açıkladılar!!!

20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı
Bulunduğumuz hafta benim en önemsediğim olay 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı ve Kıbrıs’ın kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,

Son günlerde Kıbrıs’a yapılan Barış Harekâtı ile ilgili medyada yapılan paylaşımlardan söz etmek isterim.

Gerek yazılı medyada, gerekse televizyon kanallarında bazı kişiler bu çıkartma ile ilgili, iki kuvvet komutanlığımızın iletişim kanallarında oluşan bir olumsuzluk sonucu kendi uçaklarımızın kendi gemimiz (Adatepe) batırdığımız konusunu sürekli işlediklerine tanık oluyoruz. Doğal olarak kaybettiğimiz denizcilerimiz için çok üzüldük.

Hatta bunlardan birisinin babası Bornovalıydı benim serbest mühendislik yazıhanemi ziyaret ettiğinde gözyaşlarını tutamamış oğlumun bir mezarı bile yok demişti. O vatan şehitlerimiz için tanrıdan rahmet diliyorum. Belki mezarları yok ama sonsuz mekânları cennettir.

Bu acıyı paylaştıktan sonra; bir de bu çıkartmada Mehmetçiklerimizin kahramanlık destanları sayfalar biter destansı kahramanlıkların öyküsü bitmez.

Örneğin siz duydunuz mu? Muzaffer üsteğmenimizin (ki sonraları Silivri zindanlarına hapsedildi) Türk ordusunun çıkartma yapılan bir plajda nasıl çaresiz kaldığını ve önündeki yaklaşık 10 metrelik tepeyi aşması gerekirken Rum tankları oraya hareketliğinde Yozgatlı bir onbaşının komutandan izin alarak kendisine verilen bir bazuka ile en öndeki tankı havaya uçurması sonucu yol kapanması sonucu askerlerimizin düzlüğe çıkması sonucu imha olmaktan kurtarılmasını,

Evet, Kıbrıs çıkartmamız baştan sona kahramanlık destanıdır.
Evet, bir muhribimizi kaybettik fakat onlarca muhribimiz değerinde Kıbrıs’ı kazandık.

Kıbrıs’ın kurucu cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş
Rauf Denktaş’ın halkına seslendiği videodan; alıntıdır. “Gençlere ve devlete sahip çıkın, kendinizden emin olun. ANAVATANA GÜVENİNİZ anavatanın bir ağacın yaprağına bile zarar gelmemesi için titiz davranın. Anavatana gelecek her zarar biliniz ki Kıbrıs Türküne on misli belki de yüz misli zarar verecektir.”

Şimdi Rauf Denktaş’ın herkesin mutlaka ders alacağı bir sözüyle devam ediyorum.

Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın.
Düşüncelerinde bir ileri, bir geri adım atmayacaksın.
Her dönemin adamı değil her dönem adam olacaksın.

Ben değerli Cumhurbaşkanımız ile Lozan’da beraber oldum. Orada da yaptığı konuşmada da sürekli olarak anavatanımızı ısrarla savunmuştu.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ülkemizdeki pek çok toplantısını ben düzenledim. Ancak iki konuda içimde bir burukluk olduğunu itiraf etmek isterim. Kendisinin bir vapura isminin verilmesi için İzmir belediye yetkililerini defalarca başvurmama rağmen sonuç alamadım. Nedense şehrimizde herkes futbolcu isimleri meraklısı olmuş.

Sadece Karşıyaka eski belediye başkanımız Hüseyin Mutlu Akpınar ricamı kırmadı ve Karşıyaka’da bir parka adını verdi.

Oysa sayın cumhurbaşkanı rahatsızlıkları için sadece 9 Eylül hastanesi kampüsünü tercih etmiştir. Ne yazık ki o bölgede de ismine layık bir park yaptırma taleplerime yetkililer ilgisiz kaldılar.

Ayrıca şu anda Kuzey Kıbrıs devletini Türkiye’den başka tanıyan hiç bir ülke çıkmadı. İşte bu nedenle;

a) Daha birkaç gün önce ülkelerine her koşulda destek verdiğimiz Azerbaycan’ı kınıyorum.
b) Pakistan devletini Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni devletini tanımadığı için kınıyorum. Sizin ülkenize gösterdiğimiz ilgi nedeni ile dünyanın geleceğinin süper gücü Hindistan ile sıkıntı yaşıyoruz.
c) Kazakistan’dan ısrarla Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımasını bekliyorum. Ayrıca Kazakistan ile yaptığımız ortak üniversite anlaşmasının Kıbrıs’ta gerçekleşebileceğini bekliyorum.
d) Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanınmasının Çin için de ABD ile yaptığı küresel mücadelede avantaj sağlayacağına inanıyorum
e) Rusya’nın da Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımasının orada bulunan İngiliz, Fransız güçlerine karşı avantaj sağlayacağına inanıyorum.

Lozan Antlaşması
24 Temmuz denince aklıma sadece Lozan Antlaşması gelir yaklaşık 20-25 yıl önceleri Cumhuriyet Halk Partisinde çok etkin olduğum günlerde 24 Temmuz’da Lozan’ı anma toplantısı düzenlerdim. 4 Eylül’de de Sivas kongresi toplantılarını ben düzenlerdim.

24 Temmuz gününü İzmir Belediyesinin fuardaki salonlarında düzenlenirdi. O günler bu toplantılarda çok düzeyli konuşmalar yapılırdı. Özellikle o dönemin büyükelçilerimizi dinlemek çok keyifliydi.

Daha sonra İsmet İnönü nün evini ziyaret ederek Lozan kahramanımıza saygılarımızı sunardık.

Lozan şehrine 2005 yılında gittim. Bir arkadaşımla birlikte toplantıların yapıldığı otelde İsmet paşaya tahsis edilen odayı da ziyaret ettim orayı bir kafe yapmışlardı.

Lozan anlaşması aslında iki aşamalı idi ilk toplantıda İngiliz öncülüğünde ki emperyalist güçler İsmet İnönü’nün çelik iradesi karşısında dağıldılar.

Türkiye savaş kazanmış bir ülke olarak Lozan’daydı. Bu duruşlarından hiç taviz vermediler. Özellikle İngilizler kurtuluş savaşımızda Rusya’dan silah desteği almıştık bu durum emperyalistleri kaygılandırıyordu.

Acaba Türkiye sosyalizmi mi seçecekti? Toplantı tıkandı ve taraflar ülkelerine geriye döndüler.

İşte bu anda büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal’in olağanüstü zekâsı devreye girdi. 17 Şubat günü İzmir’de bir tütün deposunda iktisat kongresi düzenledi ve bu toplantıda aldığı önemli kararlarla daha çok Fransa ihtilalinin değerleri vardı.

Örneğin paşa şu talimatı vermişti. Ameleler solda otursun tüccarlar sağda otursun demişti. Gerçi bizim ülkemizdeki pek çok kişi buna bir anlam verememişti fakat başta İngilizler olmak üzere mesajı almışlardı.

Taraflar tekrar Lozan’da toplandı. Nihayet kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı. Sınırlar kesinlikle çözüldü. Sadece Musul surunu ertelendi. Ancak şeyh Said isyanını çıkartan İngilizler Kerkük ve Musul’a el koydular.

İki konu ileri tarihe ertelendi. Biri boğazlar sözleşmesi, diğeri ise Hatay meselesi idi.

Koşuların olgunlaşmasını bekleyen Gazi Kemal paşa önce Montrö anlaşması ile boğazların tam denetimini ülkemize geçti. Daha sonra Hatay meselesine yoğunlaştı hastalığının ilerlemesine rağmen kendisi göremese bile anavatana katılmasının şartlarını oluşturdu.

Son yüzyıllar hep sahada kazandığımız ki başta Yunanlılar olmak üzere barış görüşmelerinde hep masada kaybetmiştik.

Ancak bu kez;
Gazi Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa sayesinde hem sahada savaşı kazandık hem de masada kazandık.

Lozan tüm dünyanın geleceğini etkilemiştir. Kimi çevreler inanmasa bile bundan sonra da yıllarca dünyanın geleceğini etkileyecektir.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler: http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.htm

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun