Günler (2)

En kurak çölleri bile vaha eyleyen gönüldür. Hangi gönül? İlk defa ısırılan bir meyvenin buruk tadı gibi… İlk defa gittiğimiz bir memleketin soğuk insanları gibi karşılanıyoruz çamurdan yapılmış hanelere… Bütünü bilmediğimiz için aldanıyoruz. Modern çağ milyonları mutlu eden gelişime öncülük etmiştir. Ancak keyfine düşkün bu hergelelerin milyarlarca insanı ezdiğini kim unutabilir?

Yüreğiyle konuşan insanların samimiyeti vardır. Zira konuşan insan değil, vicdandır.

Pek çok kez hakikat, kelimelerin arasında kaybolur. Anlayacak mı? Sanmıyorum! Sen kendini anlıyor musun? Yüreği feryat ettikçe bağrına zincir vuran Atlas, asırlarca dünyayı sırtlamaya mahkum edilmedi mi? Hürriyet bizlere verilen bir hediye değil bir mücadele eseridir. Zaferin ardınca milyonlarca şehidimizin kanı vardır. Cemiyeti ise cemiyet yapan kalabalıktır. Savaşları kazanan, tarihe yön veren yine aynı kalabalıktır. Tarih sayfalarında kalabalığın ismini görüyor musunuz? Şaşkınız! Ailecek şaşkınız! Cemiyetçe şaşkınız! Ancak hayret ve şaşkınlık bir zamandan sonra yerini hayranlığa bırakır. Hayranlık ise teslimiyete…

İnsanlar sorumlulukları ölçüsünde büyür ve gelişirler. Hayatta hiçbir tecrübesi, hiçbir acısı olmayan insanın sorumluluktan zaferle ayrılması olası mı? Büyük insanların hayatlarına bakmanızı tavsiye ederim. Hepsinin de temelinde derin bir hayat tecrübesi vardır. Yahut büyük bir sevdası…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun