Gündemlerimiz ve Uluslararası İlişkilerimiz

Ülkemizin gündemindeki konular;

a) Orman yangınları; ormanlarımız yaklaşık 14 günden beri yanıyor. Yaklaşık zarar 100 milyar avroyu geçti (buna kaybettiğimiz doğal yaşam ve turizmdeki kayıplarımız da dâhil değil). Zaten ekonomik çöküntü yaşadığımız şu günlerde böylesine ulusal bir yıkım karşısında tüm siyasi partilerimiz bir araya gelerek ortak tavır almalıydılar.

Ne yazık ki birbirlerini suçlamaya devam ettiler (doğal olarak kendilerine destek olan yazılı ve görsel basın dahil). Buradan alınacak ders; galiba ülkemiz daha zor durumlarda kaldığı zaman bir araya gelme iradesini gösteremeyecekler!!!

b) Siyasetçilerin bu basiretsizliklerine karşın Türk halkının yangınlara karşı cesaretle ve hatta bazen ölümü bile göze almaları ise yangın gerçeğinin olumlu yanları. Yangına karşı savaşırken yaşamlarını yitirenleri rahmetle anıyorum…

c) Ormanlarımızı hükümetin koruduğu maden arayanlara karşı tüm ülkede yüreklice savunan kadınlarımızı içtenlikle kutluyorum. Onların bu kararlılıklarını gördükçe kurtuluş savaşımızda cepheye kağnılarla cephane taşıyan kadınlarımız geliyor aklıma.

Ülkemizde her şey değişse bile bazı çevreler Türk kadınını küçümseme gayretlerinde bulunsalar bile, Türk kadınlarının cesareti her zaman takdire şayandır.

d) Ülkemizdeki son günlerin bir diğer önemli konusu ise; ülkemizdeki geçici sığınmacılar başta, Suriyeliler ve şimdi de Afganlar…

Uluslararası ilişkiler ve Türkiye

a) Türkiye diplomasisinin birinci görevi büyük küresel güçlerin mücadelelerinden yararlanarak ülkemizin çıkarlarını savunmak olmalıdır.

(Ancak şu anda ülkemizde diplomasiden söz etmek çok zor. Çünkü tamamı Sayın Cumhurbaşkanının kontrolünde. Fakat Sayın Erdoğan’ın yürüttüğü çalışmalardan: halkımızın, siyasetçilerin, siyasi partilerimizin haberi olmuyor.)

b) Küresel güçler (ABD, Rusya, Çin, Avrupa birliği, Hindistan) arasında çok büyük bir güç mücadelesi var.

Basından şu haberleri paylaşayım:

Sayın Mehmet Ali Güller den;
ABD Dışişleri Bakanı Blinken “Çin’in ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik olarak ABD’ye meydan okuyabilecek tek ülke olduğunu” belirterek “Çin ile stratejik mücadelesini 21. yüzyılın en büyük jeopolitik sınavı” olarak nitelendirdi.

c) Çin’in en büyük silahı “Bir kuşak, bir yol” projesi. İşte Çin Dışişleri Bakanı Wang’yi Suriye’nin başkenti Şam’a geldi ve bir süre önce cumhurbaşkanı seçilen Beşar Esad’a şu taahhütlerde bulundu:
Suriye’nin ulusal egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal haysiyetini korumasında verdiği sözü teyit ederek; “Dış müdahalelere karşı Suriye’nin yanındayız.”mesajını verdi.

Çin devleti “Bir kuşak, bir yol” “projesi ile yeniden yapılanacak. Esad ise; “Çin ile ekonomi, bilim, kültür ve eğitim alanlarında işbirliğini arttırmayı bekliyoruz.” dedi.

Şimdi Çin; Suriye’yi yeniden yapılandırırken önce tüm Arap dünyasının desteğini almak ve oradan Afrika kıtasına ulaşmayı düşünüyor.

Suriye devleti yeniden yapılanırsa; işte o zaman, ülkemizdeki Suriyelilerin ülkelerine dönme iradesi olur diye düşünüyorum.

d) Şimdi bir başka Çin gerçeğini sizlerle paylaşmak istiyorum:
Şu anda dünyanın en prestijli üniversiteleri Hepsi Anglo Sakson… Ancak tarafsız bilim insanları yakın gelecekte Çin üniversitelerinin dünyanın en prestijli üniversiteleri olacağından söz ediyorlar… Ben de buna inanıyorum.

Türkiye, Çin’in bilimdeki bu başarılarından kesinlikle yararlanmalı (son yıllarda hepimizin bildiği gerçeklerle bilim alanında kaybettiklerimizi yeniden kazanabiliriz).

Değerli dostlarım bugün yazımı burada sonlandırırken şu konulara yer veremedim;
Birleşmiş milletlerin küresel iklim uyarısı (ben bu konuda yıllardır yazılarımı paylaşıyorum). Bu konuda sadece Türkiye için önerileri kapsayan bir çalışmam olacak…

Kıbrıs yazımı da daha sonraya erteledim.

Önümüzdeki günlerde, 17 Ağustos Marmara depremi ile çok özel bir yazı sunmaya çalışacağım.

Yine son olarak Afgan göçmenleri ile ilgili yapmamız gerekenleri haftaya bırakıyorum.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun