Günah Meyvesi Elma

Küçükken vitamini için yedirilen elmayla tanışmış, daha sonra (zehirli) iksirli elmayı, Pamuk Prenses’in masalıyla tanımıştım. Büyüdükçe, Adem ve Havva’nın koparılıp yenmesi yasaklanan elma hikayesiyle de anlayamadığım sebebini, ister istemez sorgulamıştım. Yenilen bir meyve için Tanrı, insanların kaderini cennetten sürmüştü… Tanrı, oysa insanları en üstün canlı olarak da kabul etmesini meleklerden de istemişti… Burada mantığa uymayan bir şeyler vardı.

Elmanın kurdu içime düştü, yedi bitirdi merak. Korkumdan elma sirkesiyle etrafı bir güzel temizledim. İçim ekşi elmadan ekşidi, tatlı elmadan ısırdım, aynı zamanda elma sarıydı. Bu kez de sarardım, hatta soldum da. Kıpkırmızı bir elmayı armağan etmeye kalktı bir kurnaz, ben de bir dehanın son ısırdığı elmadan ölüme adım atan, bir başka dehanın da bu elmadan logo ettiği şirketi, elimdeki telefondan hatırladım. Yemedim tabi. Çivi çiviyi söker hesabı, elmanın verdiği hasarı ancak elma düzeltebilir diye düşündüğüm için, bağırmaya başladım feryatla. Kaderim fıstığı yeşili elmaya muhtaç, çabucak bana yeşil elma verin dedim, markette ulaştırdılar. Elmayı üzerime iyice silip hemen ısırdım, yine kesmedi.

Yer elması yedim yerlere düştüm, Newton güldü bana. “Sen, ben değilsin ki elmayı fırsata dönüştüresin.” Haklıydı deha, ama kendimi onunla kıyaslama yarışına düşmemiştim ki. (Aklım ve kurguları…)

Bir çocuk bana bakıp elma şekeri yiyor şimdi de. Su, şeker, limon ve gıda boyasının ortasında bir elma! İyi de neden elmayı böyle göz boyamaklardan yedirtirler çocuklara?.. Ben de çocuğa bakıp, elma suyunu işaret ederek, diktim kafama, oh da çektim üstelik, çocuğun canı çeksin diye… Bir yıla kadar saklanabiliyordu elmalar buzluklarda. İçtiğim elma suyu beni beklemiş miydi? En son ne zaman dalından koparılmıştı? Bana doğru nasıl bir serüvenden geçmişti? Elma şarabı mı daha sağlıklıydı? Düşündükçe dalıyordum derinlere, üzerine içiyordum da…

Amasya’lı biri de kendi yöresinin elmasının reklamını övüne övüne anlattı, maşallak dedim… Zaten burnuma kadar doymuşum, bir de onu yemek istemedim.

Eve geldim televizyonu açtım, bir müzik kanalında “bir elmanın yarısı sensin yarısı benim”  diyordu şarkıda. Nasıl iki ikişiyi bir bütün düşleyen elmayla betimlerdi, akıl almaz bir durumdu. Kanalı değiştirdim, bir Türk filminde ‘günah meyvemiz’ söylemine takıldım bu kez. Adem ile Havva’nın günah meyvesi elma, olmuştu başkalarının yasak ilişkisinden doğan çocuk.

Bu güzel meyveyi kullanmasınlar hurafelerde, aramasınlar elma üzerinden çıkar/kötülük. Bir hocanın elmayı okuyup, çocuğu olmayan baba adaylarına iktidar arttıracak düşüncesini empoze etmesi, hem de bu çağda. Üretimi pahalı olan elmalar, okunmuş dualarla, daha pahalı hoca pazarlarında. Paranızla zehirlenmeyin derim, umudunuzu tüketir bu elmalar, hem hangi bilim araştırması kabul görür bu saçmalıkları?!. Elmadan doğacak çocuk olursa günah meyvesi olur, yalnızca hocaya peşkeşten kadını olması olasıdır, başka ihtimal aklıma gelmiyor. Nasıl Havva Ademi kandırmışsa, Ademoğulları para karşılığında, Ademoğullarını elmayla günümüzde kandırıyor. Çürük elmalar çevresindeki elmaları da çürütüyor. Elmaya ne iksir yakışır ne dua, sek tüketim yakışır akıllıya. (Az kahve ya da isteğe göre tarçın da elmaya yakışabilir, dua/zehir ne?) 

Elma çocuk, Yasak elma, Yasak meyve, Günah meyvesi…

Kafam hayli karışmıştı, bir şiir okumak istedim, algıda seçicilikten mi, bilmiyorum Nazım’ın şiirine takıldım bu defa. Şiir de “yani sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?” (mesajın somut anlamında) bu soruya takıldım.

Elma canlı bir varlık (öyle kabul ediyorum), elma pek tabi sevmeyebilir de bizi. Haklı da olur üstelik. Çağlar boyunca ağacından enstrümana kadar üretmek için faydalandık. Onun yaşamasına ve çoğalmasına yalnız üretimde kendimize istifade etmek için destek verdik. Elma aptal bir canlı olsaydı, bizi belki severdi. Bilinci var mı bilemem, ama gayet tabi canlı olduğu için, biz insanları sevmemiş olması muhtemel. Bizim için detay değil, değil mi; elmanın bizi sevip sevmemesi? Biz onu her şekilde yeriz, tüm türleriyle de. Onu reklamlarda diş daha beyaz görünsün diye bile yeriz. Kıpkırmızı elmanın bembeyaz dişten daha çekici olma olasılığı var mıdır, yani reklamlarda hangisi daha çok seyretmemize sebep olur (bence elma)?!.

Dünyanın bize en güzel armağanlarından biridir, elma. Bu mucizevi meyveyi yalnızca yiyelim ve faydalarını vücudumuza bırakalım.

“Sevgili insanlık! Bir çocuk masumiyetiyle bir kez daha elma diyoruz. Ne olur çık artık!”

İnsan olmak/kalmak hedefimiz olsun. Afiyette ve neşeyle kalın.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun