Gölgelerin Sınırında

Evren akıllı, karanlığın içinde dünyaya bakıyordu. Her insanın içine ve dışına gölge yerleştirmişti. Buna rağmen hız da kazanmıştı; her insan yaratıldığında bu hızı artıyordu. İnsan ise zaman ve yer çekimi arasında sıkışıp kalmıştı, çoğunlukla kendi varlığını dahi unutuyordu. Ama Evren’in hafızası tüm işlerine rağmen, bütün insanların unuttuklarını da aklına kaydediyordu… Bütün şeyler gölgelerin sınırında biterken, Evren bu sınırları da çevreliyordu.

Platon’un Mağara Alegorisi’nde, mağarada zincirlemiş halde yaşayan insanların gölgelerini, farklı yaratıklar gibi birlikte yaşadıklarını sanıyorlardı. Buradan, insanların görüşünü ışığın nasıl etkiler yarattığını tasavvur edebiliriz.

Aristoteles, bir öznenin özniteliğe bağlı olmasından oluştuğunu ifade eder. Aritoteles’e göre, eğer Ay tutulmuşsa; ”Dünya’nın Güneş’le Ay arasına girerek Güneş ışığının Ay’ın üzerine gelmesini engellemesi sonucu Ay’ın ışıktan yoksun kalmasıdır.” Başka bir tartışma da ise şu tanımı yapar: ”Ay ile aramızda hiçbir şey olmamasına rağmen bir gölge meydana getirmeye muktedir olmayan.” ”Bir Ay tutulması, kendisi ile Güneş arasına Dünya’nın girmesi sonucu Ay’ın uğramış olduğu bir ışık kaybıdır.”

Gölge, ışık kaybıdır; diyebilir miyiz?

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun