Fikri Hür

Bir toplum nasıl millet olur? Birey olarak yetiştirilen insanların toplumu neden daha ileri her konuda?

Hür fikirle büyüyen insanlar daha başarılı olur. Çünkü kendi de birey olduğunun farkında büyütüldüğü için çocuklarını da öyle yetiştirir. O çocukta, okullarda iyi eğitim aldıkları için daha başarılı olurlar. Beyinleri çok yönlü çalışır. Sorgulamaları engellenmediğinden başarı merdivenlerini ikişer üçer çıkarlar.

Yüz yıllardır Osmanlı zulmü, baskısı ve cahil bırakılması ile bir milleti körelttiler. Bu duruma en büyük destekte, Din olgusundan geldi. Avrupa din olgusunu durdurup da Reform ve Rönesansa geçmeyi başardığı andan itibaren hızla yükseldi her dalda.

İbni Sina’yı bile unutturdular bize. Hazerfan Çelebi ilk uçan insan. Kafası kesildi. İlk deniz altı Osmanlı’da yapılıp Haliçte denendi. Yapan..

İskenderiye’deki dünyanın en büyük kütüphanesi. Suudi Arabistan’a taşınıp dört yıl fırın ve hamamlarda yakıldı. Zihniyet halen aynı. Bizi birbirimize düşman ettiler. Askere giderken sokağımızdaki komşularla vedalaşırdık. Hepsinin nasihatı “Öne geçme kafana vururlar. Arkada kalma kıçına vururlar, her şeyin ortası iyidir” dediler. Yani bu toplumda aptal olursan ezilirsin, akıllı olursan dışlanırsın düşüncesi değişmedi.

İki Türk bilim insanı Almanya’da aşı geliştirdiler. Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden Pfiyzer milyar dolarlarla ortak oldu. Burada o bilim insanlarını Alevi diye söyledi bazı televizyon kanalları. Milletin beynine çakılan bölücülük zehiri halâ kullanılıyor. IRK başka bir şey , DİN başka bir şeydir. Etnik ayrımcıkların hala siyasetinden kaybediyoruz.

İnsanlarımız yeni tanıştığı birine sorar. “Nerelisin hemşerim”; O da elini kalbine götürüp “Elhamdülillah müslümanım … şehirdenim” der. Ulan sana dinini mi sordular! Senin ırkın soyun yok mu? Bana böyle soru sorulduğunda “Türkiyeli Türküm” diyorum. Bana şabalak şabalak bakıyorlar. Bu zihniyetin silinmesi çok zor.

Suudi Arabistan’dan bir anım;
Kardeşime araba çarpmış. Hastanede yoğun bakımda diye telefon ettiler. Normal vize yok oraya. Şirket danışman vizesi çıkardı ve kardeşimin eşi ile gittik. (Tek kadın gidemiyor. Kadının adı yok. Soy adımız aynı olduğundan vize aldılar.) Mekke’ye gittik. İlk gün hastaneye gittik. Yoğun bakım odasında, durumu ağır. Bilinçsiz. Bir doktor geldi. Camın dışından bakıyoruz. Yakını olduğumuzu anladı, “Ene daktır Abdullah” diyerek elini uzattı. Ben de “Serhat’s brother” dedim. Bir şey söyledi gitti. Başka doktor geldi. O da “Ene daktır Abdullah” dedi gitti.
Akşam Otelde bizimkilere sordum “Yahu bu doktorların hepsi Abdullah mı” diye güldüler. ‘Ene’ ben demek. Doktor aynı bilirsin, ‘Abdullah’ta -Allah’ın kuluyum demekmiş. Orada dahi şehir-memleket-isim ve din söylenmiyor. Yani “İnsanım, doktorum” diyor. Bu olguyu ne zaman yenebilirsek; ATA’mızın söylevlerini anlayıp ATA’mızın gösterdiği yola girebiliriz.

Köy enstitüleri veya gibi öğretim okullarını tekrar faaliyete geçirebilirsek o zaman insan olabiliriz. Anadolu da okul yokken, o insanların doğurduğu nesilden süper insanlar yaratan eğitim sistemini hayata geçirebilirsek, o zaman İNSANca yaşamayı ve yaşatmayı başarabiliriz.

Adamın biri her sabah deniz kenarına gelip, Medcezirden sahilde ölüme mahkum olan deniz yıldızlarını eline alıp denize atarmış. Bunu gören biri de “Ne uğraşıyorsun beyefendi. Milyonlarca var ne fark edecek ki” deyince adam eline bir tane alıp atar. Deniz yıldızı havada giderken “Bak işte bu attığım için fark etti” demiş. Bir çekirdek ekilir. Büyür. Binlerce kilo meyve verir. O çekirdeğe ve deniz yıldızına hayat hakkı tanırsak, onlar da bize hayat verir. Zinciri kırmayalım kaynatalım.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun