Eşeğin Esenliği! (1)

Adam, sabah erkenden avluyu açtı, eşeğin poposuna şaka ile birlikte tekmeyi vurdu, “De haydi git, karnını doyur da gel!” dedi.

Ahırlık kapısından hışımla çıkan eşek, o an kendini dünyanın en özgür canlısı olarak gördü. Boğazında ip yok, sırtında çatma yok, sürekli bağıran biri yok, poposuna inen sopa yok… Daha ne isterdi ki!

Bulduğu tüm otlardan birer dil kavraması yapıyor, alabildiği kadarını alıp, yiyordu. Tüm arazi onundu. Tüm otlar onundu. Tüm akan sular onundu ve özgürce içebilirdi. Kafasını yukarı kaldırdı:

-Bu kadar çok ot bugün için bana bırakıldı, hepsini yemem lazım, yoksa bir daha bu şansım olmaz! dedi. “Duyduğunu sanmıyorum ama ben âdeti yerine getirip, söylemiş olayım: Teşekkür ederim!”

Otları yerken bir yandan da açık alanda, utanmadan tuvaletini yapıyordu. Bir ara düşünmedi değil! Böyle, tüm hayvanlar görecek şekilde tuvalet yapılmaz ki! Popomu örtecek şeyler yok ama, en azından ıssız bir yer bulabilirim… Sonra, vazgeçti: Tanrı isteseydi, poposu örtülmüş olarak kendisini yaratırdı, demek ki örtmesi gereken bir yeri yoktu.

Karnını tıka basa doldurduğunda ancak fark edebildi. Akşam karanlığı çökmüştü. Eve geç kalmıştı. Sahibi, bu geç kalmadan dolayı onun için iyi şeyler düşünmezdi. Başkasının ahırlığında sabahlamayı, sabah olunca, gündüz gözüyle sahibinin ahırına gitmeyi düşündü. Fakat, başkasının eşeğini kim kabul eder ki! Gece gece dayak yemek de var, en iyisi sabaha karşı eve giderim, beni önce yitirmiş, sonra bulmuş olan sahibim sevinir, dedi.

Adam, önce komşusuna seslendi:

-Bizim eşek eve gelmedi, sen gördün mü?

Komşu:

-Yahu adı üstünde, eşek! Gittiği yerden gelmez. Unut onu, kim bilir kimin kapısında yatmıştır!

Adam bu cevaba daha da sinirlendi:

-Yardım edeceğine, sinir bozuyorsun. Tamam komşu, sen işine bak!  Fakat ben bu eşeğe yapacağımı biliyorum!.. Nasıl olsa eve gelecek! Bunun hesabını sorarım.

Adam hem kızıyor, hem de mahalle arasında eşeğini arıyordu. Her yeri aradı, bulamadı. Evine döndü ve o sinirle yattı. Sabah da erkenden ve sinirle kalktı. Sahi, o gün oduna gitmeyecek miydi? Eşek yoksa odun da yok! “Lanet olası eşek, tüm planımı bozdun!” diyerek kapının ağzında çıktı. Önce şaşırdı, ardından güldü, ardından bağırdı:

-Nerdesin ulan eşşoğlu eşek! Ben sana yapacağımı bilirim!

Eşek:

-Eve geldiğime şükretmiyor, üstüne bir de bana dayak atacakmış!.. İyi de, geri döneceğim zamanı söylemedin ki, ‘karnını doyur, gel’ dedin. Bak yine acıktı karnım, demek ki gelmem gerekmiyordu. Bu mankurt tam bir aptal! Fakat şu an çok sinirli gözüküyor, sanırım dayak yiyeceğim!

Adam hışımla yanına geldi, eşeğin boynuna ipi geçiriverdi, yakın direğe bağladı. Söylenerek ahırlığa girdi, alık ve çatmayı aldı, eşeğin üstüne onları da bağladı. Adamda kızgınlık devam ediyordu:

-Sen kafana göre gider, kafana göre gelirsin, öyle mi? Ben sana eşeklik nasıl olurmuş, göstereceğim!

Eşek şaşırmıştı:

-Bana eşekliği gösterecek! Demek ki daha önce eşek oldu! Göstersin bakalım nasıl oluyormuş, belki iyi bir şeydir, bende onu öğrenirim!

Adam elindeki sopayla eşeğin poposuna vurdu; bu çok şiddetli değildi.

Eşek:

-Acımadı ki! Acımadı ki!

Adam:

-Al bakalım ahlaksız, şimdi götüreceğim, senin üstüne dağ gibi yük bindireceğim!

Eşek:

-Bu biraz acıdı. Tamam vurma! Hem dövüyorsun, hem de üstüme yük bindireceksin! Manyak mısın? Tamam, vurma! Popom kızaracak, diğer arkadaşlar benimle dalga geçer! Bana, ‘kırmızı popolu’ derler. Hem de, orada sopanın izi kalıyor. Vurma lan! Suratına tekmeyi atarım şimdi…

Adam:

-Şerefsizin eşeği seni, bakalım nasılmış gidip de gelmemek!

Eşek.

-Bu laf bana değil. Zaten ben şerefsiz değilim. Ben bir tek dayak yiyorum, bu da onursuz olmak için yeterli değil; dayağı ses çıkarmadığım için yiyorum. Gerçi, ilk yediğim dayaktan sonra ben de ona tekme atsaydım, bu dayak yeme faslı devam etmezdi ama, maalesef bu şerefsizi alıştırdık. Canı başkasına sıkılsa, acısını benden çıkarıyor. Şimdi ben de olmasam, canı sıkılınca sinirini karısından çıkaracak. O kadın bu acıya dayanamaz; en iyisi ben onun adına da dayak yiyeyim; ben dayanıklıyım…

Eşek önde, adam arkada tepeyi tırmanıyorlardı. Adam, eşeğin sırtına çok ağır yük bindirecekti; bu yaş odundu. Üstelik de adamın siniri hala geçmemiş, söylenmeye devam ediyordu.

Eşek:

Anlaşılan bugün baya işkence göreceğim. Fakat, bunun da bir karşılığı olmalı. Tam popomun hizasına gelince hediyesini vereyim, o zaman benden uzaklaşır. Aha, vallaha da popomun hizasına geldi, geldi! Al sana, al sana!

-Tüh! Allah belanı versin, bu ne ya!” dedi adam. Üst baş berbat oldu. Eşeğin poposuna sopayla vurdu ama kendisi de geri çekildi. Her yeri eşek pisliği olmuştu!

Eşek:

-Evet, bir sopa yedik ama karşılığında benden de uzaklaştı. Bir daha yaklaşamaz, sopa da vuramaz. Şimdi ikinci plana geçeyim: Tam ayaklarımın hizasına gelince iki çiftemi birden suratına patlatırsam, o geride kıvranır, ben de zevkini sürerim. Hizala! Tam hizala. Yallah!

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun