Empati Yetmezliği

Oldukça yoğun olan bir icra dairesinde  İcra Müdürü olarak çalışıyordu Gani Bey. O da “koltuk hastalığına” yakalandığının farkında olmayanlardandı.

Kendisine işlem için gelen kişilerin yaşına, cinsiyetine, durumuna ve tavrına bakmadan herkesi azarlamaktan, terslemekten zevk alıyordu. Üstelik kendinde azarlama hakkı buluyor, bunu da sonuna kadar kullanıyordu.

-Ne aşağılık bir şey birinin bir başkasını azarlaması-

Oysa bundan 7 sene önce mahallenin kahvesinde iş ilanlarına bakıyor, biriken çay borcunu ödemek için part time de olsa çalışmak istiyordu. Derslerinde de başarısız sayılmazdı. Bir gün devlet içinde etkin (!) bir yakınının, İcra Müdürlüğü sınavına girmesi tavsiyesi üzerine sınava girmiş, mülakata girmeye hak kazanmıştı. Mahallede kendisine denk gelen büyüklerinden dua istiyor, her gün sürekli kazanmak için dualar ediyor, adaklar adıyordu. Derken mülakatı da devlet içinde etkin yakınının da desteğiyle geçmişti. (Bu ülkede referans (!) ile işe giren ilk insan olduğunun altını çizmekte fayda var. Zira bu ülkede kesinlikle -torpil- olmaz! 🙂 )

Böylece sıradan (!) bir insandan, masa başında, üstelik koltuğu da olan makam sahibi bir insana yükselmişti.

Artık önemli bir insandı!..

Aradan geçen yıllardan sonra, ülkenin hemen hemen tüm koltuk sahiplerinde olduğu gibi, eski günlerini unutup, kendini, vergisinden maaşını aldığı halktan, yani sıradan (!) insanlardan üstün görmeye başladı ve o da ‘Empati Yetmezliği‘ne yakalandı.

Kendisine talebi imzalaması için gelenlere sesini yükseltmekten ve en ufak bir durumda herkesin içinde terslemekten geri durmuyordu.

Kendi çocuğuna sesini dahi yükseltmeyip, gururu kırılmasın diye bir başkasının yanında en ufak bir azarlama dahi yapmayan Gani Bey; herkesin içinde azarladığı kişilerin de bir başkasının evladı olduğunu, onların da gururları olduğunu unutacak kadar ‘Empati Yetmezliği‘ne sahipti.

Kendi eşine oldukça kibar olan, onun gönlü kırılmasın diye azami derecede hassas davranan Gani Bey, bir başkasının eşine kaba ve kırıcı davranmakta pek rahattı.

Gani Bey; ‘Empati Yetmezliği‘ne sahip olanlardan sadece biridir.

Tek görevi halka hizmet olan devlet memurluğu makamına gelenlerin büyük bir çoğunluğu; Gani Bey’in uyguladığı davranışlara, sahip olduğu düşüncelere kapılmaktan kendini alamıyor.

Halkımızın taa çocukluğundan beri bilinç altına işlenen ‘kutsal devlet‘ düşüncesi; devlet memurlarını, makam sahiplerini (vali, kaymakam, hakim, savcı, emniyet çalışanları, doktorlar, müdürler, bakan, milletvekili müsteşar vb.) üstün varlık olarak görmesine sebep oluyor. Bu nedenle makam sahiplerine takındıkları saygı, onların böbürlenmelerine, kendilerini kutsal birer varlık gibi hissetmelerine sebep oluyor.

Empatinin ülkemizdeki en yaygın tanımı; “senin anan bacın yok mu?!”dur.

Dünyada tercih edilen tanımı ise; kendini karşı tarafın yerine koymaktır.

İşte tamda sıkıntı burada patlak veriyor ülkemde! Kendini karşı tarafın yerine koymak! Olur mu hiç? Ne münasebet! “Hiç Ağa’nın pokunun üstüne pok olur mu?”

Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra şunu sorabilirsiniz. Diyeceksiniz ki; neden sadece koltuk sahiplerinden örnek verdin de halktan vermedin?

Çünkü efendim şöyle derler: “Sütün kaymağı süt, yoğurdun kaymağı yoğurttur.”

Hz. Muhammed (sav): “Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz.” der.

Nasılız sorusunu sorduğunuzda; koltuklarda oturanların ahvaline bakıp cevabınızı bulabilirsiniz.

Not: Bu tarz yazılarda soruna temas edildiğinde, çözümde sunulması beklenir. Çözüm aslında sorunun içinde gizli…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun