Eğrisi Doğrusunu Bulmuş

Duvar da asılı, ahşap çerçeveli büyük aynaya son kez baktı genç kız, dağılmış kaküllerini düzeltti, yanaklarını çimdikleyerek kızartı, biraz da dudaklarını ısırdı ruj sürmüş gibi görünsün diye.
Artık tamamdı…
Açık pencerenin önündeki tahta sedire otururken, ucu kıvrılmış kilimden örtüyü de düzeltmeyi ihmal etmedi.
Kalbi heyecanla atarken  ‘sakin ol, sakin ol ‘  diye söylendi kendi kendine.
Evleri yol üstüne neredeyse sıfır, eski ahşap bir yapı. Yoldan sadece dört basamak yüksekde, diğer köy evlerinden oldukça bağımsız, sadece 8 çocuklu Fadime’nin evi ile bakışmak mümkün.
‘ Saat kaç acaba ?’ Güneşin yükselişine bakılırsa birazdan, Nike taburunda  (Amerikan üssü) mesai bitecek, orada görev yapan Subaylar birer ikişer yoldan geçip kimi köy kahvesine, kimi evine gidecek…
Kalp atışları tekrar hızlanmıştı ki, odanın kapısından annesi girdi. Telaşla, pencerenin önünden kalkmak için hamle yaptı, ama annesi omuzundan hafifçe iterek onu tekrar oturttu.
Annenin sakin tavrı onu daha da telaşlandırmıştı. Eğitimli bir kadın olan anne ne zaman ciddi bir konu olur o zaman, başlangıcı son derece sakin yapardı.
-Hayırdır, hazırlanmışsın arkadaşların mı gelecek ? 

-Yo hayır öylesine giyindim. Anne derin derin baktı kızın yüzüne…

-Kimi beklediğini biliyorum, sakın inkar etmeye çalışma, sadece söylediklerimi anlamaya çalış. Fadime, senin her akşam üstü yoldan geçen bir subayla bakışıp gülümsediğini görmüş, bana söyledi. Bir kaç gün takip edip doğru olduğunu gördüm.  Tamam oğlan yakışıklı üstelik Subay ama ciddi bir sorununuz var.
Genç kız kaskatı olmuş bir vaziyette bu konuşmanın sonunda olacakların korkusu içinde sadece dinliyordu.
 -Ne yazık ki oğlumuz evli, aşağıda lojmanlarda kalıyorlarmış.
Bir an her yer kırmızıya boyandı kızın gözünde…

Birden sertleşen anne sözlerine devam etti.

An itibarı ile seni bir daha bu pencerenin önünde görürsem ya da bir şekil o ahlaksız herifle bakıştığını görürsem ANALIK HAKKIM HELAL DEĞİLDİR (!) gerisini sen düşün. 
Göz pınarlarında ki yaşları zor tutmasına rağmen ağlamamakta kararlı idi. Hayal kırıklığı, utanç duygusu daha birçok karmaşık duygular içinde dinlemeye devam etti.
-Daha çok gençsin, bilmediğin için seni affediyorum, ama şunu bil ki bu tip insanlar hep olacak. Karımla mutlu değilim, boşanacağım diyecek, sonra evine gidip karısına iltifatlar yağdıracak, dürüst insanlar bu tuzağa düşmemeli.
Kızının çok üzüldüğünü hisseden anne yerinden kalktı genç kızın yanağına bir öpücük kondurup dışarı çıktı.
Annenin dışarı çıkması ile o ana kadar zor tuttuğu gözyaşları adeta fışkırmaya başladı.
Odanın ortasına oturup ayaklarını uzattı, ağlamanın dozu gitgide artıyordu. Babasının görevi nedeni ile geldikleri bu köyde, köyün çapaklı oğlanlarının yanında ilah gibi görünmüştü subay, bir sürü hayaller kurmuştu onun üzerine.
Çıkan seslerden ağlamanın şekil değiştirip ağıt yakmaya döndüğünü görünce daha da sinirleri bozuldu sesini iyice koyverdi,
Annesi tekrar odaya döndüğünde, yüzündeki tebessümü gören kız şaşkınlıkla söylendi.

-Niye gülüyorsun ?

-Sorun kökten çözüldü de ondan, sen böğüre böğüre ağlarken, rezil herif geçti camın önünden, sesleri duyunca yüzünde öyle bir dehşet ifadesi oluştu ki eminim bir daha asla geçmez buradan.
VE ÖYLE OLDU..!

Not=Bu hikaye yaşandığı yıllarda henüz sıkı sıkıya bağlı olduğumuz değerlerimiz vardı.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun