“Ego”nun Sosyal Medya İzdüşümü (1)

“Yazdığımı sakın kopyalamayın! Paylaşın, RT yapın, Kalp yapın, Tık yapın… Lütfen yapın! Hemen yapın! Herkes bunu duysun… Canlarım benim, beni göklere çıkarın! Kimsenin bilmediği cümlelerle yazdım ben! Ben ender bulunan biriyim! ”

Ego’nun yüz yıl önceki tarifini ben de yaparım, Freud gelsin de bu dönemde yapsın aynı tarifi de, görelim!..

Evet, hepimiz Twitkolik, Facekolik olduk! Olmayanlar da kendini dışlanmış olarak görüyor. Sanal dünya içinde herkes birden çok kişilik yaşıyor. Çok insanın bir tane gerçek hesabı var; buradan ağır insan edasıyla paylaşım yapıyor, bir de sahte hesabı var ki, of of! Bu sahte hesabın insanlığa faydası tartışılamaz ama insana faydasını ciddi ciddi araştırmak lazım!..

Yıllar önce, anlı şanlı bir işadamına muhabir soruyor:

“ Efendim, onlarca şirketiniz var, bu seviyeye nasıl geldiniz?”

İşadamı kasılarak cevap veriyor:

“Ben Mahmutpaşa’da tezgâhtarlık yaparak bu işe başladım, şükürler olsun şimdi bu kadar şirketin sahibiyim, anlatabiliyor muyum? Bu iş o kadar kolay değil, dişimden tırnağımdan artırarak …”

Muhabir susuyor.

Şu an olsa, aynı işadamı bu demeci sosyal medyadan verse, sahte hesap açan o korkusuzlar ne der:

“Aklınca büyük başarı elde ettiğini söylüyorsun! Oysa, bir tezgâhtarın hırsızlık, yolsuzluk, şiddet, çalma, çırpma, ihale, düzenbazlık yapmadan bu seviyeye gelmesi çok zor ağa! Sen kıt aklınla bunları yapamazsın…” derdi.

İşte sahte hesabın bir faydası!.. Muhabirin söyleyemediğini şak diye ünlü işadamının yüzüne yüzüne söyleyiveriyor.

Peki, neden sahte resim kullanılır?

Birine özenme, biri gibi olma, birinin yaşadığı ile kendine ortak yan bulma, biri gibi seçkin olma…

Ünlü bilim insanların, yazarların resimleri görünüş sayfasına konunca, o kişi hakkında izleyici de buna benzer düşünüyor; elbette Aziz Nesin resmi kullanan Aziz Nesin değil! Ama onun hayal ettiği dünyanın temsilcisi olduğunu ima ediyor.

Peki, bu kişi Aziz Nesin’in yaşadığı hayatı yaşamaya cesaret edebilir mi? Bence edemez ve hatta etmez! Çünkü, görünüş sayfasına Sokrates resmi koyan baldıran zehrini mi içer? Veya, Kibele resmi koyan, Kibele’nin güzelliğini mi, herkesle yatmasını mı kendine uygular? Atatürk resmi kullan Atatürk’e ne kadar yakın? Hz. Ali resmi kullanan topluca öldürülmeyi mi istiyor?

Veya, görünüş sayfasına Hitler resmi koyup da son derece demokratik düşünceli paylaşımlar yapan kişi nasıl bir dünyanın içinde?

Gerçek hesabı ile yazılamayanı sahte hesapta yazanın çoklu kişiliği vardır. Bastırılmış, ötelenmiş, belki de susturulmuş olan insan, dışa vuramadığı ve kendince DERT ettiği bu duygularını sahte görünüş sayfasında şak diye yazıyor; rahatlıyor ve belki de baskı uygulayandan öç alıyor.

Bu durumu en çok din ve örtünme konusunda görüyoruz. Türbanlı olanın bir de türbansız hesabı var. Dindar olanın bir de dinsizliği anlatan hesabı var. Hatta aile baskısıyla sağcı olanın bir de solcu paylaşım yapan hesabı var… Cinsiyet tercihiyle ikinci hesabı açan da çok fazla…

Bütün bunlar, insanın, iç dünyasındaki gerçek haliyle bu toplumda yaşamasının ne kadar zor olduğu bize gösteriyor.

Üç yazılık serinin ikinci bölümünü burada, üçüncü bölümünü ise burada bulabilirsiniz.

3 thoughts on ““Ego”nun Sosyal Medya İzdüşümü (1)

  1. Az gelişmişliğin dayanılmaz hafifliği değişen tüm yaşam koşullarında karşımıza çıkacak.Bu gün adı sosyal medya olur, yarın başka bir isim ve ortam.İnsan oğlunun taşıdığı karakteri oluşturan saydığımız tüm parametreler Kapitalist sistem içerisinde yok edildi. Onlara lazım olan yemler her geçen gün çoğaltılıyor. Allah Dünyayı İnsandan korusun..

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun