Düşüncesiz Bir Toplumdan Yalnızlığa Kaçış

Pandemi başladığından bu yana düşünecek fazlasıyla zamanım oldu…
Öylesine yorgunum ki, ruh sağlığım için endişeleniyorum.
Düşündüklerim için de beni biraz rahatlatacak ya da ileriye dönük umutlandıracak bir tek şey yok…!
Benim gibi YAŞAM USTASI biri bu kadar etkilenmiş ise, diğerlerini düşünmek bile istemiyorum diyeceğim ama…
Dün ani bir kararla sokağa çıktım, yürüdüm yürüdüm yürüdüm; bir yandan da adetim olduğu üzere rastladığım her şeyi gözlemeye koyuldum. Bahçelerde ki muhteşem bitkiler, sitelerin havuzlarından gelen mutlu çocuk sesleri, balkonlar da asılı çamaşırlar, yeni yapıların arasında var olma savaşı veren kaderine terk edilmiş portakal bahçeleri…
Biraz rahatlamış olsam da fazla uzun sürmedi. Yanımdan geçen son model araba da sesi sonuna kadar açılmış Ankara havası ile başlayan rahatsızlığım; çocuk arabalarını kaldırımda yan yana sürmeye çalışan bir taraftan da ellerinde ki dondurmaları yalayan maskesiz iki kadın, kaldırımdan inmek durumunda kalınca az kalsın tepeme çıkacak motorlu çocuk. İş yerlerinin önüne attıkları masaların etrafına dizilmiş adamlar, maske bir yana dip dibe oturacak kadar o denli rahatlar.
Yolun ortasında bir kadın çocuğunu dövüyor, iki çocuk arkalarından bağırarak ağlayan başka bir çocuğun topunu kaçırıyor. Adam, elinde ki poşeti düşürdü diye sıska karısını tartaklıyor.
Göğüslerinin yarısı, bacaklarının nerede ise tümü açık genç kız, motoru ile gençlere şov yapıyor. Üzeri örtülmemiş bir tabakla muhtemelen komşusuna yemek götüren teyze, gıcık tutunca bolca öksürüyor ve yolu ötesin de bir adam dükkanın önüne sokulan köpeği tekmeleyerek uzaklaştırıyor.
Arada bir kaç maskeli görmesem, (GENEL DE YABANCILAR) pandemi hayal mi diyeceğim.
Eve dönünce kendime bir kahve yaptım balkonuma oturdum,
OH BE DÜNYA VARMIŞ… !

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun