Düşümde Seni Gördüm Türkiye’m

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

İnsanlar sevgi dolu, gülen gözleriyle birbirlerine selam veriyorlardı. Trafikte herkes kurallara uyuyor kornaya basmıyor ve yayalara yol veriyordu. Birinin derdi herkesin derdi, birinin üzüntüsü herkesin üzüntüsüydü.

Yollar tertemiz, parklar yemyeşil, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlardı. Ormanlar açılan yaralarını kapatmış, dereler, ırmaklar deliler gibi akıyordu. Tarlalar yemyeşil, meralar hayvanlarla doluydu.

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

Sanatçılar bedenini, gazeteciler kalemini, bilim insanları bilimini satmadan özgürce düşüncelerini söylüyor sanatlarını icra ediyorlardı.

Televizyonlar eğitim aracı olmuş, her şeyi bilen ama oturmasını, kalkmasını, dinlemesini ve konuşmasını bilmeyen insanlar yoktu. Televizyonda ayak ayak üstüne atan, koltuğa yatarak oturup mabadını gösteren, gaz çıkaran, her şeyi ama her şeyi bilen insanlar yoktu.

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

Dil din ırk ve cinsiyet üzerinden kavga eden insanlar yoktu. İnsanlar birbirine, insan oldukları için sarılmışlardı. Siyasetçiler, birbirine karşı çok nazik ve saygılı davranıyordu. Halkın genelini ilgilendiren konularda birlikte hareket edip, birlikte karar veriyorlardı. Siyasi etik yasası istisnasız uygulanıyordu. Milletvekillerini millet seçiyordu, parti başkanları değil. Siyasi partiler içinde demokrasi tam anlamıyla uygulanıyordu.

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

Ezeli rakiplerin seyircileri, aynı tribünde maç seyrediyordu. Spor kardeşliktir, spor medeniyettir diye bağırıyorlardı.

Üniversiteler bilim yuvası olmuş, tüm dünyaya örnek oluşturuyorlardı. Bilim için üniversiteler, birbiriyle yarışıyordu. Uzaya ilk kimin gideceği ve asteroid madenciliğini ilk kimin yapacağı ile ilgili inanılmaz bir yarış vardı.

Sanatçılar,  yaratıkları şaheserlerle tüm dünyada parmakla gösteriyorlardı. Sanat, spor ve bilim için devlet tüm olanaklarını seferber etmişti.

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

Cezaevleri boşalmış, kültür merkezleri dolmuştu. Sanat galerileri, sergilerle doluydu. Sokaklarda, mendil satıcıları ve dilenciler yoktu. İnsanlar, üretim için birlik olmuş, topluca zenginleşiyordu.

Düşümde seni gördüm Türkiye’m

Milli gelir 85 000 dolar olmuş, insanlarımız her istediklerini alabiliyorlardı. Emekliler nerelerde tatillerini geçireceklerini düşünüyorlardı. Bütçe her yıl fazla verdiğinden vergilerin oranları düşürülmüştü. Çiftçilere vergisiz akaryakıt veriliyordu. Yem, gübre, zirai ilaç ve aşılar ülke içinde üretiliyor, maliyetine dağıtılıyordu. Tarımsal ve hayvansal ürünlerin ihracatı tüm dünyaya yapılıyordu.

Düşümden uyanmak istemiyorum Türkiye’m, istemiyorum!

Bunlar benim düşümde olsa da, insanlarımızın bunları başarma gücü ve kabiliyeti olduğuna inanıyorum. Yeter ki kendine dayatılan tüm ayrımları hayatlarından çıkarıp, kendi öz benliğinde bulunan insan sevgisini görsün. İşte o zaman düş olmaktan çıkar her şey.

İnanmak, başarının temel şartıdır, UNUTMAYIN.

Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun