Doğum Öncesi Ekiler Ve Çocuk Psikolojisi

Kalıtım-Çevre Tartışması;  Kalıtımın (genetik faktörler) ve bakımın (çevresel faktörler) kişinin biyolojik, duygusal, bilişsel, kişisel ve sosyal gelişimine ne kadar katkıda bulunduğunu soruyor. Çevre-kalıtım tartışması soyu bir entelektüel konu gibi görünse de uygulamada bir çok sonucu vardır.

Dünya’ya kemancı olarak mı geldi?

San Francisco Examiner gazetesinin eleştirmeni, izlediği konserin ardından kemancının “Günün birinde ustaların ustası” olacağını yazdı. O günlerde “usta” beş yaşındaydı ve sadece altı aydan ders alıyordu. Küçük Yehudi, sekiz yaşına geldiğinde ilk profesyonel gösterisine çıktı. Eleştirmenler şöyle yazmıştır, “Bu bir yetenek değil, bir deha!” (magidoff, 1973, s.46). Yehudi, 10 yaşındayken ilk defa New York’ta çaldığında eleştirmenler şöyle yazmıştı: “Dünya’yı altı günde yaratan güç, Yehudi’ye bu dehayı bahşeden güçür. Bu çocuk dalgaların üstünde yürüyor.” (magidoff, 1973, s.52). Genç Yehudi’nin inanılmaz müzikal yeteneği, onu dahi sınıfına sokuyor.

Dahi: Çok küçük yaşta sıra dışı yetenek beceri veya deha gösteren ve zeka geriliği olmayan çocuklar için kullanılan bir terimdir. Zeka geriliği olan otisik çocukların oranı da sıra dışı sanat veya matematik becerilerine sahip olabilir; bu çocuklara aynı zamanda alim de denir. Dahiler çok küçük yaşta bu tür sıra dışı beceriler gösterebildiği için kalıtım (genetik etkiler) ile çevre (öğrenilmiş ekiler) arasındaki iletişimin mükemmel birer örneğidir.

Küçük Yehudi’nin bir dahi olmasının ve beş yaşında muazzam bir performans sergileyebilmesinin sebebi, doğum öncesi veya genetik etkileridir. Doğum öncesi etkiler, genetik talimatlar şeklinde Yehudi’nin beyninin ve vücudunun gelişimini etkiledi.

Anne-Baba: Yehudi’nin babası genetik talimalarının yarısını (23 Kromozom) annesi ise genetik talimatların diğer yarısını (23 Kromozom) verdi. Annesi ile babası öğretmendi ve ikisi de müzik ile ilgileniyordu. Babası küçük bir çocuk iken altı defa keman dersi almış, ama babası (Yehudi’nin dedesi)  çalmasını yasaklamıştı.  Annesinin de müziğe yeteneği vardı ve düzenli olarak çello dersi alıyordu. Anne ve babası kromozomları ile kendi müzikal yeteneklerinin bir kısmını Yehudi ve iki kız kardeşine aktarmıştı.

Kızlar: İki kız, genetik talimatlarının yarısını annelerinden diğer yarısını ise babalarından aldı. İkisi de Yehudi’den küçük olan kızlar, genç yaşa müziğe yetenekleri olduklarını gösterdi ve beş ila yedi yaşlarında piyano çalmaya başladılar. Kızların doğal yeteneklerinin Yehudi kadar yüksek olup olmadığını söylemek zor, çünkü 1930’larda ve 1940’larda profesyonel müzikte kadınlar için çok fazla imkan yoktu. Bunun sonucu olarak olumsuz çevre etkileri, kızların potansiyel müzik yeteneklerinin geliştirmesine engel oldu.

Uğul: Yehudi genetik talimatlarının yarısını annesinden aldı, diğer yarısını ise babasından aldı. Anne ve babadan gelen kromozomların benzersiz eşleşmesi çocukların üçünde farklı fizik ve zeka özelliklerini meydana getirdi. Yehudi ve kız kardeşleri beş yaşından önce büyük müzikal yetenek gösterdiği için, erken yaştaki müzik yeteneğinin anne babalarının kromozomlarından gelen genetik ya da miras alınmış talimatlardan kaynaklandığını varsayabiliriz. Farklı çevresel faktörler, örneğin erkek müzisyenlere sağlanan imkanlar, Yehudi’nin müzikal daha da geliştirmesine yardımcı oldu.

Etkileşim: Yehudi bütün dünyada Mozart’tan beri en büyük çocuk dahi olarak kabul edilir. Yehudi’nin müzikal yeteneği kalıtım ile çevrenin etkileşimine çok güzel bir örnektir. Genetik etkilerin (kalıtım) Yehudi’nin beynini müzikal yeteneklerini daha öğrenmeye vakit olmadan, çok erken yaşta oraya çıkacak şekilde düzenleyerek, büyük bir rol oynadığını görebiliyoruz. Ayrıca çevresel etkilerin (çevre), örneğin iki yaşından itibaren götürülmesi ve ders almaya teşfik edilmesinin Yehudi’nin anne-babasından miras aldığı müzik yeteneklerini geliştirmesini sağladığını görebiliyoruz.

Psikologlar öğrenilmiş etkilerin önemini uzun süre önce fark etmişti, ancak psikologların genetik faktörleri bilişsel, sosyal ve duygusal ve kişisel gelişim dahil olmak üzere neredeyse, bütün davranışları etkilediğini fark etmesi geçtiğimiz on yıl içerisinde oldu. Günümüzde araştırmacılar, kalıtımı yoksa çevrenin mi daha önemli olduğu konusuna odaklanmaktansa kalıtım ve çevrenin ne şekilde etkileşime girerek davranışlarımızı etkileyip zenlediği konusu ilgilenmektedirler.

Evet ele aldığım bu konunun örneği ve kahramanı 22 Nisan 1916’da ABD’nin New York ketinde dünyaya gelen ve Albert Einstein’nında dediği gibi “Artık bir tanrının var olduğuna inanıyorum ustayı dinlerken.” dediği ve övdüğü dahi keman sanatçısı Yehudi Menuhin’i esenlik içinde yad ediyorum.

Kaynaklar:

    1. Turkheimer, 2000
    1. Pinker, 2002
    1. Magidaoff, 1973, s.46, s.52
  1. Rod Plonik, 2009

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun