Doğu Ekspresi

Bu bir yol hikâyesidir, bittiğini sandığınız ama aslında hiç bitmeyen, geçmişten günümüze hız çağından Anadolu’nun bağrına uzanan yolculuk hikâyesi. Hasretini, sevdâsını, umudunu, üzüntüsünü dağa taşa uzanan iki parlak demir üzerinde Anadolu’ya, en doğuya taşıyan insanların hikâyesi Ankara Tren Garında başlar. Başkentten başlayıp Kars’a uzanan 1365 kilometre uzunluğunda ki rayların üzerinde süzülen Doğu Ekspresi, her sefer başka bir hikâye sunar yolcularına. Zamana, doğaya ve tarihe direnen bu hat bir yolculuk olmaktan çok bir maceradır. Bekleme salonundaki yolcular Anadolu’nun dört bir köşesine seyahat etmek için hareket saatini bekliyor. Doğu Ekspresinin hareket saatine dakikalar kala son yolcular da gelmeye başlar, hemen bilet gişesine yönelen yolcular bekleme salonundaki kalabalığa karışıyor. Kalkış saatinin yaklaşmasıyla garda hareketlilik de artıyor, yolcular yavaş yavaş yerlerini almaya başladı, Ankara’dan başlayıp Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars istikametine 54 istasyondan geçen Doğu Ekspresi, son yolcularının da gelmesiyle hareket etmeye hazır. Tüm kontrollerini yapan makinist de Tren şefinden gelecek anonsu beklemeye başlar ve 24 saat 29 dakika sürecek olan yolculuk telsizden yapılan hareket anonsuyla başlıyor, tren yavaş yavaş hızlanırken geride kalanlar gidenlere el sallamaktadırlar. Doğu Ekspresi ilk istasyon Kayaş’a doğru yol alırken vagonlarda sohbetler başlamıştır. Yolculuk uzun ama yolcular hemen birbirleriyle kaynaşmıştır, çünkü anlatılacak ve yaşanacak çok hikâye var. Trenin hareket etmesiyle kondöktör de bilet kontrolüne başlar.

Doğu Ekspresinde hareketlilik hiç bitmez daha yolculuğun başında yolcular treni keşfe çıkar, kimisi kulaklıklarını takıp müziğin ritmine bırakmıştır kendini, yavaş yavaş gözler kapanır ve müziğin ritmiyle trenin sesi birbirine karışır. Bazı yolcularsa çoktan uykuya dalmıştır, Dünyanın en iyi oteli değildir ama Doğu Ekspresinde uykunun tadı bir başkadır, bazen yan koltuktakilerin sohbeti bölse de uykuyu adete bir beşik gibi sallanan vagon esir alır yine tüm bedeni, kimiyse çoktan dalmıştır rüya âlemine. Doğu Ekspresinin her vagonunda, her koltuğunda zamanın bir dilimi yaşanır. Pencereden, artık geride kalan Ankara’nın ışıklarını seyrederken, veda edilen ya da kavuşulacak olan sevgiliyle, akrabayla ve eş-dostla uzun uzun konuşulur telefonda. Bir başka koltuğa geçtiğinizde ise Doğu Ekspresinde sıkça karşılaşacağınız bir sahne sizi bekliyor; ayakkabısını çıkarıp oturan yolcu, birçok kişi bu görüntüyü yadırgayabilir, ancak bu oturuş burada yaşamın bir parçası âdeta. Ve Doğu Ekspresi Kırıkkale’ye gelmiştir, yeni yolcular hikâyelerini yükledikleri bavullarıyla trendeki yerlerini alır ve tren yeniden hareket eder, geride bırakılan her istasyon bir son ve yeni bir başlangıçtır soğuk demirler üzerinde. Her yeni yolcu yeni bir dost, yeni bir yüz, yeni bir sevinç ve yeni bir hüzündür Doğu Ekspresinde, saatler ilerledikçe yol acıktırıyor insanları, yemekli vagondan gelen kokular cezbediyor insanı, mutlaka göz atılmalıdır. Treni beyazlar içindeki Kayseri karşılıyor, yeri geldiğinde ekmeğini paylaşan Anadolu insanının yardımseverliği ve misafirperverliği hemen kendini gösteriyor burada. Saat gece yarısını geçmesine rağmen istasyon hareketleniyor. Aldığı yeni yolcularıyla Doğu Ekspresi tekrar yola koyuluyor.

Yeni yolcular yerlerini bulmaya çalışırken bir başka vagondan bağlama sesleri duyuluyor, bir halk ozanı Neşet ERTAŞ’tan Yâre Gidem türküsünü çalıp söylüyor ve yolcular kendini çok uzaklarda buluyor. Gece saat 2’yi gösterirken trende sessizlik hakimdir, trende gözlerinizi kapadığınız an farklı bir Dünyada bulursunuz kendinizi, düşünceler ve hayaller birbiriyle çarpışır zihninizde. Gecenin sessizliği Sivas’ta görevi devralan şefin düdük sesiyle bozulur, Doğu Ekspresi bir şehre daha veda ediyor. Tahmînen 1-1,5 saat sonra Doğu Ekspresi, temeli 1973 yılında atılan ve tam 39 yıl sonra tamamlanan Deliktaş tüneline giriyor, 5473 metre uzunluğunda ki Türkiye’nin en uzun tüneli olan bu tünelin bitiminde günün ilk ışıkları karşılıyor yolcuları, tam bu noktada yolculuğun yarısı bitmiş oluyor, trendeki yolcular uçsuz bucaksız bozkırın beyaza bürünmüş manzarasıyla uyanıyor. Divriği istasyonu da geride kalırken içerde çay servisi başlıyor, bu çaylar eşliğinde yapılan kahvaltılara paha biçilemez. Fırat’ın kolları kucaklıyor treni, Anadolu’yu neredeyse boydan boya geçen Doğu Ekspresi zaman tüneli içinde ilerliyor hissi uyandırıyor; tren, kimi zaman dağları yararak kimi zaman raylara paralel uzanan nehirle yarışıyor. Anadolu’nun bağrına uzanan Doğu Ekspresi, onca geçen yıla rağmen bölgenin can damarı olmaya devam ediyor. Bağıştaş Köyünü de geride bırakırken trende ki yolcular bu eşsiz manzaranın keyfini çıkarıyor, yolculuk boyunca farklı zaman dilimlerinin değişik yaşanmışlıklarına sahip insanlarıyla harmanlanıyorsunuz. Ankara’dan Kars’a 24 saat boyunca hiç durmaksızın hareket eden Doğu Ekspresi insanlara sabrı da öğretiyor, saat 8’i gösterirken dağların tepelerinden fırsat bulan güneş, trenin pencerelerinden içeri süzülüyor ve hâlâ uyuyan yolcular için uyanma vaktinin geldiğini hatırlatıyor. Bu arada İliç’e gelen treni farklı bir heyecan bekliyor, kimisi için eve gitme kimisi içinse evden ayrılma vaktidir. Yolculuk sırasında gelecek ve geçmiş peşi sıra gösteriyor kendini.

Fırat nehri ve Doğu Ekspresi hep bir yarış hâlindeler, dağların arasından geçen Fırat ve dağları delerek geçen tren. Kemah görünüyor, İklimboz tepesinde dalgalanan Türk Bayrağı âdeta bize hoşgeldiniz der gibi karşılıyor bizi, yolculuğun bundan sonrasında bembeyaz bozkır ve dağlar eşlik ediyor bize, bir ressamın tablosunu andıran manzaranın derinliğinde hayallere dalıyorsunuz. Ve bu beyaz örtü eşliğinde Erzincan’a geliyor tren, istasyon bir hayli kalabalık, kimi yolcu veda ediyor Doğu Ekspresine, kimi bir nefes almak için iniyor aşağı, kimisi de yeni bir yolculuğun başlangıcında veda ediyor sevdiklerine. İstasyon şefinin işaretiyle yolculuk kaldığı yerden devam ediyor. Doğu Ekspresinde yolculuk bir kitabın sayfalarında kaybolmak gibidir, o sırada yan koltukta gözler gazetede Dünyada olup bitenlere çevrilmiştir, birkaç sıra ileride ise bir film sahnesinde bulabilirsiniz kendinizi. Tren Erzurum’a doğru ilerlerken raylardan gelen seslere küçük bir çocuk sesi karışır ve hemen ilgi odağı olur, henüz 4 yaşında olan bu çocuk, Doğu Ekspresinde yolculuk yapan şanslı kişilerden biri olduğunu ileride öğrenecek. Dışarıda seyrine doyum olmayan bir manzara yolcuları büyülüyor. İstasyonlar peşi sıra geçilirken Doğu Ekspresi zaman zaman tipiye karşı mücadele veriyor. Tren Kandilli’ye geldiğinde Kars’tan Ankara’ya giden Doğu Ekspresi ile karşılaşıyoruz, ardından Erzurum tren garına giriyoruz, küçük mola şefin düdüğü ile son buluyor. Doğu Ekspresine Erzurum-Kars otoyolundaki araçlar eşlik ediyor bu kez. Horasan’dan hareket eden tren mavinin yerini kızıl renginin aldığı gökyüzü eşliğinde Sarıkamış’a doğru ilerliyor, karanlık çökerken trenin farları aydınlatıyor, artık yolun sonu yaklaşıyor, yolcular için 24 saatlik bu yolculuğun sonu ancak Doğu Ekspresi yarın tekrar bu kez farklı yolcularla Ankara’ya yol alacak.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun