Deme Alınmış Sözler (2)

Gitme
Gitme de.
Gitme deme.
Gitme demeli..
Gitme demelisin..
Fiil de çekemiyorum acı da..
Aslında
Gitmemelisin…
***
Bu istasyon..
Bu kadar valiz çanta…
Yekten ceketler…
Bu kalabalık
Soğuk raylar
Gitmek midir dertleri?
Varmak mıdır?
Bu istasyon trenleri hızlı mı hızlı..
Vedalara düşman..
Dönemeçler, inişler,  çıkışlar..
Mide bulantısı eşiğinde pastoral yolculuklar…
Gitmeler mi..?
Varmalar mı…?
***
Cumartesi sonatı
Gitmiştin..
Cumartesiydi diyorlar..
Ben yine de bekliyorum…!
Anlamsızca
İçimdeki eziklik dönmenden yana..
Belki diyorum..
Belki bu defa?
Her pazarevvel..
***
Tanrılar da ölmeli..!
Küçük çocuklar gibi mesalâ…
Tanrılar da ölmeli..
Bir günahkar kadar hak ederek..
Elma çalmalı, sürgün yemeli..
Yetim kalmalı mesalâ…
Tanrılar da ölmeli cesurca…
Ardından marşlar ağıtlar yakılmalı..
Bir çarmıh da gerilip “Niçin baba?” diye ağlamalı..
Tanrılar da insan olmalı…!
İnsan gibi ölmeli…
***
Adımlarım hızlı..
Adımlarım ürkek…
Soğuk bir akşamın, soğuk bir ayrılığı..
İntihara meyl ediyor her şey…
Çok uzak bir hayal  kimi nerede, nasıl
bıraktığım..
Beynime musallat topuk dikeni…
Her hatırada hay lanet bin küfür…
Atamadığım adımlarım..
Adımlar hızlı..
Adımlar ürkek..
Adımlar yalpak.
Düştü düşecek, ellerimde sıkı sıkı düşlerim..
Çocuk avucunda misketler gibiler..
Zerre korkmuyorum düşerken..
Aksine devinimsel..
Zira korkum tutmaya çalışanlar beni..
Oysa
Ben severim düşer iken vücudumun ivmesini..
Severim
O çamur
O beton
O toprak..
O bilmem her neyse işte..
O zemini..
***
Geçmişin.
En masum tasviridir..
Salya
Sümük
Yaldızlı
Siyah podye kol manşetleri…
***
Güneşe sıkılan kurşunlar..
Hepsi toprağa düştüler..
Biraz kaldıysa içimizde insanlık eğer..
İçimize akıttığımız göz yaşlarıdır..
Cansuyu olsun…
Olsun bugün böyle olsun..
Ne akılda kalsın..
Ne hatırda..
Sıradan rutin anlamsız ifadesiz..
Bugün böyle olsun..
Kimse gitmemiş olsun..
Babam çağırsın meselâ…
“Oğlum gel erik dallarını budayalım..”
“Budayalım babam budayalım”.
Demediğim için budalayım….
***
Yok..
Yok..
Her şey küçük bir çocuğun..
Delik cebine doldurduğu..
Leblebi şekerleri gibi..
Sinsice süzülüp paçalarından dökülen..
Henzel ile Gratel e ilham..
Çocuk gülmelerimiz artık yüzümüze vuslat..
Simamız yabancı insanlara..
İnsanlar..
Onlar..
Ayrı bir telaştalar..
Kaybediyoruz sevdiklerimizi birer birer.
Leblebi şekerleri gibi..
Leblebi şekerleri hem renkli hem tatlı hem de acılar..
***
Bir nefes dolmuş
ciğerlerimize…
İcap etmek gerek..
Acıyacak birçok yaramız var..
Ağrıyan yerlerimiz..
Yaşam keşmekeşi, pazar yeri, para üstü hayatlar…
Hamallar gönülsüz bu yüke..
Çantan var mı diyorlar…
Filem var içleri üzüm salkımları ile dolu
tanelerini tutamadığım…
Yollara döktüğüm.
Basmasalar üstlerine..
Aslında hepsi birer düş idiler….

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun