Canda Can Kardeşim Ve Meslektaşım Güzel Özgecan

Güzeller güzeli bir kız, hanım hanımcık bir kız, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün hedef gösterdiği muhasır medeniyetler seviyesi için evde oturmak yerine, elini taşın altına koyarak psikoloji öğrencisi olan kız, yani benim sevgili canım kardeşim Özgecan Aslan…

Anne babasının gözünün nuru bir kız evladı, üniversiteden çıkıp arkadaşlarıyla birlikte evine gitmek için yola çıkar ve bir minibüse biner. Tarsus’ta oturan arkadaşı inince, yalnız kalır. Ardından bir zaman sonra, minibüste kimse kalmaz. Minibüsün şoförü o kızı tenha bir yere götürerek, tecavüz etmek ister, o aslanlar aslanı kız direnir, ama o cani elindeki bıçak ile kızı yaralar, ardından demir çubuk ile öldürür. Daha sonra cani, babasından yardım ister ve babası olacak o katil ile kızı ormanlık bir yerde yakarlar. İşte o kız, işte o aslan, Özgecan’dır.

Bu olay ,sadece canımız Özgecan’ımızın başına gelmiyor.

2018 verilerine göre 285 kadın öldürüldü, tabiki bu kayıtlara geçen, daha kayıtlara geçmeyen bir sürü vaka var. Bu kadınların; 28’i 0-18 yaş aralığında, 18-30 yaş aralığında olanların sayısı ise 89.

285 kadın cinayeti içinde faillerin yakalanması 171 vaka için gerçekleşti, teslim olan fail sayısı ise sadece 20!

Bir başka istatistik ise şöyle, kadınların yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken güvende hissetme durumu: çok güvenli % 2,8, güvenli %42,8.

Orta % 15,2 güvensiz %29,6 çok güvensiz %9,6 yani; yaklaşık kadınların %54,4 gece yalnız yürürken kendini güvende hissetmiyor, bu ayıp bize yeter de artar bile.

Kadın değerinin düşük olması o toplumun cahil, devletin ise geri kalmış olduğunu gösterir. Okullarda kaliteli ve modern eğitim alamayan çocuklar, bu çocukları düzgün yetiştiremeyen aileler, üstüne yanlış aile ve sosyal politikalar, aydınların ve sanatçıların yetersizliği, gibi sebepler o ülkede ki kadına şiddeti körüklüyor. Bunlar yetmezmiş gibi, bir de adaletsizlik olunca ateşe benzin dökülüyor ve o ateş herkesi yakıp kavurarak toplumu ve devleti geriye götürüyor.

Psikolojik açıdan kadının erkeğin malı olduğu, kadının namusunun sorumlusu erkekte olduğu, gibi sağlıksız düşünceleri kadına şiddet gösteren erkeklere, haklılık hissi ve motivasyon veriyor. Bu haklılık ise, maalesef kadın cinayetlerine kadar giden süreci başlatıyor. Bu düşünceyi ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl önce kadın-erkek eşitliği, kadınlara seçme seçilme hakkı, medeni kanun, gibi hakları vererek bir miktar kırmış ardından, eğitime önem vererek bunu kalıcı hale getirmiştir. İşte biz şu anda, kadına şiddet gösteren erkeklerin bu sapık ve çarpık haklılık psikolojisini yeniden yenebilmemiz için bu reçeteyi uygulamalıyız.

Velhasıl durum bu şekilde, şu ana kadar iyi güzel yazdım lakin artık sonlara doğru canım acıyor, gözüm doluyor ve kalbim sıkışıyor, çünkü Özgecan’ın ve diğer kadınların çektikleri gözümün önüne geliyor. Bugün o caniler, belki seni katletmeseydi, seninle iki psikolog olarak kadın istismarına veya şiddetine uğramış kadınların derdine derman oluyorduk veya kadınlara eğitimi içeren seminerler veriyorduk veya sen beni Mersin’den telefon ile arayarak bas bas bağırıyordun neden Çanakkale’de daha fazla kadınlara sahip çıkmıyorsun diye…

Benim canım güzel kardeşim, ben ve benim gibi psikoloji okuyup psikolog olan herkesin kalbinde bir yarasın. Sana söz veriyorum;

“SENİ ASLA !  ASLA !  ASLA !  UNUTMAYACAĞIZ ve UNUTTURMAYACAĞIZ!”

Kaynaklar :

  • kadıncinayetleri.org
  • Tüik 2017 verileri
  • https://www.gooogle.com. Tr./amp/
  • s/m.haberturk.com.amp/1043120-ozgecan

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun