Burjuvalar ve Proleteryanın Savaşı

Tüm toplumların bugüne kadar ki tarihi, sınıf savaşlarının tarihidir. Bu savaşlar, tarihin her devrinde meydana gelmiştir. Aslında, savaşların tek nedeni ekonomidir .

Tarihi iyi okuyan her insan şunu görecektir. İmparatorlukların olduğu zamanlarda, hatta çok daha önceleri bu savaşların tek nedeni ortaçağ-emperyalizmi veya ilkel-emperlayist savaşlar ismini veriyorum.

Özgür yurttaşlar ile köleler, patriciler ile plebler, toprak beyleri ile toprak köleleri, lonca ustaları ile çıraklar, sözün kısası ezenler ile ezilenler sürekli karşı karşıya gelmişler, her seferinde ya toplumun tümden devrimci bir dönüşüme uğramasıyla ya da çatışan sınıfların ortak yıkımıyla sonuçlanan, kimi zaman gizliden gizliye, kimi zaman açıktan açığa, ama dur durak bilmeyen bir savaşın içinde olmuşlardır.

Bu savaşlar da her zaman ploreterler kanla bastırılmıştır. Bazı tarih kaynaklarında özellikle Mhial Bakunin devlet ve anarşi kitabında, Fransa burjuvasını ve ploterleri çok iyi anlatmış ve anarşizmi tetiklemiştir.

Tarihin daha önceki çağlarında, hemen her yerde, çeşitli katmanlara bölünmüş karmaşık bir toplum düzeni, çok yönlü bir toplumsal aşama sıralaması görürüz. Eski Roma’da patriciler, şövalyeler, plebler, köleler; Orta Çağ da feodal beyler, vasallar, lonca ustaları, kalfalar, çıraklar, toprak köleleri ve bu sınıfların hemen hepsinde de alt aşama sıralamaları.

Şimdi sizlere komünist manifestosundan birkaç kesit aktaracağım.

“Feodal toplumun yıkıntıları arasından boy atıp yükselen modern burjuva toplumu, sınıf çelişkilerini ortadan kaldırmış değildir. Modern burjuva toplumu, eski sınıfların yerine yeni sınıflar, eski baskı koşullarının yerine yeni baskı koşulları, eski savaşım biçimlerinin yerine yeni savaşım biçimleri getirmekten öteye gitmemiştir”

Burjuva, her zaman var oluşunu aynı noktada bırakmaz. Sadece, tatkit değiştirir. Ve uygulamaları bir diğerine göre daha acımasız ve katı oluyor.

İşin ilginç yanı, burjuvalar gücünü devletlerden ve hükümetlerden alır. Bu durumda, yasal olarak kendini sağlama alır. Özel mülkiyet adı altında ploreterleri ve daha alt tabakadaki insanların sömürüsü kaçınılmaz olur.  Burjuvanın olduğu yerlerde insanların sınıf farkı vardır, zaten burjuva bir sınıftır. Onun altındakiler de alt sınıflardır. En modern dediğimiz bu zamanda bile kölelik kaldırılmış değildir. Sınıf farkları vardır, burjuvanın yıkılması sınıfsal farkın yıkılışı demektir.

“Öte yandan, çağımızın, burjuva çağının ayırt edici bir özelliği vardır: Bu çağ, sınıf karşıtlıklarını yalınlaştırmıştır. Bütün bir toplum, iki büyük karşıt cepheye, birbiriyle dolaysızca karşı karşıya gelen iki büyük sınıfa, burjuvazi ile proletaryaya her geçen gün daha fazla bölünmektedir.”

Bu bölünmelerin açıklığı beranberinde devrimleri de meydana getirmiştir.  Proleteryanın tehdidi ve burjuvanın korkusu haline gelmiştir. Proleteryanın örgütlenmesi ve faaliyetleri her zaman bazı noktalarda hem burjuvayı hemde onlara anayasal haklar veren devletleri korkutmuştur. Bu bölünmüşlüğün ardından beraberinde anaşizmi getirmiştir. Anarşizm sadece burjuvayı hedef almaz, burjuva ile birlikte tüm sistemleri hedef alır. Bakunin devlet ve tanrı kitabında “ yapıcılığın ruhu yıkıcılığın olduğu da meydana gelir” demiştir.

Amerika’nın keşfi, Ümit Burnu’nun dolaşılması, yükselen burjuvaziye yepyeni alanlar açmıştır. Doğu Hindistan ve Çin pazarlarının açılması, Amerika’nın sömürgeleştirilmesi, sömürgelerle yapılan ticaret, değişim araçlarının ve genel olarak malların çeşitlenmesi, ticaret, denizcilik ve sanayiye o güne kadar görülmemiş bir itilim sağlamış, böylelikle temelleri sarsılan feodal toplumun bağrındaki devrimci öğenin gelişmesini sağlamıştır.

“Sanayi üretimini kapalı loncaların tekelinde tutan feodal sanayi sistemi, yeni pazarların gittikçe büyüyen gereksinimlerini karşılayamaz olmuş, onun yerini manifaktür sistemi almıştır. Lonca ustaları, imalatçı orta sınıf tarafından bir köşeye itilmiştir; farklı loncalar arasındaki iş bölümü, her bir atölyenin kendi içindeki iş bölümü karşısında yok olup gitmiştir.”

Bu arada, pazarlar durmadan büyümüş, talep durmadan artmış, artık manifaktür bile yetersiz kalmaya başlamıştır. İşte o zaman, buhar ve makine, sanayi üretiminde devrim yapmış, manifaktürün yerini dev, modern sanayi almış, sanayici orta sınıf da yerini sanayi milyonerlerine, dev sanayi ordularının komutanlarına, modern burjuvalara bırakmıştır.

Anlayacağınız. Üretim araçları da burjuvanın elinde yukarıda da belirtmiştik. Burjuva sürekli var olur o sadece şekil değiştirir. Kapitalizm, en çok burjuvanın işine yarıyor. Bir düşünün, bir fabrikada adama trilyonlar kazandırıyorsunuz, ama size verdikleri maaş 3 bin falandır. İşte, buna işçilik denmez kölelik denir. Şuan ki proleterler işçi veya emekçi değildir.

Köle ve emekçi kölelerdir.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun