Bugün Cengiz Modundayım…

 Sabahattin Ali Yalnızlığı var ya bu öyle bir mod şahsına münhasır.

Elimde kahvem balkonuma oturdum, uzattım ayaklarımı, şehrime gelen baharı selamlıyorum.

Güneşi yudum yudum içime çekiyorum…

Öyle canlı ki doğa ağaçlar, çiçekler, böcekler insan saatlerce böyle hiç kıpırdamadan oturabilir gibi geliyor bana.

Ne güzel şey bu bahar, insanın üzerinden bütün kaygılarını, telaşlarını, yaşamsal savaşlarını alıp götürüyor… Arılar, kuşlar, böcekler niye bu kadar telaşlı ki hepsinde bir çalışkanlık…

Birde bahar depresyonu icat etmişler, kim attı bu iftirayı bahara?

Yoksa Cengiz’in kalbinde hep bahar mı vardı, neydi onun tembelliğinin adı ?

Gerçi onun kalbinde bahar olsa, bu kadar şiirden nefret etmezdi…

Oysa içim şu an bahara şiir yazma arzusu ile dolu.

Ona göre biz Şazimentler hiç üşenmiyorduk… Üşeniyorum şu an da her şeye! Sadece oturmaya üşenmiyorum…

Telefon çalıyor, Şaziment bacım arıyor!!!

– Ne yapıyorsun?

– Cengiz modumdayım hiç bana dokunma Şaziment, tembelliğin verdiği sonsuz huzurdayım  🙂

Sahi, Tembellik neydi?

Of yine sorular bir rahat bırakmıyor zihnimi!  Hakikaten düşünmeye de çok üşeniyorum şu an, iyi ki Google var biz tembeller için muhteşem bir teknolji…

Tembellik bir alışkanlıktan öte ruh sağlığı sorunudur. Benlik saygısı olmaması, onaylanma eksikliği, disiplin eksikliği, özgüven eksikliği, etkinlik veya aktivite eksikliği, inanç ve ilgi eksikliği gibi durumlardan kaynaklanır, bu durumlar ana sebeplerinden bazıları olarak kabul edilmektedir

Vikipedi’den alıntı.

Çok Acımasızsın Wikipedia, tembellik bu kadar da kötü bir şey olamaz!!! Hatta ‘Tembellik Hakkı diye bir kitap bile var, Karl Marx’ın damadı  Paul Lafargue kapitalist sisteme karşı koyuş demiyor muydu; tembelliğe ben mi yanlış anladım acaba? İyi ki kayın pederi Karl Marx’mış yoksa, kim tembelliği savunan bir damat ister ki…

‘Şuan da anamalcı zihniyete karşı onurlu ve dik bir duruş sergiliyorum lütfen rahatsız etmeyin!..’

Kahvem de bitmiş!!!

Oradan Victor Hugo ”Tembellik iki çocuklu bir annedir; kızının adı açlık; oğlunun adı hırsızlıktır.”   diyor ‘evet haklısın Victor eğer ben burada biraz daha oturursam çocuklar aç kalacak kapitalist sistemle savaşmanın hiç sırası değil!

Oysa, Miskinlik sen ne güzel şeysin!!!

İkilemler arasında kalıyorum şu an, biz Şazimentler mi doğru yapıyorduk, yoksa Cengiz mi?

Neyse ki ben, bacım Şaziment kadar çalışkan değilim, bir yanım hep onurlu, dik duruşlu, üşengeç Cengiz modu… İyi ki Şaziment bacım var o olmasa zavallı, zıplamayı unutmuş, cahil kurbağalar olarak haşlanırdık… Ki bu sebepten kurbağaların çoğunun haşlandığını izliyoruz.

Garfield gibi hiçbir şey yapmamak için her şeyi yapacağımızı düşünen bir sistemde, çoğumuz gününü kurtarma derdinde, tarım bile kan ağlıyor. Düşünün, hiçbir şey yapmazsanız asgari ücret veren çiftçiye bir sistem var. Herkes, kurbağa gibi sıcak suyun içinde uzun süreli yaşacaklarına kanmışlar. Bu örnek gibi birçok örneği de sizler arttırabilirsiniz. Sonuç olarak, sistem ataletli bir toplum yarattı. İş aramaya bile çıkmayıp, evden dua eden kurbağalar arttı. Peki, bu kurbağalar sonuç olarak yokluğa gitmiyor mu? Haşlanmak bazı kurbağaların da seçimi. Bir günlük tembellikten aklıma gelenleri ilettim sizlere. Derseniz ki nasıl ataletten kurtulabiliriz; haşlanmak istememeniz kafi!

Bugün bu havalar beni mahvetti, Cengiz modundayım… Tembellik güzel şeymiş. Sonuçta, korona virüsü gibi bir sonucum yok 🙂 ve canım isterse her şeyi en iyi şekilde Cengiz gibi de yaparım. Belki, Cengiz de mükemmelliyetçiliğinden üşeniyordur. Belki de asıl sorun budur. Belki de bıkkınlık, her gün yorularak yaşıyoruz. Beni bu havalar mahvetti, bir garip sendromdayım bugün…

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun