Bozulmuş Hayvan

Metaformoza uğramış bir hayvanın sizce, hala homo sapiens sapiens olduğu savunulabilir mi? Hiç sorgulamayan ve kendini hiç geliştirmeyip, ilkel yaşayan birisi için de, düşünenin üstünde düşünen bir insan, diyebilir miyiz? Memeli hayvanız, omurgalı sınıfına giriyoruz, omurgasızları da iki ayakları üzerinde durabildiklerinden aynı sınıfa koyuyoruz, etik mi tartışılır?

Omurgalı, ama omurgasızlar işte! Dünyanın en büyük problemi bu anlatacaklarım olabilir. Omurgalılar ama omurgasızlar diye nitelendirdiğim bu bozulmuş hayvanlar, canlıların en gelişmiş grubundan olmakla en çok nüfusa sahip tür. Kendi besinlerini üretemeyip, dışarıdan alırlar. Bazıları otla, bazıları etle, bazıları hem et hem de otla beslenirler. Karada ve suda yaşayabilirler, nitekim gemiciklere binen belki yüzmeyi bilmeyen asalaklar da suda gayet rahat teneffüs edebilir, hatta business sınıfta konforla da gayet güzel uçabilirler de.

Omurgalılar çünkü istemesem de aynı türdenim, benim gibi ayaklarının üzerinde durup becerilerimi yapabilecek vücuda sahipler, İki gözleri ve bir burunları var vs. Fiziksel benzerlik nedir ki kimyalar farklı olunca?!. Ama ben bu türle aynı türden olmayı kabul görmüyorum, onlar omurgalı/omurgasız, benim vücudum her şeyde dik duruyorken, onlar eğilip bükülüyor. Yok ya omurgaları ile bir şey değişmedi ki, elleri envela yerdeydi bu türün, sonra birilerine hep el açtı. Elleri gerekli aletler için yorulmadı bu türün, misal kitap sayfası çevirmediler, kalem tutmadılar, onlar göz yaşı silmediler. Sadece, el açtılar. Omurgasız bunlar, omurgalı olmalarını kabul etmem mümkün değil. Yobazlık, cehalet,acımasızlık ve daha nicesiyle; nasıl bir vücut bulabilir?

Omurgasız hayvanları ele alayım. Solucanlar gibi küçükler, ama solucanlara yakışmadılar, bu güzel hayvanlar toprağın hava almasını da sağlar. Solucan olsalardı, binalarla toprakları örtmezlerdi misal. Solucan diyerek, bu sınıfı yüceltmek istemiyorum. Sülük gibi yapışkanlar, türbanlısı türbansıza yapışır kirletir; hocası gücü yettiğine iktidarı için yapışır. Oysa sülük bizlerin iyileşmesine bile fayda eden yararlı bir hayvandır. Sülük de diyerek, bu türü yüceltmek istemiyorum.

280 milyon öncesinden beri var olduğuna inanılan hamam böceği gibi hızlı koşarak soyları devam edecek, çünkü tavşan gibi sürekli çiftleşerek çoğalıyor nüfusu bu türün. Akrep gibi birbirlerini de sokabilen bu tür, sinek gibi etrafa mikrop da taşırlar. Mürekkep balığı gibi zehirleyip hızla kaçarlar, acımaları yok, insaf için sorgulamaya tamamen kapalı bir tür. Tırtıl gibi uyur, ama kelebek gibi estetik değiller. Kurbağa omurgasızdır, ama aslında bize anlatılanlar bir ankedottan ibarettir. Kurbağalar deneylerde su ılıyınca hep sıçramış da, insan için örnek olsun diye, bizlere anlatılmış hikaye. Sürüngenler gibi el açtıkları kişilerin peşinde sürünmüş bu ırk. Sürünsünler, oh olsun işte demek isterdim, olmuyor. Onların eğitim eksikliği yaşamalarından ve sistem ürünleri olmasına çok üzülüyorum. Bu durumlardan; iki bilezik için bir torun cinayet işler, bir hayvan atasını öldürmez. Dişisine hiçbir hayvan bu tür kadar zarar vermez ve hiçbir hayvan acıkmadan başka hayvana da saldırmaz.

Metaformoz geçirir beyinleri ve mutasyona uğratılarak bozulan bu hayvanlar, mazoşistleştirilmiştir. Sadistler tarafından acıya alıştırılmışlardır, sadistler acı çektirdikçe/mazoşistler acı çektikçe, birbirleri arasındaki bağ kopacağa da benzemiyor. Tardigratlar gibi bu tür de yıllar sonra nüfus edecek, çünkü kanser gibi hızla çoğalarak dünyayı sarıyor.

Bizim tür ise yani homo sapiens; sanat üretebilen, zaman algısıyla hareket eden, estetik algıya sahip, mizah üretebilen, nev-i şahsına münhasır, saygılı, sorgulayan, adaletli, bilge, tapınmayan, onurlu, vicdanlı, merhametli, sevgi dolu ve öz eleştiri yapan, tabi istisnai de olsa düşünülenin üstünde düşünebilen kimseler. Bu bağlamda kuzenlerimizle ortak paydalarımız, omurgalı/omurgasızlardan daha çok. Decartes sizce hayatta olsaydı hak verir miydi bana, utansın bu türle bizi ayrı sınıflara koymadığına!

Eğitim şart, yoksa bozulmuş hayvanlar dünyanın sonuna kendileri karar verecek. Bizim atamız şempanze iken onların atası koyun olmalı, başka mantık bulamıyorum,

Bu yazımda, Ufuk Abim ve Uzman Bey ile sohbetlerimden etkilenerek yazdım. İlhamıma yön verense Ufuk Abimin bu türü “Bozulmuş Hayvanlar” diye nitelemesi oldu.

Not: Kuzenlerimiz bizlerden yukarıda yazdıklarımdan da çok önde. Öz farkındalığa sahipler, bizler gibi hem sesli hem de işaret diliyle anlaşabiliyorlar, onlar da aralarında oyun oynayabiliyorlar hatta oyunlarını geliştirebiliyorlar da, sakatlanan ya da yardıma muhtaç olanlara yardım ediyorlar, sakladıkları yemleri geri bulup yiyebiliyorlar, yunuslar kuyruk üzerinde yürüyebiliyor, bazı hayvanlar yumurtalarını taşla kırarken, bazıları bizlerden daha iyi görüyor, bazılarının uçuş hızının sekizde birini koşabiliyoruz, bazılarının büyüklüğünün yanında cüce gibiyiz, bazı hayvanların üçte biri kadar ömrümüz varken, midyelerse 410 yıl yaşayabiliyor.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun