Böceklerin Soyları Tükeniyor!

Gübre böceği Bo, arı Aro, kelebek Kelo, yusufcuk Yulo kuruyan dere yakınlarındaki bir parkta karşılaşıyorlar. Hepsi şaşkın! Hala farklı türlerin varlığına şaşırarak bunca tür nasıl karşılaştık der gibi baktılar birbirlerine. Önce aralarında kompleksi bakışlar başladı, hepsi kendinden emin, türlerinin sonu olduklarını düşünüp, doğa için en faydalı tür olduklarının henüz kanıtını sunmaya başlamamışlardı. Hepsi atalarını ve türlerinin hızla ölümünden, sanki bir yandan da korkuyorlardı. Dünyada böcekler yüzde kırk azalmıştı ve hızla da azalıyorlardı, üstelik iç güdülerinde hastalıktan ölme korkusunu her biri yaşıyordu.

Aro, ilk söze başladı:

-Ben Arı Aro, bitkilerin tozlaşmasını sağladığım için içinizde en değerli ırkım. Bu dünyada bilinen ilk arı fosili 100 milyon yıl öncesine dayanır, o zamanlarda Adem yoktu biz vardık. Hatta öyle değerliyiz ki Fizikçi Einstein’a kadar türümün önemini insan ırkına anlattı. Atatürk, türümün devamı ve çoğalması için projeler hazırladı ve önemimizi vurguladı. Biz arılar, bulunduğumuz ülkenin tarımını geliştirdiğimizden ekonomisine yüzlerce milyar katkı sağlarız. Siz böcekler anlayamazsınız küçük beyinlerinizle ve zannedersiniz ki biz arılar, sadece bal üretiriz. Bal bir yana, bize dokunacak her hangi bir canlıyı da sokarak öcümüzü alıp hızla uçarız. Dünyada ekosisteme bile katkı sağlayan ırkım, bu halkın bizi bilinçli bir şekilde üretimde kullanamayıp, tarım ilaçlarından esirgenmediğimizden ve iklim değişikliğinin etkisiyle de hızla azalıyoruz. İnsanlara karşı savaş halindeyiz sanki, sokmaya hazırız.

Dedi ve diğerlerine ah çekerek baktı. Aro, konuştuğu gibi güçlü bir ırka benzemiyordu. Ritimsiz nefes alışıyla (hastaydı) diğer böceklerin dikkatini yalnızca egosuyla çekmemişti.

Bo, söze başladı:

-Ben öyle bir türüm ki eşim olmadan yapamıyorum. Ben eşimi kaybettim (bu sözleri söyleyip gözleri dolu dolu devam etti). Türüm dışkılardan beslenir, genç bireylerimize besinleri de sağlarız. Dışkıları gömeriz. Biz dışkıları gömünce toprağın kalitesi ve verimi artar. Türüm pek bilinmediği için biraz uzun olacak bilgi aktarımlarım. Benim türüm üçe ayrılır. Ben yuvarlayıcılar grubundanım. Erimle birlikte az yuvarlamadık dışkıları uzaklara. Ne çok eğlenerek neler paylaşarak yuvarlardık. Bazen çok ağır olurdu yüklenirdi benimki. Diğer bir gurup ise tünelcilerdir. Tünelciler, tipik olarak dışkı yığınının altında ya da kenarına yakın duran dışkı topaklarını gömen. Dışkı yığınının yanındaki toprak kitlesi, tünelci bok böceklerinin faaliyetlerinin işaretidir. Tünelcilerin ve yuvarlayıcıların her ikisi de genç bireyleri için yuva hazırlama davranışlarından dolayı yuvacılar olarak sınıflandırılırlar. Dışkıdan yararlanan üçüncü böcek grubu ise yerleşiklerdir. Yerleşiklerin çoğu, Aphodiiadae alt ailesine aittir. Dışkı yığınının altında yaşarlar, az miktarda kazıcılık yapar (ya da hiç yapmazlar) ve genellikle dışkı topakları oluşturmazlar. Biz bok böceklerinin çiftlik hayvanlarına ve mera ortamına yararları, sadece rahatsız edici besin tercihlerinden daha ağır basabilir. Bizim faaliyette olduğumuz yerlerde sinekler kolay kolay var olamaz. Bağırsak rahatsızlıklarında görülen bakterileri eğer yok edersek, bir otçul hayvan yiyemez ve bizler hastalık döngüsünü de kırarız. Ekosisteme faydamız çoktur ve toprağın kalitesi için bizlerin varlığı çok mühim denli etkili. Ama, Aro’nun dediği üzere benim ırkım da tehlikede; eşimi ve bir çok yakınımı kaybettim. Biz bir de lağamlardaki kimyasallardan da çok etkileniyoruz. Ne kadar ömrüm var, soyum ne zaman tükenir bilmiyorum.
İnsanoğlu bize ettiklerini kendi lağamlarındaki hastalıklardan bularak, bize ettiklerini biçecekleri kanaatiyle de müsterih olduğumu iletmeliyim. Onlar zaten bolca s*çarlar, buna hayatları da dahil.

Yulo söze başlar:

-Biz yusufçukların duyma yetisi yok, herkes sustu diye söze başlıyorum; eğer beni dinlemek istemezseniz el kaldırın ya da ayak, kanat çırpsanız da olur. Hz Yusuf gibi sevilmediğimiz için güzel görünmeyiz insanlara, çoğu bizi görünce geriye çekilir. Sanki sivrisinekler ya da ne bileyim tek hücreli canlılar da yiyeceğiz :). Bizler iyi görürüz, hatta en iyi görebilen böcek türüyüz. Ağırlığımız kadar besin tüketebiliriz. Düşünsenize, ortalamamız 100 gr ve yiyebileceğim sivri sinekler ile insanlara ne çok faydam var. Türümün insanlara hiç zararı yoktur, aksine sağlıklarına faydamız vardır. 5000’nin üstünde türümüz vardı, hayli hızla azalıyor. Ne kullanıyorsa insanlar, zehirleniyoruz. İklim de değişti. Bizim ırkın ilk haliyle bir yıl sulak alanlarda gelişimi tamamlanır. Artık kuraklık var ve yeni nesillerimiz zor hayatta kalıyorlar.
Ne konuştuğunuzu bilmiyorum, artık susayım; parazit değilim sonuçta.

Kelo söze başladı:

-Tüm türler bizi izlemeyi çok seviyor, tam biraz hayatı anlayacak oluyoruz ömrümüz de hep kısa. Bizim türün en büyük özelliklerinden birisi, insanların arşivimizi yapması. Hayatımız onlar için değer taşımıyor, sadece övünmek için kısacık hayatımız tehlikede. Bizler duygusal canlılarız. Bizler, çiçekten çiçeğe konarak çiçek tozlarını taşıyıp tozlaşmayı sağlarız. Doğada besin zincirinin önemli bir halkası olan türüm, diğer böceklere, kuşlara, farelere, kurbağalara, kertenkelelere kadar yem oluruz. Biz kelebekler, ipek elde edilmesinde de büyük öneme sahibiz. İpek böceği tırtılları gelişimlerini tamamlayınca, kelebek olmak için koza örmeye başlarlar. Sonunda da kendilerini, bu incecik ipek ipliklerden örülmüş kozalarına hapsedip, uykuya dalarlar.Önce görünürde yalnızca minik bir tırtılla başlayan bu sürecin sonunda tırtıl kaybolurken ortaya ipekten örülmüş bir koza ile bir kelebek çıkmaktadır.
Türümüz hızla azalıyor, ben düşmanlarımızın insanlar olduğunu düşünüyorum. Yarınlarda estetiğimizden uzak torunları büyüyecek.

Bu defa onları bankta oturan, böcek dilini bilen bir Hermes, okuduğu kitabı kapatarak başlar söze:

-Sizler türü azalan birkaç türsünüz, fakat hepiniz ayrı ayrı çok değerlisiniz. Hangi millet sizlerin yaşamlarını desteklerse, o en güçlü hazineye sahip olup, sizlere olduğu gibi insan ırkına da fayda sağlayacaktır. Leşlerden beslenen hayvanlardan tutun da en çok besinde tüketilen hayvanlara kadar, insanoğlu türlerin devamlılığı için henüz ciddi bir oluşum sağlamadı. Bilim insanları her ne kadar uyarsa da bu dünya az bilenlerin yönetiminde oldukça, onların tüm söylevleri boşuna olacaktır. Hepinizin türüne ve dünyanın kıyametine yaklaşmasına hüznümü iletmek isterim. İnsanlar tükettikleri besinlerin çoğunu bitkilerin tozlaşmasından kazandıklarını bilmediklerini zannediyorum. Sizlere verdikleri zaraların bilincinde olduklarını zannetmiyorum. Onlara desek ki gıdalarınız tehlikede,ne duyarlar ne de inanıp önlem alırlar; imsanlar sadece duyarsız da olsa yaşama devam ediyorlar. Her canlının kendisini koruma ve yaşama içgüdüsüyle yaşadıklarını gözlemledim. Yalnız, insanoğlu çok şanslı. Hastalansa kendine bakacak doktoru var. Hastalıklarının teşhisi var, gerekli ilaçları ve bakımı var. Sizlerde maalesef bu tarz çözümler yok. Sahi ne çok yakınınız neden öldü ya da kurtulabilirler miydi; ya da belki de yalnızca yas tutmak geniniz olmuştur.
Bundan iki yıl önce yapılan araştırmada 30 yıl içinde böceklerin ırkı yüzde seksen azalmış. Bu yüzden şu an sizleri gördüğüm için çok şanslıyım.
Biyoçeşitlilikte kitlesel kayboluşlar gözlemlenirken, biyolojik yok oluşların varlığını da gözlemlediler. Hepinizin soyları tehlikede, çünkü örnekleme çalışmalarınız bile henüz yok. İnsanlar bir yandan küresel ısınmaya karşı yeterince önlem almıyor (örneğin; yenilenir enerji kullanmayı arttıran ülkeler var) , bir yandan çok kullanılan tarım ilaçlarıyla sizleri zehirlerken, doğal yöntemlerle sizlerden faydalanmayı çok az aklediyor. Bu durumda en şanslınız Aro. Çünkü, arılar için bazı çalışmalar yapılıyor ve tarım alanlarında beslenebiliyor. Bir yandan arıları beslerken bir yandan üvez ilaçları kullanıp yine zarar görebiliyor olsanız da.
Siz böceklerde en şanslı türler ise; karasinek ve hamamböcekleridir. Bu iki tür; koşullara uyum sağlayabilen türlerin insan eliyle oluşturulan çevrelerde rahatça yaşayabiliyorlar ve tarım ilaçlarına karşı da direnç kazanıyorlar.
İnsanlar, en azından bahçelerini böcek dostu bir ortam sağlayabilmeliler ve organik gıda satın alarak şimdiden önlem almaya başlayabilirler. Eğer, çok büyük miktarlarda böcek türü ortadan kaybolursa; yerlerini yenileri alacak, ama bu çok çok uzun bir zaman alacak. Torunlarımız için müsterih olabilir miyiz, ayrı mesele tabi. Fakat, sizlerin varlığı türümün sağlıklı yaşamı için çok mühim. Hep var olmanızı ümit ediyorum. Az önce okuduğum kitapta sohbetinizle ilgili, Prof Dave Goulson’nın çok değerli bir paragrafını sizlere ileterek ben de sözümü burada bitireyim:

“Hızla üreyen zararlı türler daha sıcak hava koşullarında gelişecekler, çünkü daha yavaş üreyen doğal düşmanları ortadan kalkacak. Zararlı böceklerin istilası akla yakın bir ihtimal, ancak arı, çiçek sinekleri ve kelebek ve hayvan dışkısından kurtulmakta büyük iş yapan bok böcekleri gibi olmasını istediğimiz harika türleri kaybedeceğiz.”

Okunması gereken güzel kaynaklar:

1-http://www.bee-careful.com/tr/meyve-cesitliligi/arilarin-insanoglu-icin-onemi/

2-http://bibad.gen.tr/index.php/bibad/article/download/215/214

Yazımı hazırlarken yararlandığım kaynaklar:

1-https://www.bokbocekleri.com/2010/10/mera-ortamnda-bok-boceginin-yararlar.html

2-https://bilgihanem.com/yusufcuk-bocegi-hakkinda-bilgi/

3-http://www.dersturkce.com/anasayfa/yazigoster/KELEBEKLERIN-DOGADAKI-ROLU-VE-ONEMI

4-https://www.labmedya.com/boceklerin-kaybolmasindan-neden-endise-etmeliyiz

5-https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47454817

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun