Bizim Oralardır, Memleket.

Bizim oraları bilir misin ? abi dedi Hasan,
Gözleri çoktan memleketine uçmuş, yüreği toprağın içerisinde kabarmıştı. Derin bir nefes çekip kır çiçeklerinin kokusundan, çağlayan sularını, toprak yollarını ve hızla sayabildiği çok şeyi anlattı.

Ahmet araya dalıp, bizim oralarda Tandır çok meşhurdur dedi. Doğal kekik var dağlarımızda, hayvanlarımız özgürce otlanır derken, ağzından dökülen kelimeler tandırın yağları akıyormuş gibi seri damlalar halinde yol alıyordu.

Cılız ve ürkek sesi ile Hamdi girdi konuya, Bizim oralarda İnsan değerlidir abi, sevgi saygı önemlidir. Sevilen birisi için can vermek esastır.

Konuşma Bizim oralardan oturduğumuz masaya ulaşsın diye sordum:
-Niye buralardasınız?

Önce hafif bir sessizlik sonra başka nedenlere dayalı hikayeler sıralandı. Babaları gelmiş, eğitim için gelmiş,iş için gelmiş kalmış. Kısacası oturduğumuz , yaşadığımız yerler hep emanet kalmış.”Bizim oralar” olamamış bir türlü.

-Sen nerelisin? abi dedi Hamdi.

Güldüm, hepinizin memleketindenim dedim. Anlamadılar, şaşırdılar. Nasıl yani?
Gençler dedim size bir soru sorayım. Düşünün ki Almanya gibi başka bir ülkede yaşıyorsunuz, yabancı arkadaşınıza bizim oralar derken ne anlatırsınız?
Önce İstanbul’u, boğazın incisini,sonra yemyeşil Karadeniz’i, arkasından heybetli dağlarımız, ırmaklar, göller derken, her yörenin meşhur yemeklerinden bahsetmez misiniz?

Hep bir ağızdan “Evet, öyle anlatırız.”

Benim anlamadığım 2 şey var dedim.
Dışarıdayken bütün olup, içeriye gelince parçalanmak “Bizim oralar” diye konuşmak, birincisi.
ikincisi de içerideyken, “Bizim orası olmayan” bir şehirde yaşanan olaylara kaygısız kalmak.

Bir orman yandığında, bizim ormanlar değil, bir deniz kirlendiğinde bizim plaj değil,
bir göl kuruduğunda “Bizim ora değil” diye davrandığımız sürece sizin oralar kalacak mı sanıyorsunuz? Burada yaşıyorsunuz, nasıl olsa buralı değilsiniz, size ait değil diye yaşadığınız yerde de yaptığınız kötülükleri görmezlikten geldiğinizi hiç düşündünüz mü?

Kısacası “Bizim oralar” bizi küçültüyor. Bizi ayrıştırıyor ve bir birimizden uzaklaştırıyor. Doğduğumuz yerlerdeki uzaklıkları sabit sosyal mesafeler şekline sokmayı başarmışız.
Aklımızda sürekli yaşattığımız bu virüs ile bir birimizi tanımaya,sevmeye, anlamaya olan cesaretlerimizi kırmışız.

Sebebi ne olursa olsun, göç edip geldiğimiz bu yerler hala “Bizim orası” olamamış. Başka bir şehirde yeni tanıştığımız birisi, yaşadığımız yerden ise hemen “ben de oralıyım” demekten çekinmediğimiz yumuşak bir geçiş evresinde olmamıza rağmen hala “Bizim oralar” söylemi çok güçlü. Kaç kuşak sonra yaşadığı şehri memleket sevdası ile sahiplenen çıkar bilmiyorum.

Sorun yaşanan şehrin memleketimiz olmasından çok,memleketin bütününü göremiyor olmamızda galiba.

Gençler kalktıktan sonra “Bizim oralar geldi” aklıma. Kan bağı diye oluşturduğumuz akrabalık zincirinin bütün halkaları, bizim oralarda yaşamaya devam ediyordu. Toprağımız vardı, türkülerimiz vardı.
Güldüğümüz hikayeler, bizi büyüten acılar vardı. Sonra çekirdekten ektiğim, kocaman olmuş kayısı ağacına takıldı aklım. Ekili ağacım o topraklarda diye düşündüm.

Bir süre aynı çelişkinin, yanlışın içerisinde yuvarlandı beynim. Gözlerimdeki ışıltı yüreğimde başka hislere dönüştü.

Anlattıklarımla, yaşadıklarım arasında kala kaldım.

Gerçekler ile duygular arasına sıkışıp son kararımı verdim.

Memleketin her noktası benim için “Bizim oralar” diyebileceğim kadar kıymetli ve güzeldi.

Bağımsızlık savaşımızı her nokta için ayrı ayrı değil, top yekün vermiştik. Samsundan gelip, Hakkari’den gelip, Ankara’dan ve diğer şehirlerden çarıksız koşarak Ege denizine ulaşıp can vermiştik.
Topraklarımızın her noktasında her şehirden kan damlası vardı ve herkesindi.

Benim aklıma bizim oralar deyince MEMLEKET geliyor.

Sonra 23 NİSAN ve

en sonunda da Nazım HİKMET…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun