Bir Kadının Kalbinde Yaşamak Zordur

Kadınlar durun, beni hemen dövmeye kalkmayın. Az sakin olun. Bir kadının karnına ancak evladı girer, kalbine ise öyle kolay kolay girilmez. Hatta, bir kadının kalbine tam olarak girmiş bir erkek galaksinin en şanslı erkeğidir. O zaman “yoktur böyle bir erkek” diyebiliriz. Çünkü, galakside şanslı erkek yoktur.

Erkeğin kalbine girmek çok basittir. Midesine dolma, sarma, hatta belki bazı tatlılarla nasıl giriliyorsa, aynı yoldan kalbine de girilir. Bu kadar basit! Basit işte! Başka açıklayacak kelime de yoktur. Ardı önü erkek; bazıları resme bile âşık oluyor, bazılar boya, bazıları vücut organlarına âşık oluyor… Hatta, bazıları o kadar embesil ki, âşık olmayı bile bilmiyor. Tüm erkeler bu kadardır. Ya kadınlar öyle mi?

Bir kadının kalbine bıçak sok, ama aşk sokma! Çünkü, aşkın bir kadının kalbinden geri çıkması mümkün değildir. Zaten, bir kadının kalbine saplanmış bıçak da o kadın ölmeden oradan çıkmıyor. Var mı, bir kadının kalbini dağıtmış ama sonra geri tamir etmeyi başarmış bir erkek? Yok. Bilim kırılan cam parçasını bile aslına uygun yapıştırarak tamir ediyor ama aynı bilim bir kadının parçalanmış kalbini eski haline getiremiyor. Bunu Freud bile açıklayamaz.

Erkek saftır, saftiriktir; bir kadının kalbini neyle kıracağını bilemeyecek kadar da tembeldir. Oysa, bir kadın tilkiden daha zeki, aslandan daha kuvvetli ve öyle hisleri de var ki; bir yarasanın karanlıkta göremediği o iğne ucu kadar noktayı şıppadak görür. Keskin gözler, keskin hisler ve keskin bakışların birleşimi, açıklanması zor bir evrimsel mucizedir.  Bu durumu Darwin bile açıklayamaz.

Oysa erkekler bakınca bir kadına ne görür? İki ayak, iki el, iki göz, boy, vücut… Kendinde de bunların aynısından var olduğunu görünce, kadına sıradan bir yaratığa yaklaşır gibi yaklaşıyor. Oysa, görmekle bakmak, bilmekle hissetmek, anlamakla, düşünmek aynı şeyler değildir. Kadınlarda fazladan gelişme göstererek üstün hale gelmiş o davranışları tespit etmek erkeklerin zekâ kapasitesini aştığı için, bunu çözmeye çalışmak bir erkek için fazladan zaman kaybıdır.

Örneğin, bakınca bir erkeği atom bombasından daha şiddetli şekilde parçalayan göz ancak bir kadında vardır. Bir erkekte ise bakınca bir kadını sıradan görme işlevi var. Örneğin, sevdiği erkek için organını veren kadın var, kendi organını verince yarım kalacağını düşünen erkek çoktur. Sevdiğim adam hasta olacağına kendim hasta olayım daha iyi diyen kadın vardır, kendi hasta olunca hastane kapısında mahvolacağını, kahvehane köşelerinden mahrum kalacağını hesaplayan erkek çoktur.

Bir kadın yürürken bile arkasını düşünür, geride kalanların da ileride olmasını ister, erkek ise önündekini bile görmeden, hem de tepeleyerek gider. Düztaban genelde erkeler için kullanılır. Odun da erkeler için kullanılır. Adam olamamışsın da öyle. Aslında kötü atasözlerinin çoğu erkekler için üretilmiştir. Çünkü, yaşamdaki kötülük davranışlarının üretim merkezi erkeklerdir, kötülüğü yok edecek iyilik davranışlarını ise kadınlar üretir.

Bir kadın ne zaman ölür? Aç kalınca ölmez, erkek ölür. Dayak yiyince ölmez, erkek ölür. Kimsesiz kalınca ölmez, erkek ölür. Bir kadın sadece sevgisiz kalınca ölür! Bu nedenle kadınlar çiçeklere benzetilmiştir. Ver suyu, anında büyüsün, etrafı güzelleştirsin. Erkek öyle mi? Gözüne, boğazına ve eline hitap ettiğinde bir erkek esir olur. Oysa, kadın esir alınmaz. Esir alınan kadınlar, aslında başkasının yokluğuna sebep olmamak için esirmiş gibi susarlar. O susma bile bir başkaldırıdır.

Kadın, aslında en çok istediği şeyden, erkekler tarafından mahrum bırakılandır. Kadın, en çok layık olduğu şeyden, erkekler tarafından mahrum bırakılandır. Kadın, en çok hak ettiği şeyden erkekler tarafından mahrum bırakılandır.

Erkek, her istediğini alıp, anlık mutlu olup, mutluluğunu da anında yok eden bir tüketicidir. İşte bu nedenle bir erkek bir kadının kalbine giremiyor. Giren de orada uzun süre kalamıyor. Çünkü, bir erkek bir kadının kalbine layık olamıyor.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun