Bir Günde İki Kadın

Sevil de, Sevme! Ağlama ağlat, yoksa zehrolur bu tatlı hayat!

Sözleri ne kadar acımasız olsa da, melodisi harika!

Bugün, Taksim Metro durağında sokak sanatçısı bir kadın gitarıyla söylüyordu bu şarkıyı. Çok da güzeldi doğrusu. Yanından geçerken dans etmek geldi içimden. Ayaklarım ileri adım atarken, bedenim hiç renk vermese de ruhum coşmaya susamış seller gibi tutkuyla geride kaldı. Ne zaman gerçekleştirecektim ben bunu?

Yıllardır dillendiririm. İnsanlar sokakta veya metroda nasıl bir müzik aleti çalıp şarkı söylüyorlarsa, ben de dans edecektim. Evet, evet bir gün mutlaka yapacaktım. O şeytanın bacağını bir gün kıracaktım. Hem dans bana göre bir isyan, başkaldırı, meydan okumaydı, karınca kararınca!

Hadi dedim kendi kendime, şimdi! Hemen! Ayaklarım beni kalabalığın götürdüğü yere sürüklerken, hadi ama Gülhan, yaparsın sen bunu! Çekinmezsin ki.

Hadi!

Çağır şu çingene ruhunu, geç kadının yanına doyasıya dans et!

Ah ne kadar da hızlıydı adımlar! Ne çabuk ilerledi bu kalabalık!

Neyse, daha sonraya mı kalsa! Yahut, yahut dönüp kadınla mı tanışsam acaba,  hafta sonları nerde çalıyorsa ona takılsam!

Ah be Gülhan, uzaklaştın yine! Yine kaçırdın!

Dönüp tekrar baktım kadına.

Gitarıyla havayı şenlendiren ve bu diyarı güzelleştiren kadın!

Ne güzel şeysin sen! Bakma sen kalabalığın hızla yanından gelip geçişine! Eminim; benim gibi bir çoğuna sihirli bir değnek gibi, yaşam sevinci aşılayıp durdun.

Var olasın!

Bugün günlerden, sadece bir gündü. Yoğun bir çalışma temposuyla geçen bir gün. Ama yetiştirdim işlerimi. Benden mutlusu yoktur, sanırsam. Bir de evde beni bekleyen annemin gönlünü alabilirsem.

Bugün yolumun üstünde çok saygı duyduğum bir yüze rastladım. Aslında “rastladım” kelimesi pek hafif kalır. Resmen peşinden koşup yakaladım. Karşımdan gelen Zülâl Kalkandelen, yanımdan gelip geçmişti. Tahmin ettiğim gibi. Hiç soru işareti bırakmayan duru, sade ve asil. Zıt yönde hızla uzaklaşmaya başlamıştık. Durdum, tekrar arkama baktım. Hala görebiliyordum. Hadi dedim Gülhan, yakalayıp kısa bir mutluluk alışverişi yapabilirsin. Arkasından koştum.

Zülâl Hanım, Merhaba!

Ağzı var dili yok, etiyle, sütüyle, yünüyle, gücüyle, sadakatiyle insana köle olup zulmedilen hayvanlara duyarlı Vegan Zülâl. Cumhuriyet yazarı. “İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri” kitabının yazarı. Onu ilk olarak Emre Kongar hocamın önerisiyle ve bu kitabıyla tanıdım. Sonrası geldi tabii. Cumhuriyet bilgesi, cesur gazeteci. Bir insan dünyayı değiştirirse, işte onlardan biri… Sağlığına ve varlığına kuvvet!

Bir günde iki kadın!

Hem de bana yabancı!

Ama ne kadar da yakın!

İyi ki varsınız!

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun