Ben Seni Karanlıkta Sevdim

Uzaktan sevdim seni, dokunmadan, kırmadan ve hırpalamadan… Benim için mutluluk çiçeğiydin. Dalından düşmeye korkan bir kırmızı güldün; düşsen kuruyacak, düşmesen yolunacak bir gül… Enfes kokundan rüzgâr yarattım, açık hava güzelleşsin diye.

Su veren bir bahçıvan gibi yaklaşıyordum sana; dokunmadan, koklamadan, koklamaya cesaret edemeden. Oysaki, en çok köklerini merak ediyordum, sonsuza kadar yaşayacak gücü var mı, bana ilham verecek enerjisi var mı, ölene kadar böyle bakabilir miyim?

Vicdan yüküm, aldığım ahlardan daha ağırdır. Diyemedim sana, yükümde sen de varsın, ahlarında ben olduğum gibi…  Kaderin cilvesi ki, ışıltılı bir yaşamı bize uzak yapmakla kalmadı, idama gidecek bir mahkûmun son anları gibi, sahte kabullenişi de yazdı alnımıza. Çekilir gibi değil… Ardımda seller gibi acıyı bırakmak mı, önümde bahtı kara bir hayatı yaşamak mı; tercih etmeliyim, seçenek yoksunu beynim donmuş durumda…

Teselli cümleleri seviyor beni, aynı kalbime saplanan hançerler gibi… Dipsiz kuyularda boğulmak üzereyim. Karşıma çıkan her canlı sonsuz çöle yol gösteriyor, bu ben miyim, ben bu muyum, kendime layık gördüğüm yer neden, zifiri karanlık bir yokluk? Elimden gelse, bir çiçek çobanı olurdum, elimden gelen ise sürüyle dertleri idare etmek.

Bir neslin tükenen yanıyım, bir başka neslin utanan. Derinden gelen uğultu gibi aşkı hafif gören bir insanlık ile ölümüne sevdayı yok sayan bir hayat. Beni, hiçbir vakit bana bırakmadı hayat, ya geçmişe muhtaç oldum,  ya geleceğe köle… Öyle bir miskin huyum var ki, her kabullenişim bir insan öldürdü, her isyanım da kendimi ölürdü. Bu kadar çok ölümden bir tek sevdayı sağ kurtardım, sahibine teslim etmek üzere…

Bir gün sevdayla yaşamak, bir ömür acıyla yaşamayı yok eder. Küçücük bir umudumdan, kocaman dünya yaratmak istiyordum, içinde rüya olan, masal olan bir dünya. Hesabını peşin ödediğim bir azabın ödülünü alacak bir rüya istiyordum. Peşinden koşan ayaklarım durdu önce, dermansız boynum çöktü; bir rüya yokluğuna esir ettin beni.

Kızıl güneş var deniyor, lekesiz gökyüzünde. Oysa, her şey bana yalan, ben her şeyi karanlık görüyorum, her şey içimde zindan… Dünyanın ortasına zoraki düşmüşüm. Bu karanlıkta yaşamı sıfırlamak çok kolay lakin bir öksüz sevda bırakmak çok daha zordur. Ki, o sevda karanlıkta bile seviliyor…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun