Başöğretmenimiz

Ana ve babamız bize canından can kanından asil kan verdiler. Büyümeye başladık. Kendi düşünceleri ve bildikleri ile sevgilerini verdiler. Okul çağına gelip de bambaşka bir yaşantının içinde bocalasakta, tüm sınıf arkadaşlarımız ile öğretmenlerimizin de yardımı ile, farklı bir yaşam biçimine adapte olduk.

Okuma yazma, okul arkadaşlığı, evden farklı bir yaşamın şartlarını ve ne yazık ki gruplaşma ve bölünmeyi de öğrendik.

Daha üst okullara gittikçe daha da farklı yaşam biçimleri görüyorduk.

Askere gittik. Orada da; bir dilim ekmeği, bir bardak suyu, bir sigarayı paylaşmanın hazzını öğrendik. Tabii bazı askerlerin yağcılık için ispiyonculuğunu ve onları dışlamayı.

Sonra iş hayatı. Orada düşmanı çok oluyor insanın. Eski çalışanlardan fazla maaşla iş başı yaptıysan hepsi düşman oluyor. “Benim becerim bu kadar onun için maaşım düşük” demezler.

Zamanı gelipte evlenince Ana ve babamızın yerine geçtik. Hayatın her safhasında iyi ve kötü çok şey öğrendik. Hepsine minnettarım. Fakat hepsinden farklı şeyler öğrendim. Ama ATA’MIZDAN her şeyi öğrendik. Başöğretmenimizin açtığı yolda gösterdiği hedefe, atalarımızdan sonra biz öğrendiklerimizi aktarmaya devam edeceğiz. Aydınlanma zincirinde Atatürk ilk halkamız.

Tüm bize bir şeyler öğreten büyüklerimizin öğrettiklerinin misli ile ders verdi ulusumuza. En büyük dersi, İNSAN olduğumuzu öğretti. Hainler yüzünden hep geri itildik.

Cahiller sayı olarak çok olduklarından ileri demokrasi gereği onların isteği oluyor.

Her şeye rağmen aydınlanma yolunda mücadele etmeye bıkmadan usanmadan devam…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun