Bana Her Günü ’23 Nisan’ Olan Bir Masal Anlatın…

Bana her günü 23 Nisan olan bir masal anlatın…
Bir çocuk düşünün;
Dünyanın her hangi bir noktasında doğmuş. Ne olduğu ve neden dünyaya geldiği hakkında hiçbir fikri olmayan bir çocuk.

Çocuklara masallar bile onların büyüdükleri çevreyle ilgili olarak anlatılır. Köyde doğup büyüyen bir çocuğa yağmurlu, şimşekli havalarda ‘Gürgür Dede’nin masalı anlatılır.
Kasabada büyüyen bir çocuğa Bakkal Rasim’in bakkalındaki iyilik meleği; şehirde/ana kentlerde büyüyen çocuklara Pinokyo, Noel baba ve La Fonten Masalları anlatılır.

Peki, çocuk dediğiniz varlık nedir.
Henüz şekillenmemiş aklıyla her şeyi, herkesi seven, herkesin de kendini sevdiğini, sevmesi gerektiğini düşünen insan yavrusu. Normal bir hayatı olan bir çocuğun etrafındakiler anne, baba, dede, anneanne vb birinci derece akrabaları vardır. Onlar O’nu severler, el üstünde tutarlar. Ta ki büyüyene kadar…
Peki çöp tenekesinde bulunan bir çocuk, bir yetimhane de gözünü açan bir çocuğun annesi, babası dedesi amcası, halası kim olur. İşte masal da burada başlıyor.


Çocuklar bize sesleniyor

Bana bir masal anlatın, içinde çocuklar olsun.
Kırmızı başlıklı kızı kandırmayan kurt olsun içinde,
Pamuk prenses ve yedi cüceler olsun, ama cüceler çaresiz olmasın!
Yalan söylemeyen bir pinokyo olsun.
Aslandan hızlı koşan ceylanlar…
Bana bir masal anlatın.
İçinde dünya çocukları;
Sarı, beyaz, siyah yüzlü çocuklar
El ele bulutlara şarkılar söyleyen…
Hepsinin ailesiyle uçurtmalar uçurduğu
Bir masal anlatın.
Her günü 23 Nisan olan, içinde mutlu olan çocuklar olsun…
Büyüdüğünde doktor, mühendis, bilim insanı olan; 
Dünyanın duvarlarına resimler çizen,
Uzayı çiçek bahçesine çeviren çocuklar olsun.
Masalın içinde dünyadaki bütün çocuklar içebilsin diye,
Akdeniz gibi bir süt denizi olsun.
Pamuk şekerlerin çokça olduğu mahalle bakkalları olan
Bir masal anlatın.
Her uyandığında annesini baş ucunda bulabilen,
Herkesin kardeş olduğu savaşların olmadığı,
Bir dünyayı anlatan bir masal…

Boşuna mı armağan etmiş ATATÜRK çocuklara 23 Nisan’ı.
Boşuna mı uluslar arası dünyada kutlanan bir gün olmuş 23 Nisan.
Bana bir masal anlatın; her günü 23 Nisan olan, içinde iyilikler olan.


Çocuklar bu dünyanın en savunmasız canlıları, insan yavruları. Hayvanlardan sonra demiyorum. Çünkü bir aslan kendini savunabilir, ama bir kedi yavrusu savunamaz. Aslan yavrusu da insanlar tarafından çalınmazsa ormanda mağdur olmaz. Orman da hiçbir aslanın yavrusu çalınmaz. Çünkü aslan güçlüdür.
Çocuklar ne kadar büyürlerse büyüsünler babaları ölmeden büyümezler. Babası öldüğünde büyür çocuk. Annesi öldüğünde yalnız kalır. Baba dağdır, sırtını yasladığı, anne sığınak. İkisi birden öldüğünde çocuk kalan hayatını aslında yarım olarak sürdürür, ama bunu kendine bile itiraf edemez.



Çocuklar nasıl bir dünya hayal ediyor biliyor musunuz. Öyle Disneyland dünyası değil tabii. Çocukların tek hayali insanların onları ‘Gerçekten’ sevmesi.
Çünkü çocuk bilir ki çocukları seven insan iyi insandır; ona kötülük etmez ve ona elinden gelen her iyiliği yapar, onu korur.
Çarpışan arabalar, lunaparklar, maket uçaklar, tanklar, bebekler vb ne kadar oyuncak verirseniz verin; başını okşayan biri yoksa yanında hepsi sönük birer yıldız gibidir çocuk için onlar. Annesi yoksa yanında çocuk teyzesiyle yetinemez, amcasıyla teselli bulamaz. İllaki kendine can veren kanı taşıyan kişinin sıcaklığını, kokusunu hissedecektir.



Evet sevgili okuyucular, bu ve başka konularda sorularınız, eklentileriniz, çıkarımlarınız olursa dursunuzun33@hotmail.com adresine yazabilirsiniz. Sağlıklı ve esen kalınız.
En derin hürmetlerimle efendim.

Dursun Uzun, Gazeteci/Yazar/Danışman



Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun