Az Gelişmiş İnsanlar

Herkesin malumu; en küçük bir eleştiride biri diğerini cahillikle suçlar. Oysa kendisi belki de ondan daha cahildir.
Asıl olay kısmı da burasıdır: Kim cahil, kim bilen, kim bilgili, kim akıllı resmen çorba olmuş durumda; kimin ne olduğu bilinemez bir dönemi yaşıyoruz.

Beni ilgilen kısmı ise, vicdani seviye ile bilgi seviyesinin paralel olamadığı insan tipleridir.

Şöyle şeyler aklıma takılıyor: Bir cahili eğitmekle, bir çocuğu eğitmek aynıdır; her ikisinde de verileni kabul eder beyinler. Demek ki asıl meselemiz cahil olanla değildir. Çok bilen biriyle de zaten uğraşılmaz; bilgili insanın az olduğu ülkemde bu çok bilenlerin egosu tavan yapmıştır.

Bizim asıl meselemiz ve hatta ülkenin asıl meselesi az bilen, çok bildiğini sanan ve bunu iddia ederken karşısındakini linç eden yaramaz insanlardır.

Benim takıntıma gelince: Vicdani seviye ve bilgi seviyesi kısmına:

İstanbul keşmekeşinde herkes muhakkak şahit olmuştur: Birisi otobüsün arka kapısından biner ve akbilini basılması için göndermez. Kimse de bu basit gibi görünen ahlaksız duruma ses çıkarmaz. Ben bu arada şunu düşünüyorum: İstanbul 16 milyon. Herkes bir defa bilet basmamış olsa, 3TL ortalama bilet fiyatıyla hesap etsek, kayıp 48.000.000TL. Korkunç bir rakam!

İnsan yolda giderken püfüttüre püfüttüre sigara içiyor, sağa sola ağzının pis kokusunu üflüyor, derin derin içine çekerek, içindeki iğrençlikle birlikte nefesini dışarı çıkarıyor, sonra sigaranın artığını yol kenarına atıveriyor. Hiç düşünmüyorsunuz, 16 milyon insan, günde bir tane sigara pisliğini bu şekilde yola atınca 16 milyon pislik bir kamyon eder. Çok iğrençsin İstanbul, çok!

Bir kafeteryada kahvaltı yapıyorsunuz. Para öderken kasiyere nakit veriyorsunuz, o da fiş falan kesmiyor. Ortalama bir kafeterya fiyatı 10 TL olsa, 16 milyon İstanbul maliyeti ile hesap edersek 160.000.000 TL paranın 30.000.000 TL’si devlete vergi ve bize de hizmet olarak dönecekti; sen uyuşuksun ve kasiyerin patronu da hırsız; mutlu oldun mu ey cahil?!.

Örnekler uzatılabilir. Bütün bunlar aklını ve vicdanını eşit bir şekilde kullanamayan, kişisel gelişmişlik seviyesi henüz olgunlaşmamış insanların ülkemize yaptığı zararları görüyoruz. Bizim asıl meselemiz cahil olanlar değil, cahil olduğunu kabul etmeyen ve hatta bilgili olduğunu savunan yarı cahil tabakadır ve ülkenin büyük kesimi de bu şekildedir.

Özetle, indirim istediğinizde karşılığında vergi, fatura veya fiş iptali teklifini kabul ediyorsanız aslında yapılan indirim değil, hırsızlıktır. Buna göz yumarak hatta vesile olarak siz de hırsızsınız. İllaki birinin çantasından para çalana hırsız denmez, fikir çalan da hırsızdır, emek çalan da hırsız, vergi çalan da, çalmaya vesile olan da…

(Not: Vergiden kaçınmak veya vergi mevzuatını anlatmak değil amacım, orası çok derin konudur. Burada kişisel bilgi ve vicdan seviyesinin bir insanda karakter olmuş veya olamamış şeklini anlatmaya çalıştım. İnsan önce kendi içinde tutarlı ve seviyeli olmalı)

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun