Atatürk’ümüzün Büyük Nutkunu Büyük Millet Kürsüsünden Okuması, Ankara’nın Türkiye’mizin Başkenti Olması, Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü, Habib Burgiba, Loulou Dedola…

Öncelikle son yazım KEMALİZM çok ilgi gördü. Tüm paylaşan dostlarıma teşekkür ediyorum. Ancak bazı dostların “Kemalist parti iktidar adayı olamaz mı?” gibi eleştirilerine saygı gösteriyorum. Ben yaklaşık 60 yıl Siyasetin içinde bulundum mesele Milletvekili seçimlerine sıra gelince yapılan yarışta adayların birbirleri aleyhinde yaptıkları sınırsız ahlaksızlıklara tanık oldum. Henüz ülkemizde siyasetin beklediğimiz olgunluğa ulaşmadığını düşünüyorum. Yine de eleştiren değerli takipçilerimin bu önerilerini dikkate almaya gayret edeceğim.

Bugünkü yazımda ekim ayındaki çok önemsediğim üç konudan söz edeceğim

1) 15 Ekim 1927 Atatürk’ümüzün Büyük nutkunu Büyük Millet Kürsüsünden okuması;
Tam altı gün sürdü. Nutuk Atatürk’ümüzün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından 1927 yılı inkılap dönemine kadar yaşanan olayları kapsamaktadır.

Nutuk yabancı basın mensupların da katıldığı partisinin 2. kurultayında yaptığı yaklaşık 900 sayfalık bir özel ve çok önemli bir yapıttır.

Atatürk nutuk da geçmişi anlatıp gelecekte olabilecek tehlikelere karşın halkını ve bilhassa gençleri uyarmaktadır.

Atatürk, İstanbul’da yaptığı geniş katılımlı toplantıda Nutku arkadaşları ile tartışmayı başlar. O toplantıya tanık olanlardan biride Atatürk ün manevi kızı Afet İnan’dır. Toplantı sonunda “tüm katılımcılar gözyaşlarımızı tutamadık” der. Bugün de Nutuk’u okurken vatan sevgisini test edebilirsiniz.

2) 13 Ekim Ankara’nın Türkiye’mizin başkent olması:
Aslında bozkırın göbeğinde kurulan başkent önceleri çok zor günler yaşadı, Türkiye de pek çok kişi Ankara’nın başkent oluşunu içine sindirememişlerdi. Kısa sürede Anadolu’nun bozkırından modern bir şehir yaratıldı.

Yabancı misyon Ankara’ya gelmeyi istemiyorlardı hatta bir süre sonra tekrar başkentin İstanbul olacağına inanıyorlardı Bunların hepsi Atamızın çelik gibi iradesi karşısında çözülmeye başlamışlardı.

Ülkemiz insanlarında da benzer görüşlere rastlanır. Ünlü bir şairimiz olan Yahya Kemal’e, “Ankara’nın en çok nesini seviyorsun” dediklerinde “İstanbul’a dönüşünü” yanıtını verir.

Nihayet ilk olarak İtalya ve Daha sonra Fransa Ankara da büyükelçiliklerini açtılar daha sonra diğer ülkeler sıraya girdi ve Ankara Başkent oluşundan 50 yıl sonra ülkemizin en modern şehirlerinden biri oldu.

3) 13 Ekim Birleşmiş Milletler in uluslararası afetlerin azaltılması günü:
Dünya meteoroloji örgütünün (DMO) aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler örgütünün bazı kuruluşları ortak bir rapor yayınladı.

Rapora göre İklim değişikliği sonucu aşırı hava olayları sonucu 50 yılda 11 binden fazla doğal afet yaşandı yaklaşık 3,6 trilyon dolar dünyamızda ekonomik kayıplar oluştu
Ülkemizde de sorun çok büyüdü belki süreç içinde virüs belasını aşarız ancak ülkemizde gerek kuraklık sonucu çok risk altındayız ilgililere içtenlikle ricacıyım bu ülkemizi abluka altına alan İklim değişikliği ve kuraklık sonucu pek çok göllerimiz kurudu. Pek çok nehirlerimiz tamamen kurudu.

Önerim hızla Devlet Su İşlerinin çok deneyimli kadrolarını göreve çağırın. Bu kuraklığın en büyük bedelini İstanbul, İzmir ve Konya şehirlerimiz ödeyecek. Bu konularda Hidropolitik Derneği başkanı Sayın Dursun Yıldızı göreve davet edebilirsiniz.

Kemalizm’in tek düşmanı vardır, Batı Emperyalizmi. Çünkü Emperyalist ülkeler Kemalizm’in tam bağımsızlık düşüncesini hiç bir zaman kabullenmemişlerdir. Ancak elbette Kemalizm’in dostları da vardır.

Şimdi bu dostların ikisinden söz edelim:

1) Tunus un kurucu lideri Habib Burgiba; 1965 yılında Büyük Millet Meclisimizde yaptığı konuşmaki şu cümlesi çok önemlidir. “Daha lise talebesiyken Sadıki kolejinde okul defterimin şunları yazmıştım ‘kahrolsun sömürgecilik Yaşasın Türkiye’ sizin Kemalist devriminiz bizlere ümit verdi maya oldu.”

2) Atatürk hayranı Fransız yazar Loulou Dedola “Türk Ata’sı” adlı çizgi roman hazırladı. Bu romanda Atatürk ün verdiği mücadele, devrimleri anlatılıyor. Ve şöyle devam ediyor “Dünyadaki tüm ideolojiler yok olacak bir tek Kemalizm kalacaktır.”

Değerli takipçi dostlarım bugün hep güzel şeyler, Ata’mız gibi umutlu olmak isterdim.

Bu arada beni çok inciten bir konudan söz etmek istiyorum. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın “Güney Kıbrıs (bizim haklı olarak tanımadığımız Kıbrıs Rum Kesimi) ve Yunanistan ile tam dayanışma içindeyiz” sözleri bizim için gerçekten kırıcı…

Mustafa Kemal gibi bir liderimizin yaşadığı bu ülkede ki onun Milletler cemiyetine girişinin öyküsünü sanırım herkes biliyordur.

Ben bugün ülkemizde yürekli siyasetçilere sesleniyorum; Ülkemize yapılan bu ahlaksız saldırıyı içinize sindiremiyorsanız, derhal Avrupa Birliğinden çıkmak için bir irade oluşturun. Hatta tüm siyasi partilerimiz bu konuda ortak irade oluşturmalı.

Ben bu yazıma son vermek üzere iken Sayın Tatar’ın Kıbrıs’ın yeni cumhurbaşkanı olduğunun haberini aldım. (henüz kesin sonuçlar alınmadı.)

Sayın Tatar seçimi kazanırsa Kıbrıs’ta yeni bir dönem başlayacak. Önce Azerbaycan, sözde kardeş Pakistan ve gerçek dost ise Katar, Kuzey Kıbrıs Türk devletini tanımalıdır.

Herkes ne düşünür bilemem ama ben onların lafta dostluklarına inanmayacağım.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.htm

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun