Atatürk Ve Din (4)

Hilâfet ve saltanatın korunması zaten birinci esasımızdır. Hakikaten düşündüğümüz gerçek kurtuluşa ulaşmak için, arzettiğim veçhile hilafet ve saltanat makamına bağlılığımız ve o makamın gerekli bütün şartlarının korunması birinci esasımızdır.

Bü islâm dünyasının dayanağı olan gerçek bağını oluşturmaya birinci derecede yardımcı olan bu makamı ihmal etmek hiçbir vakitte akıl kârı değildir. Ve bunu bizden zorla almak mümkün değildir.

Gayeye ulaşmak için şiddetle ihtiyâç duyduğumuz kuvvetler birinci derece islâm dünyasıdır. Bu islâm dünyasının ikide bir de Yüce Meclisinizin hilâfet ve saltanat, halife ve sultan meselesiyle uğraşmasında sakıncalar vardır.

Bu sakıncaları şimdiye kadar fıiliyatiyle gördük. Bunu bizden zorla almak isterlerse her türlü mücadeleyi yaparız. İkide bir de Yüce Meclisinizin (bu mesele üzerinde müzakere ve münakaşa açması caiz değildir kanaatindeyim. Bugün bu makamı işgal eden zat) bu millet ve memleket için hain bir adamdır.

(Alkışlar) Müsaade buyurunuz beyim. Hain bir adamdır. (Alkışlar, bravo sadaları) Yüce Meclisinizde şimdiye kadar pek büyük ve cidden tarihi cüretler gördük. Ne acıdır ki, şimdi hilafet ve saltanat makamını işgal eden zat bu millet için hain bir adamdır. İspat ettiniz ve bu milletin bütün mukadderatına bütün manasiyle elkoymuş olduğunuzu ispat ettiniz. Bunun sayesinde bize bütün dünya, bütün düşmanlarımız önem vermektedirler. Bu Meclis cidden tarihi hizmet ve cesaretler göstermiştir.

Bunu göstererek bir milletin varlığını açıkladınız. Dünyada büyük devrim yapan ve büyük kuvveti olan devletlerle, özellikle bugün fevkalâde elverişli şartlarla temas ve bağlantı oluşturulmuştur. (…) Halife ve sultan hakkında çok söz söyleniyor.

Arzeylediğim üzere bütün kudreti algılamış ve hızla yürümek lüzumuna razı olmuşlardır. Şimdi durum böyle iken bü yönde devam etmek menfaatimizin gereğidir. Çünkü halife ve padişah sıfatını takınmış olan kimsenin bu milleti yanıltmak, saptırmak için bizzat uğraştığı birtakım saptırıcı teşkilatlar vardır. Bu teşkilât o saptırmaya kendisinde cüret gören bir adam geçersizdir ve geçersiz olacaktır.

Bizi reddetmek akıl kârı değildir. Bönlüktür. Oysa gerçek durum böyle değildir. Bu millet her şey yapar, kendi geleceğini korumak için ve bunun üstünde ona da hürmet ve riayet eder. Onun da meşru ve saklı haklarını tanır.

Onun meşru hakları bu milleti yoketmek ve çöküşe düşürmek değildir. Cüret ve cesaret gördüğüm şununla anlaşılıyor. Bu milletin zihniyetinde; mutlaka padişah ve halife olan zatın emrine kayıtsız şartsız ve düşünmeksizin itaat etmek mecburiyetinde bulunduğundan dolayı bunu avucumuzda tutalım ve istediğimiz şeyleri kendimiz emrettirelim.

Fakat biz bu iş ile oynamazsak düşmanlarımızda görürler ki, İngilizler ve ingilizlerle beraber çalışan düşmanlarımızın bütün ümitleri mahvolacaktır. Bundan dolayı bizim için zaaf eseri olacaktır. Zaten beyanname tarzında bazı kabul edilmiş esaslarla bu maksadımızın sağlanması için belirtilenin korunması ve bütün dünyaya ilân ve hattâ bütün yeminlerimize ilâve olunmuştur.Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Devamla): Müsaade buyurur musunuz?

Bu meseleye temas edersek bu mesele bu kadar ifade ve tamamlanmış bir konu değildir. Bu mesele, geniş, nazik ve “önemli meseledir. Bugün fiilen uygulamak üzere yaptığımız birtakım kanun maddeleri vardır. Bunlara buna benzer bir ifadeyi koyunca bize sorarlar, (halifeniz nerededir? Halifeniz esir midir? Nerededir) halife ve padişahınız?

Ne cevap vereceksiniz?.. Esir mi diyeceğiz? işte ulu âlimlerimiz ve faziletlilerimiz vardır. Esir olan adam padişah olamaz. Biz öteden beri diyoruz ki, halife ve padişahımızın şerî kuvvet ve kudretini kul28 lanması yasaktır, hainane hareket ediyor. Dolayısıyla bu mesele ile uğraşmak geçerli değildir. Nerde bizim halife ve padişahımız deriz ve bjjuün ya onu tanımak lâzım veyahut onun yerine derhal birisini geçirmek lâzım gelir, buyurursunuz.

Dolayısıyla bu işi böyle bulanık yapmak halife ve padişah nerede, hilafet ve saltanat makamı nerededir, esirdir, yahut kudret ve kuvvetini kullanamaz dersek kaldırırız. İçinden çıkamayız. Sonra ufak bir madde ile içinden çıkamayız. Bağlantısı nedir, hukuku nedir? Onlar için kanun yapmak lâzım gelir.

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Devamla): Yani biz kabul ediyor ve herkese de ispat ediyoruz ki hilafet ve saltanat makamını biz de hiçbir vakit başımızın üzerinden atamayız ve Yüce Meclisinizin ilk veya ikinci oturumunda zaten resmen ve kesin olarak bu söz ye görüşme konusu yapılacak. Gelecekte ise beyannamede de zaten hilafet ve saltanat makamına karşı olan durumumuz resmen ifade edilmiş bulunur. Buyurduğunuz sakınca düşmanlara cevap verebilir zannındayım. Fakat meselenin esasından çözümüne girişilecek olursa içerisinden çıkamayız, hem de düşmanlarımıza tereddüt ve şüphe aşılarız.

Dolayısıyla söz konusu edilmemesi daha iyidir.

Kaynak:

25 Eylül 1920 Kâzım Öztürk, Atatürk’ün TBMM Açık ve Gidi Oturumlarındaki Konuşmaları, Kültür Bakanlığı yayını, Ankara 1981, s.296-300. Atatürk, gizli oturumda yaptığı bu konuşmasını, 1927 yılı 15-20 Ekim günleri arasında okuduğu Büyük Nutuk’a da almıştır. Nutuk’ta tırnak içinde alıntı olarak aktarılmakla birlikte, özet yapıldığı anlaşılıyor. Bundan sonraki alıntıya bakınız.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun