Atatürk Ve Din (14)

Fakat bütün iyi niyete, gösterilen bütün sebata, azim ve metanete, gösterilen bütün birlik ve dayanışmaya rağmen yine en güzel, çn isabetli, en doğru zihniyetleri ve ülküleri bozmaya çalışacak insanlara tesadüf edilecektir. Öylelerine karşı bütün millet fertleri çok şiddetli karşılık vermelidir.

20 Mart 1923 ASD, c.II, s. 142.

İslam toplumuna dahil olan birtakım kavimler, İslam oldukları halde çökmeye, yokluk ve gerilemeye maruz kaldılar. Geçmişlerinin yanlış veya batıl alışkanlık ve inançlarıyla Islamiyeti karıştırdıkları ve bu suretle gerçek Islamiyetten uzaklaştıkları için kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar.

 20 Mart 1923 ASD, c.II, s. 139.

Milleti aydınlatma ve uyarma yolunda başarıyla yürüyebilecek dindaşlarımız (Tann’ya şükür) çoktur  Her yerdeki, her beldedeki yüce ulemanın, çok yüksek mevkileri, yerine getirecekleri çok hayırlı görevler vardır. Bu gibi ulemamızın çalışmasıyla hakikî bilim erbabının, hakikî şer’î esaslara girişerek, bugünkü idaremizin, asıl şer’in ve dînin ruhundan alınmış olduğunu ve Islamî hakikatlerin bize asıl bugünkü şekli emrettiğini anlatmakla yerine getirecekleri görevler, cidden kıymetli ve önemlidir. Bütün İslâm âleminin gurur kaynağı plan İbni Rüşd’ler, İbni Sina’lar, İmamı Gazalî’ler, Farabî’ler gibi yüksek düşünceli kişilerin, milletimizin ulema sınıfı içinde nurlu beyinleriyle ortaya çıkacaklarına eminim.

 21 Mart 1923 ASD, c.II, s. 154-155.

Efendiler, dünyanın belli başlı milletlerini esaretten kurtaran, egemenliklerine kavuşturan büyük fikir akımları, köhne kurumlara ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır. Avusturya, Almanya, Rusya ve hatta dünyanın en tutucu bir uygarlığına mensup Çin imparatorlukları, o büyük fikir akımlarının yıkıcı darbeleriyle gözlerimizin önünde devrilmiştir. İşte efendiler, yeni Türkiye Devleti, dünyaya egemen, o büyük ve kuvvetli fikrin, Türkiye’de belirmesidir, gerçekleşmesidir. Dünyanın toplumsal ve siyasal gereklerinden doğan ve binlerce senelik Türk tarihinin gelişmesinin sonucu olan devletimiz, devam ve istikrarın bütün nitelik ve koşullarına sahiptir. 13 Ağustos 1923 ASD, c.I, s.321.

Uygulamamızda hiçbir zaman bu engel, yoğun tabakadan gelmeyecektir. Halk refah içinde, bağımsız, zengin olmak istiyor; komşularının refahını gördüğü halde, fakir olmak pek ağırdır. Gerici fikirler aşılayanlar belli bir sınıfa dayanabileceklerini zannediyorlar. Bu, kesinlikle bir kuruntudur, bir zandır. İlerleme yolumuzun önüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik jjadisinde duracak değiliz. Dünya müthiş bir akımla ilerliyor. Biz bu uyumun dışında kalabilir miyiz?

 4 Aralık 1923 ASD, c.III, s.72.

Devlet idaresinde danışma çok önemlidir. Bizzat Cenab-ı Peygamber bile danışarak iş yapmak gereğini söylemiştir. Ve kendisi, bizzat öyle yapmıştır. Bundan başka (ve şâvirhum fı’l emri) diye Cenab-ı Hak’kın da kendisine seslenişi vardır. Peygamberin zatına yönelen bu emrin ondan sonra gelenleri kapsayacağında şüphe yoktur. Danışmamak meşru değildir.

Şubat 1923 Eskişehir-lzmit Konuşmaları (1923), Kaynak Yayınlan, s.66.

Cenab-ı Risaletpenâh efendimiz, bütün îslâm toplumunun, kitaba inananların bildiği üzere, Yaradan tarafından dinî hakikatleri insanlık dünyasına bildirmeye ve anlatmaya memur buyuruldular ve ismi peygamberdir. Yani haber ulaştırmaya memurdur. Cenab-ı Hak Kur’an dogmalarında, kendisine, emirlik, saltanat, taç sahipliği yöneltmiş değildir. Hükümdarlık vermiş değildir. Peygamberlik göreviyle yollanmıştır. Elbette hakikî görevine eksiksiz sahip olan Cenab-ı Peygamber, bütün dünya toplumuna onu bildirdi. Hepinizin bilmesi gerekir ki, o devirde, mesela doğuda bir İran devleti, kuzeyde bir Roma İmparatorluğu vardı. Başka birçok doğmuş ve oluşmuş devletler vardı ve Cenab-ı Peygamber, devletlere gönderdiği peygamberlik mektubunda buyurmuşlardır ki, “Allah bir ve ben onun tarafından size hakikati bildirmeye memurum. Hak din, İslâm dinidir. Ve bunu kabul ediniz.” Ve fakat eklemiştir: “Ben size hak dinini kabul ettirmekle zannetmeyiniz ki, sizin milletinize, sizin hükümetinize elkoymuş olacağım. Siz hangi hükümet şeklinde, hangi durumda bulunuyorsanız, o yine saklıdır. Yalnız Hak dinini kabul ve muhafaza ediniz.”

 1923 Eskişehir-lzmit Konuşmaları (1923), Kaynak Yayınlan, s.200.

Yeni Türkiye’nin izleyeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, kesinlikle milletin yetenek ve ihtiyacıyla uyumlu olacaktır. Bizim için ne İslâm birliği ne Turanizm mantıklı bir siyaset yolu olamaz. Artık yeni Türkiye’nin devlet siyaseti, milli sınırlan içinde, egemenliğine dayanarak bağımsız yaşamaktır. Hareket kuralımız budur!

 1923 Mahmut Soydan, “Gazi ve İnkılâp”, Milliyet gazetesi, 7.12.1929.

Uygar ve düzenli bir devletin makinesi, eski kanunlarla işleyemez. Bugün mevcut kanunlarımızın kökü, daha çok Mecelle’dir. Yeni Türkiye, ne zamanı ne de ihtiyacı göz önünde tutmayan Mecelle’nin hükümlerine bağlı kalamaz. En uygar milletler derecesinde, hukuk hükümlerimizi de düzelteceğiz. Yüz sene, beş yüz sene, bin sene evvel yaşayan bir toplum için yapılan kanunlarla, bugünkü toplumları idareye kalkışmak gaflettir, cehalettir.

 1923 Mahmut Soydan, “Gazi ve İnkılâp”, Milliyet gazetesi, 5.2.1930.

Fransız Devrimi, ancak yüz senede başanyâ ulaşmıştır. Biz ise devrimimizin henüz üçüncü senesindeyiz. Kimse iddia edemez ki, bizim devrimimiz de bir tepkiye, bir gericilik hareketine uğramasın. Fakat bu üç sene içinde akıttığımız kanların yeter görülmesi için çıkacak gerici hareketleri doğduğu yerlerde boğmaya çalışmalıyız.

 1923 Mahmut Soydan, “Gazi ve İnkılâp”, Milliyet gazetesi, 7.12.1929.

Gazi Mustafa Kemal Paşa- Hükümet dinsizdir demek, halk topluluğuna hükümete hücum edin demektir. Müştak Bey- Dinsiz demiş Hüseyin Cahit Bey mektubunda, bunu da çizmiş… Gazi Mustafa Kemal Paşa- Maddî demeli, cismanî demeli ve bu kelimeler varken dinsiz dememeli.

1923 Mustafa Kemal, Eskişehir-izmit Konuşmaları (1923), Kaynak Yayınlan, 1. Basım, İstanbul, Haziran 1993, s.149.

Bağlanarak inandığımız ve mesut bulunduğumuz Islamî diyaneti, yüzyıllardan beri olageldiği üzre, bir siyaset aracı konumundan kurtararak yüceltmenin zorunlu olduğu gerçeğini gözlemliyoruz (bravo sesleri, alkışlar). Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanımızı, karışık ve renkli olan ve her türlü çıkar ve ihtirasların ortaya çıkmasına sahne olan siyasetten ve siyasetin bütün uzuvlarından bir an evvel ve kesinlikle kurtarmak, milletin bu dünyaya ve öbür dünyaya ait mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur (alkışlar). Ancak bu şekilde Islami diyanetin anlamı belirir (çok doğru söylediniz sesleri). 1 Mart 1924 ASD, c.I, s.330-331.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun