Aşk Kokusu

Koku türleri çok fazla ve çok farklıdır. Aynı kokuyu bazı insanlar hiç duymaz, bazı insanlar o kokudan nefret eder, bazı insanlar o kokuya bayılır. Neden? Bilimin kendince bulgusu olabilir; halkın bulgusu farklıdır. Biz burada halkın gözünden ve gönlünden yola çıkacağız.

Koku çiçeklerde var, meyvelerde var, sebzelerde var. Hayvanlarda var. İnsanlar kokuya isim takmıştır, iyi veya kötü olduğuna da yine insanlar karar vermiştir. İnsanların kokusu diğer canlılar tarafından nasıl hissedilir orasını bilemem, ama insanlar tüm canlıların kokusuna şekil vermiştir.

Mesela keçiler muhteşem, koyunlar iğrenç kokar.

İnekler muhteşem, eşekler iğrenç kokar.

Koyunun yavrusu kuzu, keçinin yavrusu oğlak ve eşeğin yavrusu sıpa muhteşem kokar; buradan şu yola da çıkılabilir: Tüm yavrular güzel kokar!

Dağlar, tepeler, ovalar ve hatta karın bile korkusu var, çok güzeldir.

Mağara ve in, tünel berbat kokar.

Ardıç ağacı muhteşem kokar, ama ismini anamayacağım ayıp bir ağaç var, o berbat kokar.

Neden?

Bu kadar farklı kokuyu neden ve nasıl bünyelerinde barındırır bu canlılar?

Bunların kokusunun hepsi de insanlar tarafından algılanan ve elle dokunulmasa da varlığı hissedilen kokulardır.

Varlığı hissedilmeyen ama kesinlikle var olduğu inkâr edilemeyen, herkes tarafından kabul edilen kokular da var.

Mesela “Kadın Kokusu…”

Parfüm, sabun, ter vs ile olan kadın kokusu demiyorum. Kadın teninin kokusundan bahsediyorum… Hiçbir kadının kokusu başka hiçbir kadının kokusuna benzemez. (Alim olmak istemem ama bunun tersini kimse ispatlayamaz. (!)

Mesele nefes kokusu…

Hiçbir insanın nefes kokusu, başka hiçbir insanın nefes kokusuna benzemez… Bir erkeğe göre kadının, bir kadına göre erkeğin nefes kokusunun tadı da başka biriyle aynı olarak hissedilmez.

Mesele nefret kokusu…

Anında kokuyu alır, oradan tüyer bazı insanlar, linçten kurtulur.

Mesele para kokusu…

sabancılar, koçlar, anamıza şey edenler, taipler, binaliler, ağalar, gavslar, cübbeliler ve diğer tarikat başı olanlar para kokusunu iyi hissedenlerdir (Bilerek küçük yazdım, keyif benim keyfim, çünkü onlar küçükler…!)

Bir de Aşk Kokusu var…

Nazım Hikmet, bu kokuyu iyi almıştır.

Yaşar Kemal, Ümit Yaşar Oğuzcan, Atilla İlhan, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, Can Yücel, Ataol Behramoğlu…

Veee, muhteşem Sabahattin Ali bu kokuyu iyi almıştır.

Bir de ben… Ben de iyi alırım bu kokuyu… Benim diğerlerinde farkım şu: Bu ünlü şairlerimiz kokunun varlığını,  ben ise yokluğunu alıyorum…

Bilimsel açıklaması şöyle efendim (!):

İster gerçekte, ister sanalda, ister rüyada ister hayalde ulaşılması imkânsız bir ceylan meşgul ediyor insanın tüm beynini… İstese de, istemese de onla yatıp, onla kalkılıyor. Ona benzer yerleri çok olan biriyle karşılaşınca, anlık olarak fikirler elektriklenme yapıyor; hem de karşılıklı… İşte o an koku duyusu devreye giriyor ve akıl yok oluyor; her şey bu koku üzerine inşa edilmeye başlanıyor. Koku beyine intikal ettikten sonra, vücudun her yeri bu kokuya göre şekilleniyor. Sonrası malum, kavuşma veya kavuşamama… Sonu hazin olsa bile, bu koku insanın hislerinden hiç çıkmıyor…

2 thoughts on “Aşk Kokusu

  1. Aşka gönül ile düşersen yanarsın
    Zeka ile düşersen kavrulursun
    Akıl ile düşersen çıldırırsın
    Duygu ile düşersen gülünç olursun
    Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin
    Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç..
    Özdemir Asaf
    Demiş Üstat.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun