Arkadaşım, bu ‘Frekans’ mevzusu nedir?

-Onunla frekanslarımız tuttu, muhteşem anlaşıyoruz!?
-Frekanslarımız uymadı, ayrıldık!
-…vs vs vs…

Uydudan mı yayın yapıyoruz ?
Son zamanlarda hayatın her alanında karşımıza çıkmaya başladı; Frekanslar…
Ve beraberinde bir çok soru işareti…
Frakansı, (yasaklı site) Wikipedia şöyle açıklıyor:

‘’Frekans veya titreşim sayısı bir olayın birim zaman (genel olarak 1 saniye) içinde hangi sıklıkla, kaç defa tekrarlandığının ölçümüdür, matematiksel ifadeyle çarpmaya göre tersi ise periyot olarak adlandırılır.’’

Yani işin aslı ben bu açıklamadan hiç bir şey anlamadım.
Benim gibi,
“Kalbimdeki aşk Aysel, tek rakibim Duracell.”
tadında kamyon arkası yazısı kadar, fen bilgisi olan birisi için anlaşılması oldukça zor bir tanım.
Hüsnü Bey’in yol göstericiliği ile bu konuyu anlamaya çalıştım. Sağ olsun beni kırmadı. O çok şey anlattı da ben ne kadarını anlayabildim, tartışılır…
‘Frekans’ın Türkçe kelime karşılığı nedir?
Dalga!
Bildiğimiz zikzak diyebileceğimiz, hava da oluşan gelgitler… Bu iniş çıkışları matematik ile anlatmak sanırım, bilim insanları için daha anlaşılır.
Örneğin; bir kütle düşünelim, bu metal metal bir daire olsun. Frekans dediğimizi enerji bu metal dairenin etrafında dalgalar oluşturarak yer çekimini nötrlüyor yani yerçekimini yok ediyor. Ve bu daire havaya doğru yükselmeye başlıyor. Ya da suyla yapılan bir deneyde frekanslar sayesinde suyun yukarı doğru aktığına şahit oluyoruz.
Anlayacağımız, Uçan Araçların hayatımıza girmesi yakındır ya da uzayda hızlı gezintilerimizin, atomun ve hücrenin tamamen çözülmesi ile alakalı birkaç noktanın aydınlatılmasına, bağlı olduğunu idrak etmiş bulunmaktayım…
Katı gördüğümüz her şeyin kendi frekansı ve beslenmesi vardır.
Frekanslar atom içi (nötron proton) çekirdek ile başlıyor hepsi birbirini kuvvetlendirerek büyüyor ısı ve ya soğuk füzyon da diyebiliriz.
Isının sonu soğuk soğuğun sonu ısıdır. Bu döngü de kendince frekanstır.
Yaşam döngüdür büyür form değiştirir, yeniden var olur!!!

Bir de işin sağlık alanı var. Bedenimiz ile dalgalanmaların nasıl bir bağlantısı var?

A=440 Hz müzik dinlemenin insanları zehirlediği Matematiksel anlamda doğa ile uyumlu olan, 432 Hz frekansın olduğu söyleniyor!!
Kitleleri kontrol etmek için çağımızda gizli eller tarafından A=440 Hz de müzik dinlemeye zorunlu bırakıldığımız iddia ediliyor.
Birçok psikolojik rahatsızlığın tedavi edilmesi de uygun frekansta müzik dinleyerek yapıldığı bilinmekte…
Gel de günümüz teknolojisinde huzurluca radyoyu aç müzik dinle!
Kim bilir kimlerin kölesi oluyoruz paranoyasıyla baş etmekte ayrı bir dert. Dahası da var, bilimselliği kanıtlanmış birçok bilimsel desteği hastalara doktorlar iyileştirmek için kullanıyor. Misal, Holistik yaklaşım.

Hedy Lamar, İkinci Dünya Savaşı’nda hem aktrist hem bir dehaydı. Radyo frekansıyla casusluk için (Amerka’ya) muhteşem keşiflerinde patent hakkını alamadan ölmüştü. Fakat sayesinde; GSM, GPS ve Wİ-Fİ teknojileri üretildi. Adeta günümüze frekansı ulaştı.

“Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur o gerçeklik size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir.”

Albert Einstein

Ya da mikro dalgada ki yemek ısıtırken eğer, doğru kapta ısıtılmaz ise yemekteki yağda oluşan hasar vücuttan atılamıyor ve bu da vücut için bir çeşit zehre dönüşüyor.
Kısaca; her alanda olduğu gibi frekanslar konusunda da dikkatli hareket etmemiz şart, zira çağımız hiçbir konuda cahilliği affetmiyor.

Yazımın başında belirttiğim, insanların arsındaki frekansta ne etkiliydi peki diyecek olursanız; anladığım, yüksek frekanslı birinin daha düşük frekanslı biriyle denk gelmesi olabilir miydi? Platonik aşk için tanımım bu.

Ya frekansları uymayan insanlar neden anlaşamıyordu, belki nöronları farklı yerlerde aktifti?!.

Ben ne kadar anlayabilirdim ki dedim kendime, bilim bir yere kadar perde açabiliyordu.

Kişisel gelişimde iyi olan bir arkadaşım, kişi yediğinden içtiğine kadar vücudun frekansları etkilediğini söylemişti. Peki bu durumda; şu habere bakın. http://www.kanaga.tv/tr/cevre/water.html Su, sesten bile değişiyordu. Suya dinletilen seslere göre suyun değişim hallerini mikroskopta, farklı fotoğraflarına tanık ediyordu. Musluğumdan akan kireçli suyun vücuduma gönderdiği frekans nedir peki?

Frekanslar bitmiyor da bitmiyor; daha bunun az sonra alacağım frekanslarınızdaki maruz kalacağım etkiyi de hesap ediyorum.

Peki şimdi, hangi frekanstasınız; bunca frekansın arasında hangilerinden etkilendiniz?

Saygılar. 🙂

Not: Bu yazıyı yazmamda bilgisini benden esirgemeyen, Değerli Dostumuz Hüsnü Bey’e binlerce teşekkürler…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun