Aristoteles (5)

Aristoteles’in felsefesi bize öğrencilerinin tuttuğu notlardan ulaşmıştır. Bu notlar bir aşamada birkaç yüzyıl boyunca bir mahzende kilit altında kalmış ve ancak Romalı bir kitap koleksiyoncusunun bunları satın almasıyla gün yüzüne çıkmıştır! Ne var ki, kadim dünyanın bu büyük felsefesi Romalılarca hemen hemen görmezlikten gelindi.

Aristoteles’in etkisi Ortadoğu’ya, Arap dünyasına göç edecek, burada kuşaklar boyu Arap âlimleri ve bilimcileri etkileyecekti. Batı kanonunda gerçekten yeniden görülmesi 13. yüzyılın ortalarında, yapıtlarının Latince çevirisi dolaşıma girdiğinde olacaktı.

Etkisi, Aristotelesçi düşünüş tarzını Katoliklik ile birleştiren Akinolu Aziz Tommaso’nun sayesinde büyük bir atılım yaptı. Her ne kadar Aristoteles’in yapıtları bilimsel incelemeye ve gözleme uygun olsa da, Kilise ve ona bağlı kuruluşlar onu sorgulanamaz yüksekliklere yerleştirdi. Çalışmaları Kutsal Kitap ile aynı düzeyde düşünülüyordu.

Akinolu’nun “Filozof” olarak andığı Aristoteles’i sorgulamak Ortaçağ’da sapkınlık olarak görülür oldu.

Epeyce kan aktıktan, şiddet yaşandıktan ve entelektüel savaş verildikten sonra, 17. yüzyılda bilimsel araştırma nihayet dogmaya karşı savaşında galip geldi ve Aristoteles’in etkisi silindi.

Yine de bilimciler, Latinistler tarafından tercüme edilip dayatıldığı biçimi altında Aristotelesçi doktrinle aynı fikirde olmak zorunluluğundan bir kez kurtulduktan sonra, yapıtlarına yeni bir gözle bakma fırsatına kavuşacak ve orada hâlâ zevk duyulacak ve göz önüne alınacak çok şey olduğunu keşfedeceklerdi.

Özel olarak, Aristoteles’in etik ve politik teorileri 19. ve 20. yüzyıllarda yeniden yükselişe geçiyordu. Çok yakın bir zamanda, etik alanında “erdem teorisi” yeniden canlanmıştır. Metafizik üzerine çalışmaları ise tercümanları sayısız güçlükle karşı karşıya bırakmaya devam ediyor.

Ortaçağ’da yapıtlarının tarafgir bir yanlış okumaya tabi tutulmasına rağmen, Aristoteles’in hâlâ günümüz okuruna verebilecek çok şeyi vardır.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun