Anılarla ATATÜRK… (10 Kasım’a özel)

Falih Rıfkı ATAY’ın anılarından birisi:

Atatürk’ün gözünde, Abdülhak HAMİD’i pek büyütmüştük. Şöhreti de eski ve azametli idi. Sıkılgan olan Atatürk onunla karşılaşmaya da hayli önem vermişti. Abdülhak HAMİD, Hıristiyan olan karısı ile geldi, sofraya oturdu. Bir iki kadehten sonra kendinden geçmişe benziyordu. Kabaca şeyler de söylüyordu. Mesela sofrada birkaç Türk hanımı da varken, kendi eşini göstererek:

-Var mıdır Türkler arasında böyle hanım? Sözünü de ağzından kaçırdı.

Atatürk yabancı “eş” lerden hoşlanmazdı. Türk kadınının şerefini yükseltmek ve ona hiç tariz ettirmemek başlıca meraklarından biri olduğunu bilirdik. Bu söz üzerine kıpkırmızı kesilen Atatürk kendini güçlükle tuttu. Bir fırtına kopmasından ürküyorduk. Misafir de hayli yaşlı idi. Başka bahislere geçildi. Ondan sonra misafirle de pek alakalı olmadı Atatürk. Zaman hayli ilerlemişti. Misafir kendisine galiba bir şey sordu. Sözünü işitmeyen Atatürk:

-Ne buyurdunuz beyefendi? Dedi.

-Bana beyefendi demeyiniz.

-Ya ne diyeyim efendim?

-Sadece adam deyiniz.

-İşte onu diyemediğim için beyefendi diyorum ya!

 

Vedat Nedim TÖR’ün bir anısı:

Bir halk toplantısında, bir genç Ona şu soruyu sordu.

-Paşam, sana diktatör diyorlar, ne dersin?

-Ben, diktatör olsaydım, sen bana şimdi bu soruyu soramazdın!

 

Muzaffer KILIÇ’tan bir anı:

Cumhuriyetin ilanından sonraydı. Karadeniz’de bir geziye çıkmıştık. Rize’ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekti ve Vali’ye:

-Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz? Diye sordu.

Vali, bütün yakın köylüleri jandarmalarla toplattırdığını ve yol onarımında çalıştırdığını anlattı. Ata’nın kaşları çatıldı ve oldukça sert bir dille:

-Vali bey, bu yaptırdığınız işe angarya denir ve şunu bilmeniz lazım ki; kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alı koyamaz, onu çalıştırmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya diye bir şey yoktur.

Ve her sözü derin bir anlam taşıyan Atamızın bazı sözlerinden seçmeler…

“MİLLETE EFENDİLİK YOKTUR. HİZMET VARDIR.  BU MİLLETE HİZMET EDEN ONUN EFENDİSİ OLUR.”

“TOPLUMDAKİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ , KADINLARIMIZA KARŞI GÖSTERDİĞİMİZ İHMAL VE KUSURDAN DOĞMAKTADIR.”

“KADINLARIMIZ ERKEKLERDEN DAHA ÇOK AYDIN, DAHA ÇOK VERİMLİ, DAHA ÇOK BİLGİLİ OLMAK ZORUNDADIR”

“BÜYÜK BAŞARILAR, DEĞERLİ ANALARIN YETİŞTİRDİKLERİ SEÇKİN ÇOCUKLARIN YARDIMIYLA MEYDANA GELİR.”

Ne yazık ki; iki büyük eserine de sahip çıkması gerekenler, kendi içlerindeki hesaplaşmayı hala bitiremediler. Hırsları; onları yalnızca kongre ve kurultay kazanmayı hedefletti. Seni ağızlarından düşürmediler, ama akıllarında yalnızca kendi çıkarları oldu. Onlar da takiye yaptılar.

Bıraktığın emanetlere hıyanet edenler olsa da, o eserlere sahip çıkabilecek, ilkelerinden ödün vermeyerek açtığın yolda yürüyecek, inançlı ve yürekli bir o kadar da dürüst bir çok aydının var olduğunu biliyoruz.

Beden toprak olur ama bırakılan eserler, fikirler, bilgiler, belgelerle yaşar insanlar. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış liderlerin aksine sen, dünyanın saygı duyduğu, örnek aldığı büyük insan; eserlerin, fikirlerin, dik duruşun, asaletin, Türk milletine olan güvenin ve sevgin ile gönüllerde ilelebet yaşayacaksın. Manevi huzurunda bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun Yüce Atatürk.

Sevgiyle ve dostça kalın.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun