Alkol, Haram Mıdır?

İslam fıkıhının inişli çıkışlı, en çok tartışılan ve Hanefi mezhebinin en çok itham edildiği ana konuların başında Nebiz mevzusu gelir.

Anlatılanların aksine içki yasağı öyle basit açıklanabilinir bir konu değildir ve kanlı çatışmalara dahi yol açmıştır. Her ne kadar bizlere Kur’an’ın alkolü haram kıldığı anlatılıyor olsa da, Kur’an bu konu hakkında haram kelimesini kullanmamıştır. Hem haram dediği açık bir ayet olmadığı gibi diğer ayetlerde de içilebilinir olduğu yazılıdır.

“De ki bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yemek zorunda kalırsa yiyebilir.” (1)

Kur’an-ı Kerim’de çok açık ve net olan haramlar listesinde Alkol geçmemektedir.
Dolayısı ile haram ilan edebilmek için ancak ve ancak Maide 90-91 ayetine dayandırabiliriz. Lakin, Maide 90-91 de içkinin haram olduğunu iddia edersek; Kur’an kendisi ile çelişkiye düşer. Zaten, içkinin haram olduğunu iddia edenler de bunun için Nesh ve Mensuh denilen bir saçmalık üretmişlerdir.

Arapça’da “nesh” kelimesi; “silme, ortadan kaldırma” anlamları taşımaktadır. “Mensuh” ise “silineni, ortadan kalkanı” ifade eder. Ehl-i Mezhepçilere göre bazı ayetler başka ayetleri ‘Nesh’ edebilir ve hatta bu yetmeyince hadislerin bile bazı ayetleri iptal edebileceğini ileri sürmüşlerdir!
Maide 90’a dayanarak içkiyi haram ilan edince, bundan önce inen tüm içki ayetlerini ‘Nesh’ etmişlerdir.

Halbuki bu yaklaşım Kur’an’nın ruhuna oldukça ters bir tutumdur zira Allah Kur’an da:

“Onlar Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok çelişki bulacaklardı.(2) demektedir!

Madem Kur’an’da hiçbir çelişki yoktur, o zaman ‘nasih mensuh’ da olamaz. Çünkü nasih ve mensuhun özünde, en azından iki çelişkili ifadenin olması gerekir.

Hükmü kalkmış dedikleri ayetlere bir göz atalım beraber:

“Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. Şüphesiz ki, bunda aklını kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır…” deniliyor Kur’an’da. (3)
Burada haram edilme var mı?
Yok!

“Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük zarar, hem insanlar için yararlar vardır. Ama zararları yararlarından daha büyüktür…”(4)

(Burada hemen bir not düşeyim. İSM kelimesini Türkçeye çevirirken ‘Günah’ diye tercüme ederler, halbuki ‘Günah’ kelimesi Farsçadan geçmiş bir kelime olup Türkçe değildir; dolayısı ile Türkçeşleştirilirken bu kelimeyi sadece dini bir suç olarak tanıtmışlar ve beyinlere yanlış işlemişlerdir.
İSM kelimesi günah diye tercüme etmek ayetleri binevi katletmektir bence.
Zira İSM ‘kişiyi hayırdan alıkoyan şey” manasındadır.
Dolayısı ile bu ayette geçen kelimeyi ‘Günah’ diye tercüme etmek ayetin manasını baltalamaktadır, onun için ‘Zarar’ diye tercüme etmek daha mantıklı sonuç verecektir, diye düşünmekteyim.
Dileyenler için birebir tercümesini verelim o kısımların, sonra kimse tuhaf iddialarda bulunmasın.
“De ki: “Onlarda insanları hayırdan alıkoyan şeyler olduğu gibi, insanlar için yararları da vardır. Ama insanı hayırdan alıkoyan kısmı yararlarından daha büyüktür/fazladır’
Bu arada ‘Günah’ = ‘Tazminat gerektiren eylem’ manasındadır Farsça da!
Yani ayetteki İSM kelimesinin karşılığı kesinlikle değildir! (5))

Görüldüğü gibi; bu ayette alkolün zarar ve yararından bahsedilir, zararının yararından daha fazla olduğu dile getirilir; ama haram ilan edilmeyip, sadece zararı daha fazla olduğunu bilmemiz istenir. Gerçekten de Alkol bedene pek yararlı bir madde değildir, lakin bu ayete bağlayıp “Allah zarar dediyse bu haramdır” diyenler; kendi nefisleri doğrultusunda konuşuyor olduklarını bilmemiz yeterlidir.
Binaenaleyh, böyle bir yaklaşım beraberinde çözüm yerine daha fazla kargaşa yaratır, nitekim öyle de olmuştur!

– “Ey iman edenler, sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar salata yaklaşmayın…” (6)

Bu ayete bakıldığında bazı Müslümanların sarhoş olduğu, sarhoşken ibadete geldikleri anlaşılıyor. Demek ki Sahabenin bir kısmı, içki kullanıyormuş.

Diyanet süsleyip püslediği Tefsirinde, Nisa 43’ü tefsir ederken mecbur kaldığından, bunu saklayamamış ve şöyle dile getirmiştir, sahabelerin içki kullandığını:

“Abdurrahman b. Avf yemek hazırlamış, arkadaşlarını davet etmişti. Yediler, içki içtiler ve sarhoş oldular. Namaz vakti gelince namaza durdular. İmam namazda, Kâfirûn sûresini, mânayı değiştirecek şekilde yanlış okudu, bunun üzerine tefsirini yapmakta olduğumuz âyet nâzil oldu (Tirmizî, “Tefsîr”, 5; Ebû Dâvûd, “Eşribe”, 1). Artık müslümanlar şarabı, ancak sabah ve yatsı namazlarından sonra içmeye başladılar. Çünkü bu namazlardan sonra müteakip namaz vaktine kadar sarhoş olup ayık hale geliyorlardı “(7)

Şimdi de Maide 90-91’e beraber göz atalım:

“Ey iman edenler! İçki-şarap, kumar, tapınmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun; ola ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki-şarap ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve Salat’dan alıkoymak ister. Artık vazgeçer misiniz? İnanıp erdemli işler yapanlara… tattıklarından ötürü bir zarar yoktur. Allah iyi davrananları sever.” (Maide 90-91)

Öncelikle burada HARAM kelimesi kullanılmadığına dikkat çekeyim! Ayette “Şeytan işi bir pislik” sözünden bunun Şeytandan olduğu için haram olduğunu öne sürenler vardır lakin onlara şu soruyu sormak gerekir ‘Allah domuz eti için haram derken burada çok basitçe “HAMR/İçki haramdır” diyemez miydi?”‘.
Niye içki ayetinde HARAM kelimesi yerine “Şeytan işi bir pislik” demekle yetinmiş?
Fıkıhta bu konu çok tartışılmıştır! Allah bir konuda “HARAM” dediyse artık o tartışılmazdır; çünkü çok açık ve net yasaklamıştır. Misal domuz eti haramdır:

“İnnema harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hınziri ve ma uhille bihi li gayrillah, fe menidturra gayra bagin ve la adin fe la isme aleyh, innallahe gafurun rahim.”(8)

“Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için zarar yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.”(8)

Aslında Maide 90 – 91’i anlamak için HAMR kelimesine de detaylı bakmamız gerekir. HAMR; insanın, akıl yürütme ve düşünme yeteneğini örten her türlü maddeyi kapsar. Dolayısı ile her türlü uyuşturucu madde bu kavramın içine girer .
Sigara da uyuşturucudur, ama insanın aklını başından almaz, bir kadeh rakı içen, yahut bira içenin de aklı gitmez.
Tıp kısmını konuşmamıza gerek bile yok, çünkü zorda kalındığında haramlar helal olabiliyor. Misal vermek gerekirse, Domuz eti kesin haramdır, ama aç kalındığında bu eti yemek helal oluyor, çünkü nefsi müdafaa haramı meşrulaştırır gerektiğinde.

Maide 90’da “şeytan işi pislik” denildikten sonra, Maide 91’de hangi şartlarda bu tür maddelerin “Şeytan işi pislik” kavramına gireceğini açıklanıyor. Zira Kur’an kendi kendini tefsir eden bir kitap! Dikkat edilirse Maide 91’de sadece İçki ve Kumar’dan bahsediyor (Hamri vel Meysiri) ve bize Maide 90’daki ayeti tefsir ediyor, yani açıklık getiriyor. Eğer uyuşturucu, her türlü madde ve şans oyunları aramıza düşmanlık sokuyorsa, bizi Allah’ı anmaktan alıkoyuyorsa, yani sosyal faaliyetlerden, toplumdan uzaklaştırıyor ve ibadete engel oluyor ise, o zaman bu madde “Şeytan işi bir pislik!”oluyor. Ancak bunu bu durumda bize haram kılan maddenin kendisi değil, ondan doğan kötü eylemlerimizdir.
Yani içip sapıtıyorsan, bu bade sana haramdır!
Zaten, topluma baktığımızda da aynen böyle değil midir? Eskilerin sözü vardır,
“Nasıl oturdunsa öyle kalkamayacaksan içme bu badeyi!”

Cennette akan ırmaklardan birinin de şarap olacağını göz önünde bulundurmanızı öneririm. Şu soruyu sorma hakkı doğmaz mı burada, “Bu dünyada haram olan bir şeyi Allah cennette niye helal kılsın?”
Bir de Maide 91’in sonunda emir kipi olarak “ondan sakınınız” ifadesi söz konusu. Bu gibi emirler Kur’an’da çok kez geçer ve eğer açık olarak haram terimi yoksa sadece tavsiye niteliğindedir, yani uyulursa en doğrusu olmakla beraber uymayana da herhangi bir ceza gerektirmez.
Daha doğrusu şöyle açıklayayım tekrar, eylemin kendisinden ziyade ondan doğacak olan eylemler haram olabiliyor.
Aksi takdirde her tavsiye emir olurdu, ki bu saçma sapan sonuçlar doğururdu.

“İslamiyet’e göre yaşayanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: “İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren hamrdan (içki-şaraptan) ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır” (9)

Binaenaleyh HAMR Peygamber döneminde, sadece Şarap için kullanılmıştır, diyenler de vardır. Şahsen, bu yorumu yanlış buluyorum ve HAMR kelimesinin, sadece şarap ile sınırlandırmanın zorlama olduğunu düşünüyorum.

NEBIZ

Hz. Muhammed döneminde günümüzdeki gibi modern bir içki türü yokturdu. İnsanlar Hurma, üzüm, arpa, bal gibi maddelerden içki yaparlardı.

Şarap dışındaki alköllü içecekerin ortak adı “NEBİZ”dir (çoğulu enbize)!
NEBİZ: Mucem-i Vesit, Müncid’ü Tullab, Lisanü’l Arap, Mucem’ü Lügati-ı Arabiye, Mucemü-l Gani ve birçok Arap sözlüğünde, “üzüm, hurma ve başka maddelerden yapılan sarhoş edici içecek” olarak tanımlanmıştır.

“Nebiz öyle bir şeydir ki, bir sinek bile onun bulunduğu kabın yanından geçse kokusundan bayılıp yere yığılır, ölür” diyor İbni Abdirabbih (860)

Fesevi 806 yılında doğdu, kendisi hakkında Ebû Zür‘a er-Râzî’ye “çok değerli bir alimdir” demiştir, Hakim en Nisaburi onun Farslı muhaddislerin imamı olarak tanıtıyor. Nesai onu hadisler konusunda ‘Güvenilir’ diye kabul görüyor.
Binaenaleyh lafı fazla uzatmaya gerek yoktur, Ehl-i Sünnet ekolüne göre kendisi güvenilir kabul ediliyor. Bazıları kendisi hakkında ‘Şii’ ithamında bulunmuş olsa da, ki kendisi Halife Osman’ı ciddi eleştirenlerdendir, bu itham doğru değildir.
Fesevi Alkol konusunda:

“Talha haramdır diyordu ve içmiyordu; ancak Zübeyir helaldır deyip içiyordu. Üstelik bunlar arasında herhangi bir kırgınlık, darılmaca da olmuyordu, samimi iki arkadaş gibi yaşıyorlardı” diyor.

Kurtubi’yi tanıtmaya gerek yoktur zira Kurtubi, Endülüs’ün yetiştirdigi büyük alimlerden sayılır. Tefsirinde, Nebiz dahi tüm alkollü içeceklerin haram olduğunu söyledikten sonra şöyle devam ediyor:

“Ancak bakıyoruz İbrahim Nehai gibi bazı âlimler hem helaldir demiş, hem de içmişler. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkündür. Ya nebiz helaldir deyip içenler dinde bir fetva/kanıt bulmuşlar, ya da kul günahsız olmaz misali, bunlar da içip tövbe etmişlerdir”.

Bu durumda Kurtubi’de Nebizin sarhoş edici madde olduğunu açıkça kabul ediyor.
Bunları özellikle dile getiriyorum, çünkü bazı dinciler kalkıp, hiç haya etmeden, ‘Nebiz şıradır’ diyorlar. Yani, Nebiz şerbettir diyor adam iyi mi!
Gidin bakın aynen böyle tanıtıyorlar:

“Hurma veya kuru üzümü soğuk suda bırakıp, şekeri suya geçince, kaynayıncaya kadar ısıtıldıktan sonra soğuyunca süzülerek elde edilen sıvı.” diyorlar, bu külliyen yalan!!!

Hadisleri red edemedikleri için ve Hadislerde Peygamberin Nebiz içtiğini apaçık yazınca bu sahtekarlığa mecbur kalıyorlar, dolayısı ile Nebiz için “Şıra” yani “Şerbet” diyerek güya aklamış oluyorlar durumu!
Peygamber içki içmedi deseler, Hadisleri reddetmiş olacaklar, içti deseler, ee o da uymuyor pazardaki hesaba!
Ne yapsınlar? Nebiz, şıra deyip işin basitini bulmuş oluyorlar!

2260 – Ebü Katâde anlatıyor: “Resülullah buyurdular ki: “Çağala hurma ile olgun hurmadan beraber nebiz yapmayın. Olgun hurma ile kuru üzümden de beraber nebiz yapmayın. Her birinden ayrı ayrı nebiz yapın.”
Müslim, Eşribe 25, (1988); Muvatta, Eşribe 7, (2, 844); Ebü Dâvud, Eşribe 8, (3704); Nesâî, Eşribe 6, (8, 289); Buhârî, Eşribe 11.

Neyse konumuza devam edelim.

“Nehai, Şa’bi, Ebu Hanife ve diğer birtakım Küfe uleması, üzüm ve hurmadan elde edilen sarhoş edici nebizin dışında; buğday, arpa, mısır ve bal gibi şeylerden elde edilen nebizin sarhoş edecek kadar içildiğinde haram olduğu, daha az içildiğinde ise haram olmadığı görüşünü benimsemişlerdir.”

Ebu Hanife’nin bağlı oldugu Irak fıkıh ekolü ve Ebu Hanife’nin de hocası kabul edilen Hammad bin Ebu Süleymanın üstadı olan İbrahim En Nehai‘ye göre Hamr şaraptır ve bunun dışındaki, yani şarabın dışındaki, alkollü içeceklerden sarhoş edecek kadar içildiyse ceza gerektirir, ama sarhoş olmayacak miktarda içildiyse ceza gerektirmez!
“Her sarhoş eden şey haramdır” hadisini Nehai kabul etmez! Bundan dolayı şarap dışındaki içkileri içenlerin, yalnızca tazir cezası ile cezalandırılabileneceğini savunur, yani uyarmak, azarlamak.

Ebu Hanife de hamr kelimesinin örfî anlamı şarap olduğu için mutlak haramlığı, yani ne miktarda içersen iç haramdır hükmünü, sadece şarap için kabul etmiştir. Diğer alkollü içecekleri Nisa 43 kaydına bağlayarak haram olmadığı iddiasında bulunmuştur. Osmanlı Tarihini bilenler bilir ki Osmanlı Fetva makamı da bu yönde fetvalar vermiştir.(10)
Yukarıda adı geçen ve Hanefilerin en büyük üstadlarından olan İbrahim en- Nehaî bu konuda açıkça şöyle demektedir:

“Nebizi yani şarap dışındaki alkollü içkileri ancak bid’ata ve nefsinin arzusuna uyanlar haram ilan eder.” (11)

Aynı Nehaî’ye şöyle bir soru sordular:

Adamın biri on kadeh içti, sarhoş olmadı; onbirinci kadehte sarhoş oldu. Bu adamın durumu nedir? İçtiği tüm kadehler mi haram yoksa sadece onbirinci kadeh mi?”   Yanıtı şöyle oldu: “Sadece onbirinci kadeh haramdır.” (12)

Sahabe olan İbn Abbas da aynı görüştedir. Hanefi müfessir / Kur’an yorumcusu el Cassâs, İbn Abbas’ın şunu söylediğini tefsirinde nakletmektedir:
“Sizden biriniz dokuz kadeh içip sarhoş olmasa bu ona helaldir. Onuncu kadehi içip sarhoş olsa, bu onuncu kadeh ona haramdır.” (13)

Tabiûn kuşağının en büyük fakihlerinden olan ve Ebu Hanife’yi fıkıh ilmine yönlendiren Şa’bî, (Ölm. 721) kaynakların bildirdiğine göre nebiz içer ve satranç oynardı.
Kerderî’nin Menakıbu Ebî Hanife adlı eserinin 283. Sayfasında, İmamı Azam Ebu Hanife’den şöyle naklediyor:

“Bir mesele sormak için Şa’bî’nin huzuruna gitmiştim. Baktım, önünde satranç, elinde nebiz. İçiyor ve oynuyordu.”

Irak fıkhının beşiği olan Kufe kenti, sarhoş edici içkilerden olan nebizin bol tüketildiği bir şehir olarak ünlenmiştir. Kufe’de hurma nebizi, bal nebizi, incir nebizi, mısır nebizi gibi nebizler bolca tüketilirdi. (14)
İbn Seleme, Kitabu’l- Melahi’sinde ünlü fakih Zührî’nin şu yakınmasından bahsetmektedir:

“Irak’ın alkollü içkiler içme konusunda bir sakınca görmemesine karşın müzik aleyhinde bir tavır sergilemesini bir türlü anlayamıyorum.”  (15)

Ayrıca belirtelim ki, tabiun kuşağından Alkame (Ölm 681) ve Süfyan es-Sevri de Nebiz içenler arasındadır. Sevri’ye göre Nebizgilleri sarhoş etmeyecek miktarda içilmesi dini açıdan bir sakıncası yoktur.

Muhammed Revvas Kal’aci, Beyrut 1990 yılı yayını Mevsüatü Fıkhı Süfyan es- Sevrî adlı yapıtında şöyle diyor:

“Bu tür alkollü içkiler konusunda Irak fukahasının tavrı budur.” (16)

Ebu Hanifenin ögrencisi İmam Muhammed eş- Şeybani (Ölm 804) de eserinde bu görüşleri aynen aktarmış ve yenilemiştir. (17)
Ancak İmam Muhammed bunları aktarmasına rağmen, bu görüşleri kabul etmeyip Haram ilan etmiştir.

El Cassas (Ölm 980) Hanefi fıkıhının en ünlü alimlerinden sayılır ve “Ahkamu’l- Kur’an” adlı yapıtında Kur’an’ın yasakladığı / haram kıldığı hamrın dışındaki içkilerin adı olarak kullanılamayacağını uzun uzun savunur. (18)
Cassas, aynı zamanda peygamberimiz Hz. Muhammed’in Veda Haccı sırasında söylediği şu sözü altını çize çize hatırlatmaktadır:

“Şarap, aynıyla haramdır; onun dışındaki içkiler ise sarhoş olacak kadar içilmeleri şartıyla haramdır.” (19)

Cassas’a göre aynıyla haramlık sadece ve sadece üzümden yapılan şarap içindir. Kur’an’da geçen hamr adı, üzümden yapılan şarap dışındaki hiçbir alkollü içkiye verilemez. Onlar sarhoş olacak kadar içilmeleri halinde haram hükmü altına girerler.(20)

Osmanlı döneminde de bu tür tartışmalar devam etmiştir. Osmanlının en ünlü alimlerinden sayılan ve Şeyhülislamlık yapmış olan Çatalcalı Ali Efendi (Ölm. 1692) Nebizgiller konusunda, Feteva adlı eserinde aynen şöyle fetva vermiştir:

Vişnab dimekle maruf olup müskir olan şerbetin sekir virmeyecek miktarın telehhî kasdınsız içmek helal midir?
Elcevap: İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf katlarında helaldir. İmam Muhammed katında haramdır. Fi zamanina, İmam Muhammed kavliyle fetva ihtiyar olunmuştur.” (21)

Metni günümüz Türkçesiyle bir kez daha okuyalım:
“Vişnab diye bilinen sarhoş edici içkinin sarhoş etmeyecek kadarını eğlence kastı olmaksızın içmek helal midir?
Yanıt: İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf’un görüşlerine göre helaldir. İmam Muhammed’e göre ise haramdır. Zamanımızda İmam Muhammed’in görüşüne göre fetva vermek yeğlenmiştir.”

Muhammed bin Kasım’da şöyle aktarıyor bize, Ebu Hanife görüşünü:

“Kabe’nin hareminde Ebu Hanife ile karşılaştım ve nebiz içmenin dindeki yerini sordum. Şu yanıtı verdi: Ondan daha alkollüsünü içmende bile sakınca yoktur. Sen bu nimetlerin şükrünü asla eda edemezsin.” (22)

İmam Şafii içki kullanmazdı, lakin Abbasi Halifesi Me’mun çok itibar gösterdiği Şafii’ye bir sohbet esnasında
“Bunu bütün akıllı adamlar içer. Sen niye içmiyorsun?” demiş. Bunun üzerine de İmam Şafiî, bir miktar nebiz içip hoşuna gittiğini söylemiş. Söyleşi bitip ayrıldıktan sonra halife, Şafii’nin arkasından ona önemli bir miktarda nebiz göndermiş. (23)

Sahabe de içki kullanmıştır!
Bedayiu’s-Sanayî yazarı Kasanı’nin açıklamasına göre, Ebu Hanıfe ile Ebu Yusuf’un bu mevzudaki delilleri; Tahavı’nin İbn Ömer’den rivayet ettiği Peygamber’in nebiz içtiğine dair hadisle, Ömer’in nebiz içtiğine ve nebizin helâl olduğuna dair Ammar b. Yâsir’e mektub yazdığına dair hadisler ve Ali’nin misafirlerine nebiz ikram ettiğine dair haberlerdir.
İbn Abbas ile Abdullah b. Ömer’in de bu görüşte oldukları rivayet olunmuştur.
İşte, Ashab-ı kiramdan bu gibi kimselerin nebizi helâl saydıkları sabit olduğu için İmam Ebû Hanîfe de onu helâl saymıştır.
Bu nedenle İmam Ebû Hanîfe, nebizi helâl görmeyi ehl-i sünnet ve’l cemaatten olmanın şartlarından saymıştır.(24)

Sahabe dönemine indiğimizde karşımıza İbn Mesud ve Irak ekolünün görüşleri çıkıyor. (25)

Bu konuda Hz. Ali ve Halife Ömer’in de nebiz içenler arasında olduğunu dile getirmemiz gerekir. (26)

Rivayete göre Hz Ali nebiz içen bazı kişileri kırbaç cezası ile cezalandırmıştır, ancak bu nebiz içtikleri için değil, sarhoş olup rahatsızlık verdikleri için verilen bir cezadır. (27)

2233 – Yine Buhârî ve Müslim’de gelen bir rivâyette şöyle denmiştir: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) su istedi. Bir adam:
“Ya Resülullah sana nebiz (şıra) sunmayalım mı?” diye sordu. Efendimiz.
“Evet, sun!” buyurdu.”
Râvi der ki: “Adam hızla çıktı ve içinde nebiz (şıra) olan bir bardakla geri döndü. Resülullah (aleyhissâlâtu vesselâm):
“Ağzını kapamadın mı, hatta üzerine gereceğin bir çöple bile olsa?” dedi ve nebizi içti.”

İbn Sa’d Tabakat’ında Halife Ömer’in de nebiz içenler arasında olduğunu öğreniyoruz, hatta çok severmiş. Yaralandığında, ölümünden önce “Bana nebiz getirin, en çok sevdiğim içecek odur,” demiştir. Yine İbn Sa’d’ın iddiasına göre Hz. Peygamber de nebiz içmiş ve kendisine nebiz ikram eden amcası Abbas’ı, “Çok güzel yapmışsınız, işte böyle yapın,” diye takdir etmiştir.
Peygamberimizin eşlerinden Aişe de nebiz içmiştir rivayetlere göre. Aişe bir yerde şöyle demiştir: “Hurmayı kaplara koyup pişirir, nebiz yaparız ve onu içeriz.” (28)

2263 – Âişe anlatıyor: “Biz, Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) için kuru üzümden nebiz kurardık, içerisine de hurma atardık.” (29)

Maliki mezhebi fakihi Karafi (Ölm 1285) en şaşırtıcı fetvayı vermiştir, zira ona göre Haşhaş ve Afyon kullanmakta Nebizgillerden sayılıp, şarap gibi değildir, demiştir.

“Bunları içene sarhoş olmadığı sürece namaz kılmak yasaklanamaz, had cezası uygulanamaz. (30)

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir, Kur’an’da içki içmenin bir cezası yoktur.
Yani şayet içki ve şarap haram desek dahi, Kur’ana göre bu olsa olsa günah olur, ama bu dünyada buna ceza uygulanamaz.

Binaenaleyh hiçbir Adem evladı, Allah’ın açıkça haram etmediği bir şeyi haram etme yetkisine sahip değildir. Çok açık ve net Allah kitabında bizi bu konuda üstüne basa basa uyarıyor.

“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar” denilir. (32)

Mustafa Çelebi

KAYNAKLAR:

1) Enam 145
2) Nisa-82
3) Nahl 67
4) Bakara suresi 219. ayet.
5) Ragip el İsfahani ESM Mad.
6) Nisa 43
7) Diyanet Nisâ Suresi – 43 . Ayet Tefsiri
8) Bakara 173
9) Muhammed 15
10) Yaşar Nuri Öztürk, İmamı Azam Ebu Hanife, İstanbul 2009. s. 359.
11) Ebu Hayyan et- Tevhidî, el- Basair ve’z- Zehair, 4 /90
12) Ebu Hayyan, aynı eser, 6/75, Aktaran: Yaşar Nuri Öztürk, age, 357)
13) el – Cassâs, Ahkam’ul- Kur’an, 2/463; Kal’aci, Fıkhu İbn Abbas, 129- 130, 00
14) Yaşar Nuri Öztürk, age, İstanbul 2009, s. 358
15) İbn Seleme, Kitabu’l-Melahî ve Esmâuha
16) Kal’aci; Fıkhu’s-Sevrî, 162 -163
17) el-Camiu’s-Sağir, eşribe bahsi, 385- 386
18) Ahkamu’l- Kur’an, 1/447-451, Yaşar Nuri Öztürk, age, s.361
19) Ahkamu’l- Kur’an, 1/ 444
20) Yaşar Nuri Öztürk, age, İstanbul 2009, s. 361
21) Yaşar Nuri Öztürk, age, s. 361
22) İbn ‘Adi, el- Kamil fi Zuafai’r- Rical, 8/240. Yaşar Nuri Öztürk, age, İstanbul 2009, s. 362
23) Kevserî, Fıkhu Ehli’l-Irak, 140
24) el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyi, V, 116-117
25) Kal’acî, İbn Mes’ud, 16, Yaşar Nuri Öztürk, age, s. 362)
26) İbn Sa’d, Tabakat, 6/245
27) Kal’acî, Mevsüatü Ali, 97-98.
28) Aynı eser, 490
29) Ebü Dâvud, Eşribe 8, (3707).
30) Karafî, el- Furûg, 1/377-381,
31) CEMİL KILIÇ – İLAHİYATÇI YAZAR
32) Nahl 116

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun