Ailemizde Doğum Günleri

Doğum günlerinin bir ailedeki önemi ne kadar değerliymiş, insan zamanla anlıyor. Sevdiğimiz insanların yaşıyor olması ve o doğduğu günde yakınlarıyla kutlaması, kutlayandan çok yakınlarının mutlu günü gibi gelir bana. Bizim ailede bu kutsal günler özenle kutlanır.

Eskiden şimdiki gibi büyük ve resimli o leziz olmayan pastaları satın almak gibi huylarımız yoktu. Annem, çok leziz güzel pastalar yapardı. Muzlu rulo pasta, hindistan cevizli pasta, kakaolu ya da zevklere göre, annem ne istediğimizi biz çocuklarına sorardı. Ben kakaolu pastalardan isterdim, ablamsa her doğum gününde hindistan cevizli yaş pastayı isterdi; küçük kız kardeşim muzlu rulo pastayı isterken; erkek kardeşimize büyük pastalar (küçük torpillimiz) için yaşı gereği ve zamanın değişmesiyle hazır pasta daha çok alındı, malum onun doğum günleri hep kalabalık olurdu. O da benim gibi hep kakaolu pasta isterdi. Bitterli özellikle. Pasta konusunda bile ne kadar seçiciyiz. Biz kardeşlerin zevklerini ilettim henüz. Babam hiç pasta sevmezdi, bu yüzden yakınlarının doğum günlerinde bir çatal ile kuş payı gibi minicik parça alırdı ve hala öyle… Bu yüzden hala onun doğum günlerinde baklava alıp, dilimlerin arasına mum yerleştiriyoruz. Annemin doğum günlerinde de biz ona zamanla pasta hazırladık. Artık pasta mevzumuz tamam. Sıra geldi diğer hazırlıklara…

Hediyeler için bekarken ablam çalışanlardan ne kadarlık hediye alacaklarsa, ne istiyorlarsa onları öğrenir alırdı; ama bu durum istisnai olurdu. Herkesin zevkini iyi bildiği için genelde ona bırakılırdı hediye işi. Ablamın doğum gününde de herkes çok özenirdi. Küçüklerin adına da hediyeleri o alırdı. Bazen para birleştirip çok güzel hediyeler aldığımız da oldu, bazen durumumuz yokken bir çorap da! Ama, illa hediye sürprizi yapardık. Sürpriz yapardık muhakkak, ilkokulda bir kez şiir bile yazdığımız oldu… Babamın bizlere çizdiği tablo da oldu, annemin nice günlerce işlediği el emeği göz nuru örgüler de hediyelerde yer alabiliyordu. Ya da hayal ettiğimiz bir şey varsa, sürpriz olarak gelebilirdi. Hatta, bir kez babam annemin doğum gününü unutmuş yoğurt alarak eve gelmiş; onu da hediye diyerek kandırmaya çalıştığı da olmuştu. Hediyeler mevzumuz da tamam.

Zamanla büyüyen küçük kız kardeşim de evi süslemeyi severdi. Hani şu resmi bayramlardaki süslemeleri bilirsiniz, o süslerden alır, duvarlara bile yaşlarına göre esprili notları birlikte yazar yapıştırırdık. Yerlerde bir sürü balonları şişirir bırakırdık. Lambadan kütüphaneye kadar, aklınıza gelen salondaki her köşe süslenirdi. Ortam mevzumuz da tamam, bayrama hazırız.

Babam biz küçükken tek takılırdı, zamanla birkaç şişe alkol hazırlığı yapmak zorunda kaldı. Herkes zamanla aynı anda kadeh kaldırdı. Birlikte yudumlarken alkolümüzü, masada doğum günü kime aitse, onun sevdiği yemek yapılırdı. Herkes, saygıdan güzel ve bakımlı olmalıydı. O gün çok özel bir gündü. Bir kişi kendisine özen göstermezse, önce fırça yiyip kılığını düzeltmek zorunda kalırdı. Hepimiz artık ortama uygunsak masaya oturur kadehleri doldururduk. Sohbetli yemeğimiz hayli uzun sürerdi. Ağır ağır yenilen o yemek hızlıca toplanacak bulaşıktı aynı zamanda… Masa mevzumuz da tamam…

Koltuğa oturup, sohbetlere herkes o akşama hazırlanmış gibi olurdu. Kimi insanları, kimi olayları, kimi esprileri patlatırken; kimi şiir okur, kimi onun karşısında başka şiirle yanıt verir; arada okuduklarımızdan ya da başka ilginç şeylerden de sohbet olurdu. Biz, ailece  birlikteyken şarkı söylemeyi severiz. Genelde babamla ben başlardım şarkıya türkülerle, ama ablam illa araya bir Müren şarkısıyla parazit olurdu. Küçük kız kardeşim de özgün müzikten şarkılar isterdi, hadi şunu söyleyelim diye. Eski nostaljilerden, yeni moda parçalara kadar; repertuvarımız geniştir. Yalnız, hala rep söyleyemiyoruz. Bir şarkıyı erkek kardeşimden öğrenmeye çalışsak da başaramadık. Erkek kardeşim küçükken katılmazdı bize, zevkimiz başkaydı. Şimdilerde birçok şarkıyı öğrenmiş, zevki de bize benzemişti. Annem kolay kolay şarkı söylemezdi, söyleyemezdi ki! Şarkı sözlerini ezberleyemiyor. Arada birkaç satır… 

O arada büyüklerin doğum günüyse, en küçük kardeşimiz mumlu pastayı götürüp mum üfletirdi. Kimin pastayı ileteceğine bile özen gösterirdik. Bir başkası da hediyeleri iletirdi. Hediyelere notlar da bazı zaman iliştirilirdi. Hediyelerden sonra da sarılmalar tebrikler… Artık çok geç saatlere kadar sohbet vardı. Mum mevzumuz da tamam. Artık günümüze değinmem gerek.

Hepimiz neredeyse ayrı ev olduk. Eski doğum günleri güzel fotoğraflarda yer alıyor. Yakında benim doğum günüm var. Yaş ilerliyor. Eskisi gibi güzel bir doğum günüm olmayacak. Bu korona günlerinde herkes evlerine kapanacak. Bu yıl çekirdek ailemle yeni yaşıma gireceğim.

Gözlerim çok hızlı doluyor, yaşlanıyor muyum? 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun