4 Eylül, Sivas Kongresinin ve CHP’nin Kuruluşunun 102. yıldönümü, Türkiye Cumhuriyetinin Bilim Dünyasındaki Büyük Kayıpları…

Bugün 4 Eylül Sivas kongresinin 102. yıldönümü

Kongrenin en önemli kararı Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk derneklerinin birleştirilmesidir. Büyük önderimiz Cumhuriyet Halk Fırkasının kuruluş tarihi olarak 4 Eylül’ü işaret eder.

Bu kongrede mandacılık kesin ve bir daha gündeme gelmeyecek şekilde sonlanır. Kongreye Tıbbiyeli Hikmet’in duruşu damgasını vurur.

Nedense daha sonraları CHP’nin kuruluşu 9 Eylül olarak kabul edilse de (Bence 4 Eylül Sivas kongresi Partinin kuruluş günüdür.)

Bugün 4 Eylül Sivas kongresinin 102. Yıldönümünü… Son yorumum; bu kongre Cumhuriyet tarihimizin çok önemli bir aşamasıdır, kutlu olsun.

Türkiye Cumhuriyetinin bilim dünyasındaki büyük kayıpları

Türkiye Cumhuriyetinin bilim dünyasındaki büyük kayıplarını (Özellikle son dönemlerde ülkemizde bilime karşı işlenen suçlar büyük boyutlara ulaşmıştır.) Telafi edebilir miyiz? Bu yazıyı bu amaçla kaleme aldım.

Önce Atamız Mustafa Kemal’in şu sözleri ile başlayalım:

“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiç bir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.”

Tespit 1) Türkiye’de bilime vurulan ilk darbe 27 Aralık 1949 yılında Türkiye ile ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması anlaşması ile başlar… Bu anlaşma ile ABD kültürü Türk kültürüne egemen olur.

Dönem ABD ile Rusya arasında soğuk savaş dönemidir. Türkiye tam bağımsız Kemalizm’den ve laiklikten uzaklaşmalıdır. Bu anlaşma ile kurulan komisyonda her türlü konuda ABD büyükelçisinin kararı geçerli olacaktır.

Bu anlaşma öncesi ülkemiz Truman doktrini ve Marshall yardımı ile 152,5 milyar dolar yardım almıştır. Anlaşmayı imzalayan rahmetli İsmet İnönü’nün sonradan çok pişman olduğu bilinir.

Bugün bu olaydan ders alınmalıdır… Emperyalist ülkelerden borç almaya kalkarsan ülkenin onurunu satarsın.

Bu anlaşmanın sonucu ülkemiz bilimde Avrupa’nın, Ortadoğu’nun en geri kalmış ülkesi oldu. Artık bu acı gerçeklerden sonra ülkemiz için tekrar bilimi yakalama gibi şans olur mu?

Tespit 2) Şimdi bilim alanında büyük bir atılım yakalayan Çin’i ele alacağım. Sayın Cumhurbaşkanımız Çin’i ziyaretinde onların koyu kırmızıçizgisi olan “Tek Çin vardır, Çin devletinin yönetimi Çin Komünist partisine aittir” dedi…

Türkiye ile dostluk bu sözler bağlıdır. (Ne yazık ki geçtiğimiz günlerde ülkemizi ziyaret eden Çin Dışişleri Bakanı’na bizim Dışişleri Bakanımızın, “Uygur Türkleri konusundaki hassasiyetimizi ifade ederiz.” sözü talihsizliktir.

Bazı siyasetçilerin!!! Sincang’daki Uygur Türklerine yönelik alkış veya bir kaç oy uğruna bilimde şu anda dünya birincisi olan Çin’le ilişkilerimizin bozulmamasını umarım. Ticari ilişkilerimizi de düşünmeliyiz…

Tespit 3) Japonya da yapılan bir araştırmada “En fazla alıntılanan akademik makale sayısında Çin ilk kez ABD’yi geride bırakarak dünya birincisi oldu.”

2017/ 2019 yılları arasında ki dönemde
Çin
40219 makale ile birinci
ABD
37124 makale ile ikinci
İngiltere
8687 makale ile üçüncü oldular.
Çin makalelerinin önemli bir bölümünde Kimya, Mühendislik, Bilgisayar gibi konuların ağırlıklı olduğu ifade edildi.

Tespit 4) Yazar Özlem Yüzak’dan bir alıntı; yükselen Asya’nın en başarılı üniversitelerinin altı tanesi Çin, iki tanesi Singapur, bir tanesi Güney Kore ve biri de Japonya ya ait…

Türkiye’ye gelelim:
Koç Üniversitesi
465’inci
Sabancı Üniversitesi
530’uncu
Diğerleri
750 – 800 aralığındalar.
Ülkemizin bilimdeki bu gerilemesini kabullenemeyiz. O halde önerilerimi şöyle sıralamak isterim:

1) Çin ile Türkiye arasında bilimi ülkemize taşıyacak anlaşmalar için çok müsait bir zamandayız. Çin’le ABD arasındaki gittikçe artan gerilimden yararlanmalıyız. (Büyük önderimizin çıkar çatışması içindeki emperyalist güçlere karşı kazandığı zaferleri anlayıp…)

2) Türkiye ile Çin arasında ortak bilim geliştirme merkezleri kurabilmeliyiz.

3) Ülkemizde her il ve kasabalara yayılan üniversitelerimiz yeniden yapılandırılmalı.

4) İktidar Partisi ve Muhalefet Partileri ortak bir kararla bilimin gelişmesi ile ilgili ortak kararlar üretebilmeli.

5) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki üniversitelerimizde dost ülkelerle işbirliği sonucu (ki bunlar Çin, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan olmak üzere) yeni bir yapılanmaya gitmek ve Kuzey Kıbrıs’ı bilim merkezi haline getirmek.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum; iki gün önce yapılan on kişinin alınacağı bir iş için pek çok üniversite mezunu gencimizin umutsuzca başvuruşunu içime sindiremiyorum…

Ve isterim ki çok yetenekli gençlerimiz yurt dışına gitmesinler ülkemizde daha iyi koşullar yaratılsın.

Bu yazımla ülkemize hizmet etmek gibi bir hedefe ulaşabildim mi?
Yorum sizlerin…

Not: Yazıdaki önizleme fotoğrafı Sn M Osman Akbaşak’a ait.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun